TDK'nın Tümü

C. Yakup Şimşek 21.06.2022 1263
G

ünümüz Türkçesinde zırt pırt kullanılan kelimelerden biri: tüm.

Aşağıdakine benzer cümleler –sokaktaki vatandaştan devlet büyüklerine, ünlülerden muharrirlere kadar– herkesin ağzında:

“Tüm insanlar kardeştir…”

“Seni tüm gün kütüphanede bekledim.”

“Tüm halkımız davetlidir.”

Bu kullanışlar Türkçeye uygun mu?

“Tüm” Ne Demek?

Türkçede “tüm” kelimesi yerinden oynatılan, dümeni kırdırılan ve başka yere oturtulan kelimelerden…

Dîvân-ü Lügaati’t-Türk’te “tüm” kelimesi “at donlarında düz renk” diye izah edilmiş.  Yine TDK tarafından hazırlanan Tanıklarıyla Tarama Sözlüğü’ne göre “tüm” kelimesi “küme” mânâsına gelmekte, 15. asır şairlerinden Lârendî’ye ait şu beyit buna örnek gösterilmektedir:

Yörüdüler olup bir nurdan tüm
Meh idi sanki dilber bunlar encüm

Bu kelime hakkında Kaamûs-ı Türkî şu izahı yapıyor. Tüm. [is. Türkî-i kadîm=tim: kubbeli şey] yumru, top şey, tombalak.

TDK tarafından hazırlanan Derleme Sözlüğü’ne göre ülkemizin bazı yörelerinde “tüm” kelimesi iki ayrı mânâya gelmekte:

1. tepe, tümsek 2. saf, bön

Türkçede “tüm” kelimesinin hangi mânâlara geldiği bu bilgilerden anlaşılıyor.

Anlaşılmayan şey, “tüm”ün ne zaman ve nasıl “bütün” yerine geçtiği, daha doğrusu, “bütün” mânâsını ne zaman kazandığıdır. Bunun cevabını TDK’nin 1935 tarihli Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu’nda buluyoruz. Bu kılavuzda “tüm” kelimesine yüklenen yepyeni mânâlar şunlar:

Tüm: 1. Tamam 2. Kül = Le tout.

TDK’nin Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü’nde de “tüm” kelimesinin “bütün” yerine kullanıldığına dair bir tek kayıt yok… Bir de diğer Türk lehçelerine bakalım, acaba onlar ne diyor?

Ahmet Yesevî Üniversitesi tarafından hazırlanan Türk Lehçeleri Sözlüğü’ne göre bizim “tüm” dediğimiz şeye Azerî, Başkurt, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar, Türkmen ve Uygur lehçelerinde “bütün” deniyor. Bunun haricinde kullanılan bir iki kelime daha var ama “tüm” diye bir şey yok… Onların kullandığı “bütün” kelimesi elbette bizim de kullandığımız bir kelime(ydi)… Ama bu gidişle bizim olmaktan çıkacak… Bilmem dikkatinizi çekiyor mu, artık “bütün”ü bütün bütün terk edip onun yerine “tüm” demeye başladık…

Hâsılı, TDK’nin “tamam-kül” kelimelerini öldürmek için çıkardığı “tüm” sözü bugün “tümüyle, tümden” şekilleriyle de azıp onlarca kelimeyi öldürmüş, bir kısmını ölüm döşeğine yatırmış, bazılarını da ikinci plana attırmıştır: tamam, kül, külliyen, tekmil, umum, hep, hep birden, hepsi, a’dan z’ye kadar, elif’ten ye’ye kadar, yüzde yüz, topu, kütle, cemi, kamu, her, değme, topyekûn, bütün bütün, tam tamına, tamamı tamamına, külliyen, heyetiyle, cümleten, toptan, cümbür cemaat, baştanbaşa, baştan ayağa, baştan sona, boydan boya, ne var ne yoka, iğneden ipliğe kadar.

“Bunların çoğu zaten Arapça-Farsça, ölsün gitsin, bize ne?” diye düşünenlere sorarım:

– Peki, bunların içindeki Türkçe sözlerin de “tüm”den zarar görmesine ne diyorsunuz? “Bütün, bütün bütün, kamu, değme, toptan, hepsi, yüzde yüz, baştan başa, baştan ayağa, boydan boya, ne var ne yoksa, iğneden ipliğe kadar…” sözlerinin de kaybolup gitmesi sizi üzmeyecek mi?

