Türk Dili ve Kültür Emperyalizmi

Prof. Dr. İsmet Miroğlu 15.10.2021 1482
D

uyguların, düşüncelerin ve isteklerin iletilmesinde kullanılan ve ses, işaret, sembol veya kelimelerden meydana gelen anlaşma aracına “dil” diyoruz. Türk dili coğrafya bakımından, ana dil olarak konuşulan en yaygın, fakat aynı zamanda kültür emperyalizmine en çok maruz kalan dildir.

Türk diline yapılan tecavüzler, bünyesine uydurma veya başka dillere ait ve Türk halkına yabancı olan kelimeleri sokmak suretiyle gerçekleştirilmektedir. Hedef, dilimizi ve dolayısıyla kültürümüzü bozarak, milli bütünlüğümüzü parçalamaktır.

Türkiye’de özel televizyonların ve haftalık televizyon dergilerinin çuna “İngilizce” adlar verilmesi bir tesadüf olabilir mi?

Büyük çoğunluğu ile insanımıza bencillik, sorumsuzluk, rüşvet, şiddet, kumar, alkolizm, hayâsızlık, materyalizm ile Batının örf ve adetlerini aşılamak için âdeta seferber edilen kitle haberleşme araçlarının kültür emperyalizmine hizmet etmesi, tesadüf ile izah edilebilir mi?

Piyasada satılan birçok giyim eşyası üzerinde görülen İngilizce kelimeler, Türk halkından gelen istek üzerine mi yazılmıştır?

Türk halkının anlamadığı ve Türkçe Dilbilgisi kuralları çiğnenerek uydurulan kelimeler ile yabancı kelimeleri, Türk halkı ile alay edercesine, radyoda, televizyonda, basında ve eğitim kurumlarımızda bilinçli olarak kullananlara “vatansever” diyebilir miyiz?

Sadece dilimize yapılan saldırıların dikkate alınması halinde bile, milli kültürümüzün ne kadar vahim derecede tahrip edilmekte olduğunu inkâr etek mümkün müdür?

Türk diline tecavüz edenleri şöyle sınıflandırabiliriz:

1. Batının kiralık ajanları,

2. Marksist-Leninist ideolojisiyle şartlanmış olanlar,

3. Kozmopolitler,

4. Batı kültürünü benimsemiş olanlar,

5. Bunları bilerek veya bilmeyerek taklit edenler.

Bunların ilk üç grubu, Türk Milletinin parçalanıp yok olmasını isteyenlerdir. Dördüncü gruptakiler milli kültürümüzden uzaklaşmış olanlardır. Beşinci grupta bulunanlardan, kültür emperyalizmine bilerek hizmet edenler de Batı kültürünü benimsemiş olanlar gibidir. Batı kültürünü bilinçsizce taklit edenler, farkında olmadan kendi milletine zarar veren gafillerdir. Hainler, felaketi bilerek hazırlayanlar, gafiller ise bunlara bilmeden yardım edenler veya seyirci kalanlardır.

Bir milletin kültürü, onun mazisinden süzülüp gelen maddi ve manevi değerlerini günümüze ve geleceğe bağlayan ve tarih şuurunu nesillere ulaştıran bir köprüdür. Bu sebepten milli kültürün en önemli unsuru dildir.

Konuşulan dilde halkın kullandığı kelimeleri değiştirmek, bunlarla ilgili kavramları alt üst ederek, kavram kargaşasına ve fikir anarşisine sebep olur. Dilin bu özelliğini çok iyi bilen ve Türkiye’yi öncelikli hedef olarak seçmiş olan Batılı güçler, Türkçe’ye uydurma ve yabancı kelimeleri sokacak olan kiralık ajanları, bu maksatla eğitilmiş ajanları vasıtasıyla bulmakta ve bu elemanların milli kültürümüzü, plânladığı gibi tahrip etmeleri için ellerinden geleni yapmaktadırlar.

Batılıların kültürümüzü yıkmak için kullandıkları kiralık ajanlar, genel olarak, Türk ve Müslüman isimleri taşıdıkları halde, Türklük ve Müslümanlıkla ilgileri, bunların yok edilmesinde görevlendirilmiş olmalarıdır. İstisnalar hariç, kiralık ajanlar “Türkçe”yi ana dili gibi bilmelerine rağmen, çoğunun ana dili Türkçe değildir! Fakat Türkçe’nin nasıl yozlaştırılacağı konusunda uzman olmuşlardır.

