Türk Dilinin Kullanılmasına Dair Kanun

Rahim Er 21.05.2021 1248
T

ürkçe’nin doğru ve güzel kullanılması için kanunî düzenleme yapılıyormuş. Fevkalade isabetli ve geç kalmış bir teşebbüs. Ancak tesellimiz zararın neresinden dönülse kâr olacağı keyfiyetidir.

Devlet Bakanlığı tarafından hazırlanarak Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılan taslak, sadece mevzuun tanzimi ile kalmıyor; alınan tedbirlerin hayata geçmesi ve kanuna riayet için çeşitli müeyyideler de getiriyor.

Mevcut manzaradan rahatsız olmayan bir tek vatandaşımız olacağını sanmıyoruz. Bilhassa büyük şehirlerimizin ara sokaklarına varıncaya kadar bütün iş yerleri yabancı isimli tabela taşıyor. Tabiî İstanbul’un izinden giden Anadolu tüccar ve esnafı da aynı hatayı tekrarlıyor. Ancak vahamet sadece dükkân ve şirket isimlerinde de değil. Günlük konuşmamız da başta İngilizce olmak üzere yabancı kelimelerle doldu. Maruz kaldığımız kültür emperyalizmi sebebiyle alt şuurumuz öylesine şartlandı ki ecnebi etiket taşımayan malı düşük kalite; sözünün aralarına bir batı dilinden karşılıklar katmayan insanı aydın kabul etmiyoruz. Yani topyekûn suçluyuz.

Bir insan toplum önünde herhangi bir Avrupa şehrinin ismini yazıldığı gibi okusun bakalım ona hangi gözle bakıyor, nasıl mühtehzi edalarla süzüyoruz. Oysa hiçbir Amerikalı, mesela bizim Siirt ilimizi Türkçe aksanı ile söylemez; böyle bir derdi de yoktur. Bu bakımdan şuuraltımıza senelerden beri damla damla şırınga edilen zararlı telkinlerle aşağılık hislerine kapıldık. Bu böyle bir aşağılık duygusu ki önce anne-babalarımızın aslında saf ve tertemiz lisanları ile alay ettik. Çünkü resmî yönlendirme böyleydi. Harf inkılabı ile yetinmemiş dili de değiştirmek gibi bir garabete düşmüştük. Türkçe, Agop Dilaçar’a teslim edildi.

“Öztürkçe” ve “Türkçe’nin arılaştırılması” gibi ırkçı bir mantıkla yapılan çalışmaların gerekçesi Türkçe’yi Arapça ve Farsça kelimelerden kurtarmaktı. Aslında bu bir bahaneydi. İki maksat güdülüyordu. Birincisi, ecdatla irtibatı kesmek; ikincisi Kur’an’la bağı koparmak. Zira dilden atılan kelimeler, daha ziyade Kur’an-ı kerim menşeliydi.

Halbuki milletlerin aid oldukları medeniyetler vardır. Bu medeniyetler, kendine mensup olan unsurları çeşitli bakımlardan beslerler. Hıristiyan medeniyetinin dili Latincedir. Bu itibarla Fransızca’nın da İngilizce’nin de Almanca’nın dil kökü Latincedir. İslam medeniyetine dahil milletlerin de dil kaynakları Arapça’dır. Eski Türkler, ihtiyaç oldukça sadece Arapça’dan değil; Farsça’dan da kelimeler almışlardır. Bize mekteplerde ana ve zengin Türkçemiz olan Osmanlıca’nın Arapça-Farsça-Türkçe’den mürekkep uydurma bir dil olduğu söylendi.

Bu iddia dedelerimizi kötülemenin bir başka usulü idi. İmparatorluk kuran bir millet, kendi diline sahip çıkmaz mı; öyle bir devletin bir dil siyaseti olmaz mı? Bu mümkün değil. Arapça dinî lisan olduğu için mecburen bazı kelimeler alınıyordu. İranla cephelerde savaşılmasına rağmen tasavvuf ve edebiyat ihtiyaçları itibariyle bu memleketten Farsça kelime geliyordu. Bu bakımdan Osmanlı bir denge kurmuştu. Türkçe: Devlet dili, Arapça: İlim dili, Farsça: Evliya dili.

Zaten Osmanlı Devleti, bir dengeler nizamıdır. Ancak devrin Türkçe’sini sadece yabancı kelime ithal eden zavallı bir lisan sanmak son derecede hatalı olur. “Lisan-ı Türkî”, ithal ettiğinden çok kelime ihraç etmiştir. Yunanistan, Bulgaristan, Irak vs. dahil imparatorluk coğrafyamızda yaşamış bütün milletlerin şu gün bile dillerinde çok ciddi seviyelerde Türkçe kelime vardır. İfrat davranışlarla kendi dilimizi batıya karşı yenik düşürdük. Bu sebeple kanun taslağına ve taslakla birlikte düşünülen tedbirlere seviniyoruz.

İşyerlerinde Türkçe isim kullanma şartı isabetlidir. Yabancı kelime tercih edenlerden yüksek vergi almak ve bu kelimelerin Türkçe ibarenin altında ve daha küçük olarak yazılma tasarrufu da doğrudur. Bununla beraber ticaret mensuplarına karşı dikkatli davranılarak, ziyan görmemeleri için de gayret sarfedilmelidir.

Ayrıca Dil İzleme Kurulu oluşturularak Türkçenin yazılı, sözlü ve görüntülü yayında imla, telaffuz ve gramer bakımından yanlış kullanılması halinde yayın kuruluşlarına ihtar, para cezası ve nihayet yayını geçici olarak durdurma cezalarının getirilmesini de yerinde buluyoruz. Sunuculukla spikerliği nerede ise manken mesleği yapan mevcut uygulamaya da dur denerek sunuculuk sertifikası istenmesi takdir edilecek bir düşüncedir. Kelimelere karışılmaması da yerindedir. Çünkü dil, kanunla değil edebiyatçılarla serpilir.

Ancak Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlüğü mevcut hali ile ihtiyacı karşılayamaz. Zaten kelimeler cinayetini eski TDK bu kitapla işlemişti. Bu sebeple yeni TDK’nın canlanıp silkinmesini bekliyoruz. Mesela inceltme işaretleri tekrar kullanılmalıdır. Bugün “kâr”la “kar” aynı şekilde yazılıyor. Eski Türkçe’mizle, Azerbaycan, Kerkük ve Türkistan Türkçesinden mevcut fakirlikten kurtulmak maksadıyla kelimeler alınmalıdır. Ne var ki bu teklif artık dilimize malolmuş batıdan gelen kelimeleri düşman ilan edelim demek değildir.

Ve son teklifimiz: Liselerin edebiyat şubelerine Osmanlıca dersi konmalıdır. İnsan kelimelerle düşünür. Zengin Türkçe kelime hazinesine sahip olanlar zengin düşünürler. Bizim zengin düşünceli insanlara ihtiyacımız var.

Hayat, onlarla güzeldir.

 

 

 

 

 

 

 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…