TDK kendi imalatı olan bu “tüm” yalnız kalmasın diye ona kardeşler de getirdi, hem de düzine düzine… İşte “üm” kardeşlerden bir kısmı: tümce, tümden, tümel, tümey, tümleç, tümleme, tümlek, tümleniş, tümlenme, tümlenmek, tümler, tümleşik, tümleyiş, tümlük…

“Tüm”lerden bir kısmı da başka kelimelerle evlendirildi: tümamiral, tümgeneral, tümdengelim, tümevarım, tümler açı, tüm sayı, tüm tanrıcı, tüm tanrıcılık…

“Tüm” evlenecek de onun kardeşleri evde mi kalacaktı? Onlar da imkânlar elverdikçe everildi. Bu “mutlu çiftler”den bazıları da şunlar; ara tümce, basit tümce, birleşik tümce, devrik tümce, girişik tümce, iç tümce, kurallı tümce, olumlu tümce, olumuz tümce, sıralı tümce, temel tümce, yalın tümce, yan tümce, tümce bilgisi…

Dolaylı tümleç, düz tümleç, edatlı tümleç, edat tümleci, çıkmalı tümleç, ilgeçli tümleç, kalmalı tümleç, ortak tümleç, yönelmeli tümleç, zarf tümleci…

Görüyorsunuz, değil mi? Bu “tüm” artık “tümör” oldu; dilimize musallat olup onu kemirmeye başladı.

Bu arada Türkçede “komple” diye bir kelimenin varlığını da unutmayalım. Latince asıllı olup Avrupa dillerinin çoğunda ortak olan bu kelime, Nişanyan’ın tespitine göre, Türkçede 1924’te görülmeye başlamış. Yeni girdiği için henüz dilimize yerleşmeden Türkçe bir karşılığı bulunabilirdi. Aslında kelime uydurma zahmetine girmeye ihtiyaç da yoktu. Çünkü “komple”nin Türkçede hem de birden fazla karşılığı hazırda vardı. TDK’nin yapacağı, onlardan birini veya birkaçını 1935 Klavuzlarında göstermekti.

Ama tabii ki 1930’larda “komple”yi kovmak TDK’nin aklının köşesinden bile geçmezdi. Çünkü bu “komple” Avrupa’nın göbeğinden gelmişti, hoş gelmişti. O devirde TDK’nin en büyük derdi “Osmanlıca” dediği kelimelerdi; o sadece Arapça ve Farsça asıllı kelimeleri “yabancı” görüyordu. Bir yandan da kuruluş gayesini anlatırken “Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek” diye avurt zavurt ediyordu.

Dilimize yeni giren “komple” gibi batılı kelimelere ses çıkarmayıp her biri bilmem kaç asırlık “tam, tamam, kül, küllî, külliyet, külliyen, tekmil, heyet, her, umum, cemi, cemiyet, yekûn, cümleten…” gibi binlerce kelimeyi Türkçeden harala gürele sürüp çıkarmak… Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusuydu?

TDK bu “komple” kelimesini yabancı saymak ve yerine Türkçe kelimeler koymak için 1978’i beklemiş. Özleştirme Kılavuzu’nda “komple”ye karşı “tükel, eksiksiz, dolu, takım” kelimelerini teklif etmiş. Fakat yarım ağız yaptığı o teşebbüsten bugün vazgeçti: TDK’nin yeni kılavuzu (Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu) Fransızca olan “komple”yi şimdi yabancı saymıyor. Yaklaşık bir asırdan beri Türkçede kullanılan kelime dilimize artık “komple” yerleşti.

Daha sonra giren “total – totaliter” kelimeleri de Türkçeyi terk edecek gibi görünmüyor. Her ne kadar TDK onlar için “bütünsel – bütüncül” kelimelerini teklif ettiyse de…

Sözün özü şu:

1. “Tüm” kelimesini bugün hiç kimse gerçek mânâlarında (yumru, top şey, tomalak/tepe, tümsek/saf, bön) kullanmıyor. Çünkü TDK onları yaşatmak için değil kendi yüklediği mânâları tutturmak ve millete yutturmak için uğraştı.

2. TDK eliyle “tüm” kelimesinin genleriyle oynandı. Bu müdahaleden yalnızca Arapça/Farsça asıllı kelimeler değil Türkçe sözler de zarar gördü: “tamam, kül, külliyen, tekmil, umum, hep, hepsi, yüzde yüz, topu, kütle, cemi, kamu, her, değme, topyekûn, bütün bütün, tamamı tamamına, külliyen, heyetiyle, cümleten, toptan, cümbür cemaat, baştan başa, baştan ayağa, boydan boya, ne var ne yoksa, iğneden ipliğe kadar.

3. “Tüm” kelimesini “bütün” yerine kullanmak hem TDK’ye aykırıdır hem Türkçeye. Öz Türkçecilere de yakışmaz, onlara muhalefet edenlere de…

4. Bütün bunları bildiği hâlde “bütün” yerine “tüm” demeyi tercih edenlere diyecek laf yok…

 

 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…