Batılılar ajanları vasıtasıyla, demokratik hürriyetleri bölücü ve yıkıcı faaliyetlere dönüştürdükleri hedef ülkelerden biri olan Türkiye’de, 1961 Anayasası’ndan sonra ortalama olarak her on senede bir hortlattıkları anarşi ve terör olaylarının milli kültürümüzdeki tahribat ile paralellik göstermesi bir tesadüf değil, aksine, başta Türkçe olmak üzere milli kültürümüzün unsurlarında yapılan tahribatın beklenen neticesidir.  Kültür emperyalizmine maruz kalan dilimiz felç edilerek, edebiyatımızda eser verilemez olmuş, aralarına dil, düşünce ve görüş ayrılıkları sokulan nesiller, birbirini anlayamaz hale getirilmiştir.

Milli kültürüne ve insan haklarına karşı olan komünist rejimin, Türk kültürünü silmek için uzun yıllar Orta Asya’da “Türk” ismini yasaklamış olmasına şaşılmaz! Nitekim insanlık dışı olan bu rejime dayanan Sovyetler Birliği devam edememiş ve 1990 yılında kendi kendini feshetmek zorunda kalmıştır.

Komünist rejimin, milli kültürleri reddettiği, komünist liderler tarafından gizlenmemiş, bu ilkeden hareket eden komünist liderler, hedef ülkelerdeki ajanlarını milli kültürlere kıyasıya saldırtmışlardır!

Tanzimat’tan beri Batı’nın devamlı kültür emperyalizmine maruz kalan kültürümüz, Sovyet rejiminin kuruluşundan dağılmasına kadar geçen zaman içinde ayrıca komünist ajanların da saldırılarına maruz kalmak suretiyle iki taraftan tecavüze uğrayarak, önemli ölçüde tahrip edilmiş, gerek Batılıların, gerek Sovyetlerin planladıkları zamanlarda istenilen anarşi ve terör ortamları meydana getirilmiştir. Bu sebepten Batı zihniyeti, en az komünizm kadar, milli kültürlere ve insan haklarına karşıdır! Azerbaycan ve Bosna-Hersek katliamları da bunu açıkça göstermiştir!

Sovyetler Birliği dağıldığı için onun tarafından yürütülen kültür emperyalizmi, komünizmle şartlanmış kişiler vasıtası ile Batı’nın milli kültürümüze olan saldırıları ile Batılı güçler tarafından amansız bir şekilde devam etmektedir. Avrupa’da papanın emriyle 1311’de kurulan Şark Dilleri Kürsüleri’nin görevi, Müslüman ülkeleri parçalamak için milli kültürlerini yıkmak üzere misyonerler ve ajanlar yetiştirmektir.

Batılıların, Şark Dilleri olarak isimlendirdikleri diller, hedef ülkelerin dilleri olup, bunların başında Arapça ve Türkçe gelmektedir. Öncelikle Arapça ve Türkçe öğrenen ajanların ve misyonerlerin görevi, başta Türkiye olmak üzere, Müslüman ülkelerde dil, din birliğini parçalayıp, Batı sömürüsünü mümkün kılacak şartları hazırlamaktır! Sömürgeci Batılı ülkeler bu maksatla günümüzde daha çok sayıda fanatik misyonerler ve ajanlar yetiştirmeğe devam etmektedirler.

Batılıların, Müslüman ülkelerin kültürlerinde ve özellikle dillerinde ve dinlerinde yaptıkları tahribat o kadar korkunç olmuştur ki, bu gün nüfusu itibariyle yüzde yüz Müslüman kalan ülke yok gibidir! Müslüman ülkeler arasında, halkının dini inancı bakımından en sağlam kalanı Türkiye olmuştur. Bu durum, Türk milleti için büyük bir güç, devlet varlığımız için de çok önemli güvenlik unsurudur. Bütün mesele, milli varlığımıza yönetilen kültür emperyalizmine karşı lüzumlu tedbirlerin vakit geçirmeden alınarak, milli kültürümüzün ve dolayısıyla milli bütünlüğümüzün gerektiği gibi korunmasıdır.

Toplumları millet yapan milli kültürlerdir. Kültürlerine sahip çıkmayan milletler yok olmaya mahkûmdur. Tarihten ve yakın geçmişimizden ders alarak, milletimizin maruz kaldığı kültür emperyalizmine karşı milli varlığımızı korumaya mecburuz. Bu mecburiyet, eğer devlet ve millet olarak yok olmak istemiyorsak bir “ölüm-kalım” meselesidir.




İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…