Milli Eğitim ve Türkçe

M.Halistin Kukul 24.11.2021 1222
G

ençliğin Türkçe karşısındaki tavrı gün geçtikçe vahim bir hal almaktadır. Türkçe’nin güzelliğini, büyüklüğünü ve tarihiliğini idrak edemeyen ve ettiremeyen münevverler; yeni nesilleri daracık hayaller içinde hapsolmaya âdetâ mahkûm etmekte; onları, ister istemez düşünmekten alıkoymaktadırlar.

Geçenlerde, üniversiteli öğrencilerimle yaptığım bir sohbet esnasında, bir öğrencim: “Hocam” dedi, “Kütüphanedeki kitaplar en az otuz kırk yıllık. Onları anlayamıyoruz.” Hemen hemen her yıl sık sık rastladığım bu ifadeler, bilhassa üniversiteli gençler tarafından söylenince işin korkunçluğu kendini göstermektedir. Otuz kırk yılın Türkçesi'ni anlayamayan üniversiteli genç, elbette ki, yüz, iki yüz veya beş yüz yıl evvelin Türkçesi’ni hiç anlamayacak ve tarihine, kültürüne yabancılaşacaktır.

Merhum mütefekkir S. Ahmed Arvasi, “Size Sesleniyorum” adlı eserinde şöyle der: “Milli dil, sadece yaşayan nesillerin dili değildir. O, geçmiş ve geleceği ile bir milleti kucaklar.”

Böyle olunca; gençlerimiz Yahya Kemal’i, Ömer Seyfettin’i, Mehmet Akif’i, Necip Fazıl’ı anlamak şöyle dursun; Ahmet Yesevi’yi, Yunus Emre’yi, Fuzuli’yi nasıl anlayacaklardır!

Nihad Sami Banarlı, Türkçenin Sırları adlı eserinde diyor ki:

“Yeryüzünde ve cihan tarihinde imparatorluk dilleri olmamış, olamamış diller çok fakat imparatorluk dilleri azdır. Çünkü dünya tarihinde hem askeri ve idari imparatorluk, hem de dil ve kültür imparatorluğu kurabilmiş milletler azdır.

Bu saydığımız vasıflara, şüphesiz bazı mühim farklarla uygun imparatorluk dilleri, denebilir ki, Latince, Arapça, İngilizce ve Türkçe’dir. Esasen, Yeryüzünde hiçbir kültür ve medeniyet dili, hiçbir zaman özdil olmak taassubuna ve basitliğine iltifat etmemiştir.”

İşte, böyle bir dili (Türkçe’yi) uydurmaca ve yabancılaştırma ile getirdiğimiz nokta, gençlerimizi bu hale sokmaktadır. Kendi kültüründen ve medeniyetinden uzaklaşan gençlerin çoğu, bu dil çıkmazının sürüklediği bataklıkta düşünmekten de uzaklaşmışlardır.

Zengin, güzel ve işlek bir lisana sahip olmanın gurur ve heyecanını yaşayamayan genç insan; ister istemez bocalamaktadır. Bir takım sığ ve basit ve cılız kelimelerle fikri tıkanıklığın ağına düşmekte ve kozmopolit kültür bocalaması yaşamaktadır.

Asla unutmamak gerekir ki, bir milletin, bir kültür ve medeniyetin gücü, sözlüğünde bulunan “kelime hazinesi” ile ölçülür. Şu anda, İngilizce sözlüğünde 400.000 (dörtyüzbin) kelime varken, Türk Dili Kurumu’nun yayınladığı “Türkçe Sözlük” aşağı yukarı 40.000 (kırkbin) kelime ihtiva etmektedir. Yani, İngilizce’nin onda biri kadar bir Türkçe… Oysa, Şemseddin Sami Efendi’nin Kamus-u Türki’sinde (Türkçe Sözlüğünde), tam 1.000.000 (evet bir milyon) kelime mevcuttur. Yani İngilizce’nin tam iki buçuk katı kelime… (S. Ahmed Arvasi, Size Sesleniyorum -1, ss.285-286)

Bugün, Birleşmiş Milletler dili olmaya namzet olan Türkçenin içinde bulunduğu daha doğrusu bulundurulduğu hal, maalesef hiç de iç açıcı değildir. Bu Türkçe ki, kendi güzelliğine ve zenginliğine İslamiyet’in cihanşümul mana enginliğini de katabilmiş tek talihli dildir. Bu büyük şeref, gerçek manada, dünya dillerinde ona nasip olmuştur. Şu anda ise, karşısına çıkan üçyüz milyonluk Türk Dünyasıyla yeni bir şans daha yakalamıştır. Bunu çok iyi değerlendirmek mecburiyetindedir.

Böylesine geniş güzel ve işlek bir dilin, tarihi köklerinden koparılması; edebiyattan musikiye kadar her kültür varlığımızı etkilemiştir. Bundan, hiç şüphesiz ki, en büyük rolü, okul kitaplarımız ve televizyonlar oynamaktadır. Böyle bir lisanla, bağırma cemiyetinden; konuşma, okuma ve düşünme cemiyetine ulaşamadık.

Merhum mütefekkir şair Necip Fazıl, bu mevzuuda, İdeologya Örgüsü adlı eserinde şöyle diyor:

“Dil, istikrai, yani kendi iç ve öz kanunlarıyla mevcut bir müessesedir ve dışarıdan, bütün bir lisan uydurma şeklinde müdahaleye tahammülü olamaz.

Tıpkı kâinat gibi… Esrarı ve kanunları aranır, bulunur, fakat uydurulamaz. Lisan ile kâinatın hiçbir farkı yoktur. Zira kâinatta ne varsa, karşılığı lisanda mevcut… Dil, kâinatın planıdır ve kendi dışında başka bir kâinat ile değiştirilemez. Mecnunun her çeşidi görülmüştür ama böyle bir davaya “evet!” diyeni görülmemiştir.

Kömür, toprak altında elmas oluncaya kadar binlerce yıl pişiyor. Dildeki kelimeler de öyle… Milletin dilinde yıllarca pişecek ki, kalble dudak arasındaki elmas dizili nakili vücuda getirebilsin…”

Milli kültürümüzün en mühim meselesi dil meselesidir. Çünkü, büyük şair Yahya Kemal’in dediği gibi:

“Türkçenin çekilmediği yerler vatandır.”










İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…