Türk Dili Üzerine Düşünceler

Mithat San 14.12.2010 6637

D
il, Allah'ın insanlara bahş ettiği, en büyük nimetlerden biridir. İnsanları hayvanlardan ayıran ve ona insan olmak vasfını veren dil'dir. Bir Türk atalar sözü bu gerçeği, şu veciz sözlerle dile getirir. “İnsanlar konuşa konuşa anlaşırlar, hayvanlar koklaşa koklaşa.”

Bir bilginler gurubu İlk Çağlar'da yaşayan toplulukların dil ve kültürleri arasındaki ilişkileri üzerinde derinlemesine araştırmalar yapmıştır. Bu inceleme sonucunda yayınlanan raporda, bu alana ışık tutan tefarruatlı bilgi verilmiştir. Raporda şöyle deniliyor: “Dil, her zaman, kültüre öncülük etmiştir. Yayınlanan eserler, dâima, haz duyulan bir miras olarak ve milletin bir parçası hâlinde, gelecek nesillere mâl olmuştur."

Raporu yayınlayan Sosyal Bilimler Ansiklopedi'si, rapordaki görüşlere katılmakla yetinmeyip, bunları daha da genişleterek, şu sözleri eklemektedir: "Dil, modern milliyetçiliğin en mühim faktörlerinden biridir. Hele ana dil kavramı, dili, insan şahsiyetini oluşturan, zekâsını işleten, ilmî gücünü arttıran ve kültürünü besleyen bir kaynak hâline getirmiştir. Ana dil şahısların duygularını, tabiî olarak anlatmaları ve benliklerini ortaya koymaları için en uygun bir ifâde vasıtasıdır."

Ana dili, bir milletin kültürünün ve ferdlerinin şahsiyetinin anahtarıdır. Bu gerçeği kabul etmeden, 18. inci yüzyılın ortalarından bugüne kadar geçen bu kısa zaman içinde, filolojinin bu derecede büyük bir hızla gelişmiş olmasını anlamak ve izah etmek mümkün olamazdı. İnsanlar ana dillerinin söz dizisinin tonunda ve âhenginde kendi yaşayışlarının en uygun huyunu ve mizacını bulurlar, en derin rûh duygusunu tadarlar. Konuşma ile yazı biri birileri ile çok yakın akrabadırlar.

Prof. Roman Small Stocki, şöyle diyor:

«Dil, düşünmenin ve düşünüleni anlatmanın zeminini meydana getirir. Hele ana dil bir milletin oluşmasının ve gelişmesinin temelini teşkil eder. Ağızdan çıkan bu titreşimli kelimeler, yalınızca kavramları anlatmakla kalmazlar ve fakat çok daha derin kaplamı bulunan duygu ve heyecanı dile getirirler.

Bu kelimelerin kendilerine hâs mûsikileri ve karakteristik âhenkleri vardır ve belli bir söz dizisi melodisi meydana getirirler. Ferdlerin ve milletlerin yaşayışları üzerinde, dilin yaptığı tesirin derecesi ve oynadığı rolün azameti, asla yeteri kadar takdir edilemez. Düşüncenin ve duygunun yaratıcı gücü olan dil, aynı zamanda, milletin ve milliyetin de ortak mirasıdır.»

Bu alanda bir başka otorite olan Wilhelm Von Humboit diyor ki:

«Bir milletin Ana dili, o milletin gerçek yurdu ve Anavatanıdır. Allah'ın kullarına tecellisi, resim ile değil, sözle olmuştur. Allah kelâmı, ümmetlere, peygamberler aracılığı ile, kelime ve söz olarak gönderilmiştir. Nitekim, Mukaddes Kitablar'da Dil, İnanç ve Allah'ın Emirleri iç içedir."

Filoloji alanında birer otorite olan ilim adamlarından bâzılarının dil üzerindeki düşünce ve kanaatlerini yukarıda açıkladık. Şimdi de, yine milletler arasında birer otorite sayılan türkoloğ, filolog ve târih bilginlerinden bâzılarının, Türk dili hakkında söylediklerini dile getireceğim.

Ünlü bir tarih bilgini olan Toynbee'nin Türk dili hakkındaki yazdıklarına bir göz atalım :

Toynbee, 12. ci yüzyıl ile 14. cü yüzyıl arasında geçen 200 yil gibi kısa bir zaman içinde Anadolu'nun Türkleştirilmiş olmasını târihin bir bilmecesi, hattâ mûcizesiı saymaktadır. Yazar, bunun zorla ve kılıç kuvveti ile kabul ettirilmediğine bilhassa işaret etmektedir.

Bu Türkleştirme'nin sosyal alanda gelişmiş durumda bulunan o zamanki Anadolu halkının Türk dilini, Türk dinini ve Türk   ülküsünü   benimsemesi   sonucunda meydana geldiğini yazan Toynbee, iklim değişikliği ve diğer bâzı zorlayıcı sebebler yüzünden yurdlarını bırakan göçebe bir step halkının sayı üstünlüğüne de sâhib bulunmadığı hâlde bu Türkleştirmeyi gerçekleştirebilmesini, Türk dilinin olağan üstü bir başarısı olarak kabul etmektedir.

