Teşhis

Rahim Er 29.06.2021 1201
H

alk arasında “doktor yazısı” tabiri meşhurdur. Okunamayan metinler için “doktor yazısı gibi” denir. Bu imâlı tenkidin müsebbibi, sâdece el yazısı değil, ondan ziyâde reçetede yer alan kelimelerdir. Bu kelimeler, Latin ve Yunan kaynaklı olarak Avrupa menşelilerdir. Şu var ki “hasta” veya hasta yakınının anlamakta zorlandığı, reçeteyle de sınırlı kalmaz. Hekim, muayene ve teşhis safhasından sonra reçeteyi yazarak hastayla yanındakilere tavsiyelerde bulunur, ilaçların nasıl kullanılacağı… gibi elzem malumatları anlatır.

Bu anlatılanları dinleyenler, söylenenlerin de çoğunu anlamazlar. Anlamadıklarını da sıkıldıkları için dile getirmez ve ümidi eczacıya bağlamış olarak oradan ayrılırlar. Bundan dolayıdır ki ilaç alınırken kullanma tariflerinin kutuların üstüne yazılması da sıkı sıkıya eczacıya tembih edilir. Evlerde torba torba ilaç biriktikten sonra çöpe gitmesinde şu manzaranın payı vardır.

Prof, Dr. Bingür Sönmez, geçen gün bir TV’de “korona salgınında din adamlarından da istifade edilmesi gerektiği”ne dair bir konuşma yapmış… O konuşmadan birkaç gün önce de biz, aynı mahiyette bir yazı kaleme almıştık.

Akıl için yol bir olduğundan değerli dostum da bu mes’eleye temas etmiş. Kendisini arayıp tebrik ettim. Aramızda uzun bir konuşma oldu. Hoca’nın bir ara dile getirdiği bir cümle çok dikkat çekiciydi. Koronavirüs üzerine ekranlarda konuşan meslektaşları için “konuşmaları ben, anlamıyorum” dedi. Halk önünde nazarî konuşmamaya, anlaşılır olmaya işaret ediyordu…

Yukarıdan beri resmettiğimiz ve naklettiğimiz hakikatler gösteriyor ki bugün, Türkiye’de tıp mesleğinin birçok meselesi varsa onlardan biri de doktorun, “hasta” tarafından anlaşılmasıdır. Gözden kaçmayacağı gibi yazıda hasta kelimesini tırnak işareti içine aldık. Hayatta her ilişki, alışveriş tarzında düzenlenmemiştir. Muhasebeci için hizmet verdiği, müşteri değil mükellef, avukat için müvekkil, psikolog için danışan, hekim için… “hasta”dır. Müşteri, mal alışverişinde olur. Burada zarif bir incelik vardır. Öncelik, para değildir.

Anlaşılmak her türlü konuşmada çok önemlidir. Tıpta anlaşılırlık yüzdesinin düşük olması yalnızca mesleki literatürden değildir. Her mesleğin elbette bir dili vardır. İnşaatçının da, askerin de başka mesleklerin de kendi lisanları var. Ancak anlaşılamamak bundan ötedir. Bugün değil, çok uzun senelerdir, hekimin hasta tarafından anlaşılamamasının kusuru hekimlerimize ait değildir, politiktir. Bir dönemden bir döneme geçilirken bir sarsıntı daha yaşanmıştı.

Tanzimat’tan sonra medreseler kıyıma uğradı. 1900’de Darü’l Fünûn kuruldu. Cumhuriyetten sonra 1933’te Darü’l Fünûn da yerle bir edilerek üniversite kuruldu. Hâlbuki bunlar zarftı. Lazım olan o medreselerde o darü’l fünunlarda o üniversitelerde ne öğretildiğidir. Darü’l fünun ortadan kaldırılınca hekimimizin bin yıldır kullandığı tıp dili de mevzuattan çıkarıldı. Övüne övüne Türkçe’nin Arapça ve Farsça’dan kurtarıldığı söyleniyordu.

Has Türkçe olmuş o, kelimeler ihraç edilirken yerine Yunanca ve Latince muadilleri ikame ediliyordu. Greko-Latin medeniyet, Batı medeniyetinin temelidir. Bunun gibi bizim medeniyetimizin temelinde de Arap ve Fars kültürü vardır. İslam’la şereflendikten sonraki Türk Medeniyeti bu temeller üzerinde yükselmiştir.

O devirde böyle bir yanlış yapılmıştı. Şimdi de bir başka yanlış yapılmakta. Tıpta nadirattan kalmış medeniyet bakiyemiz kelimeler, bu defa öz Türkçecilik adına meslekten uzaklaştırılmaktadır. Anlaşılmayı imkânsız kılan Latin ve Yunan kaynaklı kelimeler korunurken “Türkçe ile ilim olmaz!” iddiasından doğan bir anlayışla bin yıl içinde Türkçeleşmiş bu kelimeler de harcanmakta ve anlaşılmazlık biraz daha artmaktadır. Son kıyıma uğrayan tıbbi kelime “teşhis”tir.

Şimdi TV’lerde bir “tanı”dır almış başını gidiyor!.. Tanı, teşhis değil, bir emir kelimesidir. Tanımak, devleteler hukukuna aittir. Teşhis ise bir emek neticesi varılan kanaattir. Hekim, hastasına teşhis koyarken aynı zamanda onun babasını da tanıyabilir. İnsanlar birbirine “beni tanıdın mı?” diye sorarlar. “A, ben seni tanıdım” denir.

Covid-19 salgınından sonra çok şeyin değişeceğine, yeni bir devrin başlayacağına, belki bir çağ açılacağına inandığımıza göre tıb da Greko-Latin kültür emperyalizminden kurtarılmalıdır. Aslında bu temizliğin hukuk, edebiyat, tarih sahalarında yapılması da şarttır.

Cephede savaşan asker vatanseverliğiyle şu salgınla savaşan doktorumun ne dediğini anlaması için vatandaş tercümana ihtiyaç hissetmemelidir.

Her dönemin bir numaralı meselesi maariftir, eğitimdir.

Korona salgını bittikten sonra da öyle olacaktır.

 



İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…