Tarih ve Dil İnkâr Edilemez

Prof. Dr. Mümtaz Turhan 21.12.2009 2847
T
arihimizi nasıl inkâr edemezsek, dilimizi de öyle reddedemeyiz. Çünkü çok iyi biliyoruz ki, hiç bir millet tek bir neslin mahsulü değildir; bazısı az,bazısı çok, bir kısmı şu, diğer kısmı bu sahada olmak üzere her nesil muhakkak bir şeyler katmıştır.

  Hattâ bunlardan bazıları menfi ve zararlı da olsa bir ders veya tecrübe mahiyetini taşıyacağı için yine faydasız değildir. Bu itibarla hiç bir nesil daha evvelkilerden devraldığı şeylerden dolayı değil, kendisinden sonrakilere bir şeyler veremediği zaman utanmalıdır.

  Tarihi gelişmemizin yadigârı olan dilimizin muayyen bir safhasına göre yabancı muamelesi görmesini, "Osmanlıca" damgası altında hor görülmesini anlamıyoruz. Türk zevkini ebedileştiren Süleymaniye, Selimiye, Yeşil Çifte Minareli gibi camiler ve diğer sayısız şaheserler, Edirne, İstanbul, Bursa, Erzurum, nasıl bizimse bu dil de öylece bizim öz malımızdır.

  Şüphesiz bugün olduğu gibi, dün de yabana kültür hayranları çıkmış, bunların gayretkeşliğinin bir neticesi olmak üzere dilimiz bir sürü lüzumsuz ecnebi kelimeler, terkipler ve kaidelerle devir devir bunalmıştır.

  Bunlardan kurtulduğumuz halde bugün aynı vaziyet tekrar başgösteriyorsa, bu, artık Türk dilinin hakiki bir parçası haline gelmiş eski kelimelerin bir neticesi olmayıp, yeniden başı boş olarak dile nüfuz etmeye başlayan garp dillerine ait terimlerle uydurma kelimelerin bir eseridir. Yalnız arada büyük bir fark olduğunu unutmamak lâzımdır.

  Dedelerimiz İslâm - Şark medeniyetinden faydalanıp iktibaslar yaparken, bugünkü gibi yalnız satıhta kalmamış, sadece şekillerle uğraşmamış, bu medeniyetin hakiki kıymetlerini benimsemeyi bilmiş, (meşhur tarihçi Toynbee 'nin dediği gibi) onu en yüksek zirvesine ulaştırmaya muvaffak olmuşlardır. Bu bakımdan insan, ister istemez "Keşke onların şarklı oluşları kadar" biz  "Garplılaşabilseydik" demek mecburiyetinde kalıyor.
.
  Bugünkü "Dil devriminin" hakiki garpçılık ve İnkilapla müsbet bir alâkası olmadığı gibi hakiki Milliyetçilikle de hiçbir münasebeti yoktur. Milletlerarası şöhreti haiz klâsik birer eser oldukları halde, sırf uydurma dille tercüme edildikleri için okunamayan edebî ve ilmi kitaplar biliyoruz. Fakat dil devriminin verdiği en büyük zarar ne maddidir, ne de abesle meşgul olmasıdır.

   Kanaatimizce onun en büyük mazarratı, muhtelif sahalarda “Sivrilmiş Şahsiyetleri” veya “Sahte Şöhretleri” toplayıp, (devlet nüfuzuna dayanmak suretiyle) sözde bir “Otoriteleri” yapmaya çalışmasıdır.Bu yüzden dilin tabii inkişafına mâni olunduğu gibi, bu sahada hakiki ilmi faaliyetlerin gelişmesine ve ilim adamlarının yetişmesine de mani olunmuştur. Çünkü, bir cemiyetteki, sahte kıymetler revaçta ve sahte otoriteler iktidardadır; hakiki değerlerin ortaya çıkması imkânsız denecek derecede güçleşir.

  Milyonlarca Müslüman Türk'ün dilinden düşürmediği "Peygamberler" yerine "Gönderilen Kimseler", "Putlar" yerine "Tapacaklar", "Kafirler" yerine "Tanımazlar", "Şefaat" gibi bir kelime dururken onun yerine de "Kayırıcılık" demeye lüzum var mı?

  Bu dopdolu kelimenin bize duyurduklarım bir hamlede "Kayırıcılık" sözüne nasıl aktarırız? Bu kayırıcılık olsa olsa "Favoritizm” gibi, "Proteksiyonizm" gibi birşey...

  Her kelimeyi, her varlığı, her zevki yok etme yoluna saparsak, mazi mi kalır, ecdad mı kalır, millî gelenek mi kahr, ne kalır? Ah, bu koyu sağırlık!... Ne diyeyim, “Şefaat Ya Resulallah”!...

  Biz Müslüman Türk olarak geçirdiğimiz bin iki yüz yıllık maziyi unutur da kazandığımız, yaşattığımız ve hâlâ yaşayan kelimelerimizi böyle bir çırpıda değiştirme yolunu tutarsak, dilimiz tabiîliğini, çeşnisini kaybederek, tanınmaz bir madde haline gelmez mi? "Zalimler" yerine, ile Türkçe asıllı olsun diye "Kıyıcılar takımı" gibi sözler güzel icatlar mıdır? Ya o "Uygunsuzu Yoğasın” lâfı?..

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…