Türk Dünyası'nda Alfabe ve Dil Meselesi

Prof.Dr.Bahtiyar Vahabzade 26.01.2013 3486
D
aha XIX. asırda Gaspıralı'nın ortaya koyduğu "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" fikrinin ne kadar önemli olduğunu bu gün daha fazla hissediyoruz. Fakat yazıklar olsun ki o zamandan 120 – 130 yıl geçmesine rağmen bu gün o fikrin önemini bizim birçok aydınlarımız bile tam manasıyla anlayabilmiş değiller.

O zamandan bu yana geçen uzun süre içinde Rus imparatorluğu, terkibinde olan Türk halklarının başına bin bir türlü, oyun açmış. Onları Sibirya çöllerine sürmüş, toplu katliam yapmış, alfabelerini değiştirmiş, kendi dillerini yasaklamış. Türkistan gibi büyük Türk Yurdunda yaşayan aynı millete farklı adlar vermiş. Fakat buna rağmen Rus imparatorluğunun asıl maksadını anlayamayan bazı aydınlarımız bu gün bile Gaspıralı'nın ortaya koyduğu birlik çağrısına duyarsızlık gösteriyorlar.

Gaspıralı'nın fikrini hayata geçirmek için ilk önce Türk halkları arasında alfabe birliğini gerçekleştirmeliyiz, çünkü alfabe birliği olmadan dil birliği olmaz, dil birliği olmadan fikir birliği olmaz, fikir birliği olmayınca iş birliği de mümkün değil.

Çar Rusya'sı döneminde bütün Müslüman halkları için aynı olan Arap alfabesi kullanılıyordu. Arap alfabesinde " ä (é), i, ö, u, ü, o " gibi ünlü sesler olmadığından bu alfabe Türk halklarını birleştiriyordu. 

Mesela, "gäl" kelimesini " ä " "(é) harfi işlenmeden yalnız "g" ve "I" harfleri ile yazılıyordu.

Azeri Türkleri, onu "gâl" (gel) gibi. bazıları "gel" gibi.
Tatar ve Başkurtlarsa, "gil" gibi okuyup aynı manayı anlıyorlardı. 

Bu yüzden de Kırım Türklerinin "Tercüman" gazetesini, Azeri Türklerinin "Molla Nasrettin" dergisini. Türkiye Türklerinin çeşitli adlarda çıkan gazetelerini bütün dünya Türkleri okuyup anlayabiliyordu. Bununla da lehçe farkı ortadan kalkıyordu, Alfabe birliği bizi dil birliğine getiriyordu.

Bu birliği istemeyen Sovyet imparatorluğu Kiril alfabesine yönelik her Türk halkına ayrı bir alfabe düzenleyerek bizi birbirimizden ayırdı. Ama biz bu meselenin kökünde yatan asıl maksadı anlayamadık.

Türkiye'de Türkoloji Kurultayları Başladı Ama...

Sovyet imparatorluğu dağıldıktan sonra, Türkiye'nin önderliği ile Türkoloji kurultayları, konferanslar, sempozyumlar yapılmaya başladı. İşte bu toplantılarda yeniden İsmail Gaspıralı 'nın meşhur fikri dile getirildi. "Dilde, fikirde ve işte birlik!" Gaspıralı sanki XIX. asırdan başkaldırarak bizi yeniden birliğe çağırıyordu.

Türk Halklarının hepsi ağız birliği yapmışçasına bu birliğin vacipliğini vurguladılar. Fakat alfabenin birliği ile ilgili konu açıldığında her biri kendi lehçesini ileri sürmeğe başladı. Bununla lehçe farkı dil birliğine üstün geldi.
    
Peki şimdi ne yapmalı? İş budur ki, meseleye realite yönünden yanaşırsak, Türk halklarının asırlar boyu birbirinden ayrı düşmesi dilde de büyük farklar meydana getirmiştir. Bu yüzden de eski Sovyetler birliğinde Türk halkları ana dillerinde birbirini yeterince anlayamadıklarından yine de ortak dil olarak Rus Dilinde konuşmak mecburiyetinde kaldılar. Bu ise biz Türkler için faciadır. Şahsen ben bunu bir Türk olarak kendim için büyük bir hakaret sayıyorum.

Ben bu zor meselenin çözümünü ilk olarak bütün Türk halkları için iletşim dili olarak Türkiye Türkçe'sinin esas alınmasını makbul sayıyorum. Ben diyorum ki; her Türk kendi ülkesinde, kendi lehçesinde konuşsun, yazsın, ama aramızda yapılacak olan toplantılarda her birimiz için iletişim dili olarak Türkiye Türkçe'si esas alınsın.

Meşhur Alman Türkoloğu Maks Müler, Türk Dili'nin büyüklüğü, güzelliği hakkında şöyle yazıyor:

 "Türk Dili'nin kaideleri o kadar mükemmeldir ki, bu dili lisaniyat âlimlerinden mürekkep bir heyet, bir akademi tarafından şuurla yapılmış bir dil zannetmek mümkündür".
   
Ana dilimiz hakkında söylenen bu büyük fikri açıklamaya gerek yoktur. Çünkü hakikaten Türk Dili'nin kaideleri ve kanunları son derece de mükemmel olduğundan onu bozmaya dilde yeni kaideler koymaya ihtiyaç yoktur.

(*) Azerbaycan'lı şair ve yazar.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…