Türk Dili Mes’elesi

Dr. M. Naci Onur 11.03.2021 1316
Y

eryüzünde yaşayan her milletin kendine mahsus bir dili vardır ve bu sayede birbirinden ayrılırlar. Bununla beraber bir cemiyeti diğer cemiyetten, bir milleti diğerinden ayıran bir takım özellikler vardır. İşte bu özelliklerden biri ve belki de en mühimi dildir. Birini diğerinden ayıran, o cemiyete kendi özelliklerine uygun bir şahsiyet veren ve tarih şuuru ile bütünleşmiş olan bu değerlerin tamamına kültür demek doğru olur.

Kültürün bir parçası halinde görülen dili genel olarak şöyle tarif edebiliriz. İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar sayesinde gelişebilen, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış gizli bir antlaşmalar sistemidir ve bünyesinde sesler örgüsü bulunan canlı bir varlıktır. Canlı oluşu insanların canlı oluşuyla izah edilebilir.

Bir milletin varlığını ve hayatını devam ettirebilmesi onun kültüründe yaşar ve devam eder. Kültürlerini kaybetmiş milletler, ismen var olsalar bile, kendilerine hayatlarını devam ettirecek ve gelişebilecek gücü veren asıl iksiri kurutmuş olduklarından dolayı zamanla yıkılmaya, dolayısıyla başka kültürlerin etkisi altında kalarak kaybolup gitmeğe mahkûmdurlar.

Düşünce ile dil, dil ile kültür, kültür ile millet arasında çok sıkı bağlar mevcuttur. Milletlerin tarihî ve ictimaî varlıkları içindeki kültür hazinesi, dil sayesinde bugüne gelir ve yarınlara da aynı vasıtayla aktarılabilir.

Dil sabit değildir, gerek iç bünyesindeki değişmelerle gerekse yabancı dil ve kültürlerle olan temasından ötürü bazı değişikliklere uğrayabilir.

Bunun en bariz örneğini İngilizce ile Farsça arasında Türkçe ile Arapça ve Farsça arasında bulmak mümkündür. Bazen aynı dil grubunda olmaları, bazen de kültür alışverişi sayesinde birçok kelimenin bir dilden diğerine intikal ederek yerleştiği, hem de bir daha çıkmamak üzere yerleştiği görülebilir.

İngilizlerin her zaman kendi dillerinde kullandıkları anne karşılığı mother (anne), brother (erkek kardeş), new (yeni) gibi kelimelerin Farsçada mader (anne), birâder (erkek kardeş), nev (yeni) şeklindedir ve sade telaffuzda çok az farklılık olmakla birlikte, bazı ses azlığı veya fazlalığı taşımaktadır.

Birçok kelimenin de kültür münasebeti neticesinde Arapçadan ve Farsçadan Türkçeye intikal ettiği bir gerçektir. Eskiden dilimizde bilim terimlerinin birçoğu Arapçadan alınmıştı.

Dil Anarşisi

“Şehir” kelimesi Farsça olduğu için yerine “kent” kelimesi konulmuş fakat kent kelimesinin de Farsça olduğu görülmüştür. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Buradan şu konuya girmek istiyorum. Türkiye’de anarşinin bulunduğu yıllarda dil anarşisi de vardı. Dil konusunda bilgisi olmayanlar dahi, bu mevzu etrafında fikir beyan eder hale gelmişler ve kendilerince Türk dilinin ıslahı yolunda reçeteler yazmaya başlamışlardı.

Hâlbuki dil kendi kanunları çerçevesinde gelişen ve büyüyen bir müessesedir, varlıktır. Ona, yanlış ve uymayan aşı yaparsanız kurur ve tutmaz. Nitekim öyle olmuştur. Çok yanlış ve uydurma kelimeler dilin bünyesine alınmaya çalışılmış fakat tutmamıştır. Garip olan şey şudur. İngiliz milleti var oluşundan bu yana anne olarak, kardeş olarak kullanmakta devam ettiği “mother” ve “brother” kelimelerini Farsçadır diye atmak istemiyor buna mukabil bizim dilimize de gerek Arapçadan gerekse Farsçadan giren ve atamayacağımız kelimeleri söküp atmaya çalışıyoruz ve büyük bir kargaşa çıkarmaya uğraşıyoruz.

Millî varlığımızın temelini teşkil eden dilimizin fertler arasında ayrılıklara yol açması akla sığmayacak ve kabul görmeyecek bir durumdur, bu durumun devamı millî menfaatlerimize her zaman zarar getirecek neticeler doğurur.

Türk dili en fazla yarayı basın ve yayın organları vasıtasıyla almaktadır. Birçok yanlış, uydurma kelimeler gazetelerde, dergilerde, kitaplarda, karikatürlerin alt yazılarında, fotoromanlarda yer alıyor. Genç dimağlar bunları yanlış öğreniyorlar ve hayata atıldıkları, meslek sahibi oldukları zamanlarda bile bu yanlışlıkları devam ettiriyorlar.

“ki” bağlacı ile ekini, “da” bağlacı ile ekini, “mi” soru ekini birbirinden ayırt edemeyen, “Süleymâniye Camii” diyen, konuşma diliyle yazı dilini birbirine karıştıran, konuştuğu gibi yazabilen, yazıda noktalama işaretlerini kullanamayan, özel isimlerin ilk harflerini küçük harflerle yazan şahıs, basın yayın vasıtası, dergi, gazete, yıllık takvimler en büyük zararı açmakta, fertlerin bu yolda şartlanmalarına ve aynı yanlışı yapmalarına sebep olmaktadırlar.

Netice

Netice olarak, dilde sadeleşme olmalıdır ve kendi kanunları çerçevesinde yapılmalıdır. Türk dili öz varlığından fedakârlık yapılmadan ortaöğretim kurumlarında bu konu ciddî şekilde ele alınmalı dilbilgisi, fonetik ve diksiyon ile birleştirilmeli mükemmel biçimde işlenmelidir.

Ders kitapları başta olmak üzere gazete, dergi vb. yayın organlarındaki imlâ ve noktalama konularına gereken ehemmiyet verilmeli, bunların tashihi için Türkologların kullanılması mecburî hale getirilmelidir. Ancak bu yola üç nesli tek nesle indirebilir ve kısa zamanda dil birliğini sağlayabiliriz.





İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…