Max  Müller, Türk dili hakkında şöyle diyor:

" Türkçe'nin bir  gramer kitabını okuyanlar, bu dili öğrenmek niyetinde olmasalar bile, yine de, zevk duyarak okumağa devam ederler, isim ve fiillerin çekimindeki düzenli sistem ve gramerle ilgili, diğer bütün durumların ortaya konuluşundaki ustalık insanı hayrete düşürür. Bu dili inceleyenler, dilin yapısındaki saydamlık, kolayca anlaşılabilir vasfı ve insan zekasının belirtme gücü karşısında hayranlık duyarlar. Türk dili, düşünceyi, duyguyu ve heyecanı en ince ayrıntılarına kadar belirtecek bir kudrete sâhibtir.

 Türk dilindeki ses ve şekil elemanlarının, baştan sona kadar düzenli ve ahenkli bir sisteme göre biribirileri ile bağdaştırılması, insan zekâsının bu dilde âbideleşen bir başarısı olarak tecelli eder. Birçok dilde, bu vasıflar perde arkasına gizlenmiş durumdadır. Karşınızda, sisler içerisindeki seçilmez kayalar gibi dururlar. Bu dillerin yapısındaki organik elemanlar, ancak dil bilginlerinin mikroskobik araştırmaları ile ortaya çıkarılabilirler.

Türk dilinde ise, her şey apaçık ve aydınlıktır. İnsan billurdan bir arı kovanındaki petekleri seyr eder gibi, dilin iç ve dış yapısını net olarak görebilir. Türk dili, seçkin bir bilginler akademisinin uzun bir çalışma sonunda ve tatbikî bir şekilde meydana getirdiği mükemmel bir dil görünüşündedir. Steplerde kendi başlarına yaşayan göçebe bir halkın doğuştan edindiği dil duygusu kaideleri ile meydana koyduğu Türk dili, dünya yüzündeki benzerlerinden hiç de aşağı değildir. Kaldı ki, hiçbir akademik kurul, Türk dili kadar güzel bir dil yapamaz."

Tanınmış Fransız Türkoloğu Jean Deny'nin 1952 yılında Paris'de yayınlanan "La Langue du Monde" adlı eserinde, 8 lehçeye ayırdığı Türk dili hakkında şöyle diyor:

"Aradaki bâzı ufak eksikliklere veya fazlalıklara rağmen, eğer Yakut'larla Çuvaş'ları bir kenara bırakacak olursak, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Türklerin konuştukları Türkçede, gerçekten, pek az fark vardır."

Amerikalı yazar, Charlers W. Hoster:

"Türkler ve Sovyetler" adlı kitabında, Türklerin yaşadığı bölgelerin sınıflarını şöyle çiziyor: “Türk dünyası, Doğu Ak Deniz'den başlayarak Moğolistan'a vardıktan ve oradan Orta Volga (İdil) havzasının kuzeyine ulaştıkdan sonra, Asya Kıtası'nı, Kazakistan'ın Sibirya sınırlarına kadar uzanan bir kuşak seklinde sarar.

Şu hâle göre Charlers W. Hoster, yukarıda söylediği sözlerle, Asya Kıtası’nı bir kuşak gibi saran bu uçsuz bucaksız alanda yaşayan Türklerin sağlam ve çok yaygın bir dile sâhib olduklarını ortaya koymaktadır.

8. yüzyılın baştanda Kül Tiğin ile Bilge Kağan adlarına dikilmiş olan Orhun Anıtları'nda Türk dilinin ifâde kudretini gösteren metinler de Charlers W. Hoster'ye hak verdirmektedir.

Dede Korkut Hikayeleri, halk masalları, destanî, ata söneri, tekerlemeler, halk ozanları şiirleri, mânileri ve türküler. Türk dilinin inceliğine ve kıvraklığına güzel örnektir.

1073 yılında Kaşgarlı Mahmud,  Araplara Türkçe öğretmek maksadı ile «Divanü Lugâti't  Türk» adında bir kitab yazmıştı. Bu kitabta bir arabça veya bir acemce kelimenin karşısına aynı mânâda üç Türkçe kelime koymuştur. Bu eser, Türkçenin kelime hazînesinin zenginliğini, çürütülmesi mümkün olmayacak surette, ispat eden bir belgedir.

Esasen, bir dilin «insanın şahsiyetini geliştirmesi, zekâsını işletmesi, ilmî gücünü arttırması ve kültürünü besleyen bir kaynak hâline gelmesi» için, her şeyden önce, o dilin kendisinin olgunluk derecesine varması lâzımdır. Türk dilinin ise, daha 12. inci yüzyılda, bu olgunlaşma derecesine vardığına târih şâhidlik etmektedir."

 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…