Şehir Güzelliği Karşısında Kent Tıkızlığı

Yavuz Bülent Bâkiler 27.12.2013 3026
Ş

ehir ve “kent” kelimelerine dikkatinizi çekmek istiyorum. “Şehir” aslında Farsça bir kelime. Şehir, tarımla uğraşmayan ticaret, sanayi alanlarında çalışan insanların oturdukları yer. “Şehir” daha İslâmiyet’i kabul etmeden önce dilimize girmiş, yerleşmiş, benimsenmiş ve tamâmen Türkçeleşmiş bir kelime. İçi-dışı ışıklı, yumuşak ve yüzük taşları gibi pırıl pırıl bir güzelliğe sahip. 

Yunus Emre’nin 720 yıl önce yazılmış şiirlerinde-bile “şehir” kelimesi geçiyor.

Kastım budur şehre varam
Feryâd-ü figan koparam!

Bu güzelim “şehir” kelimesini sadece Anadolu Türklüğü kullanmıyordu. Azerbaycan Türkleri de, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Başkurdistan, Tataristan, Uyguristan Türkleri de biliyor, kullanıyorlardı. Yâni “şehir” kelimesi bütün Türk Dünyası’nın ortak kelimesiydi. 

Sonra ne olduysa, neden olduysa Türkiye Türkçesi’nden “şehir” kelimesi atıldı ve yerine “kent” kelimesi konuldu. “Niçin?” diye soracaksınız. Çünkü bazı kimseler, “şehir” kelimesini Arapça’dır sandılar. Yerine Öz Türkçe’dir diyerek “kent” kelimesini aldılar. Halbuki “şehir” kelimesi Farsça’ydı. “kent” kelimesiyse Soğdça. Açın lütfen Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Türkçe sözlüğü. Veya açın lütfen Meydan Larousse’u. “Kent” kelimesinin Türkçe olmadığı Soğdaça’dan geldiği oralarda da belirtilmiştir.

Soğdça, Farsça’nın gelişmemiş, incelmemiş, kaba-saba kalmış bir dalı. “Kent”, sâdece Azerbaycan’da “köy” karşılığında kullanılıyor. Azerbaycan Türkleri, köylerini göstererek “Bunlar bizim şeherlerimizin kentleridirler!” diyorlar. 

Peki bin yıldan beri konuşa konuşa Türkçeleştirdiğimiz şiirlerimize, türkülerimize, destanlarımıza, hikâyelerimize, romanlarımıza işlediğimiz, benimsediğimiz, sevdiğimiz o güzelim “şehir” kelimesini Türkçe değildir diye atmamızın ve yerine kat’iyyen Türkçe olmayan “kent” kelimesinin bir musikîsi de yok. Katı, kaba, tıknaz, küt bir kelime.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın o güzelim “Beş Şehir” isimli eseri, Ahmet Turan Alkan dostumun Sivas’ı anlatan o sımsıcak “Altıncı Şehir”i, yakın bir gelecekte kapak isimleriyle bile çocuklarımıza yabancı olacaklar.

Kimbilir belki de yakın bir gelecekte Eskişehir ve Yenişehir isimlerini Eskikent ve Yenikent diye değiştirmek isteyenler de çıkacaktır.

“Şehir” kelimesi yerine, inatla ve ısrarla “kent” kelimesini kullanmak, dilimize ve edebiyatımıza tuzak kuranlara, omuz vermek demektir.

“Şehir” ne güzel, ne ışıklı bir kelime. Şehirlerimize sahip çıkar gibi, “şehir” kelimesine de mutlaka  sahip çıkmalıyız. Kırşehir, Nevşehir, Viranşehir, Eskişehir, Yenişehir, Şehriyar, Gülşehri, Suşehri ne kadar bizimse, “şehir” kelimesi de işte o kadar bizimdir.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…