Mefhumların Yıkılması

Prof. Dr. Ömer Faruk Akün 16.01.2021 1666
B

ugün Türk dilinde alabildiğine sürdürülen “özleştirme” hareketi, Türki’yi yabancı her dilden değil, sadece ve sadece İslâm medeniyetinden gelme kelimelerden temizleme şeklinde yürümekte ve yürütülmektedir. Türkçe’ye tarihi akışı içinde Arapça ve Farsça’dan başka, Çince’den, Sogdaca’dan, Toharca’dan, Moğolca’dan, Slav dillerinden, Rumca’dan da birçok kelimeler girmiş ve bunlar bugün menşe’lerini hissettirmez hâle gelmişlerdir. Ötekiler gibi bunlar da bizim dilimizin artık tabiî unsurları olmak mahiyetini kazanmışlardır.

İşte bütün bu yabancı kelime mevcudu içinde seçilmiş sadece iki hedef varır: Arapça ve Farsça asıllı kelimeler… Yâni bin yıllık bir medeniyet mirasının kelimeleri… Bu çerçevedeki kelimeler suçlanmakta ve boy hedefi alınmaktadır. Başından beri kendilerine en fazla düşmanlık gösterilmiş, varlıklarına savaş açılmış, dilimizden atılmasına, silinmesine çalışılmış olan kelimeler bunlar.

Bir “kaldırım” kelimesi Rumca’dır, Rumca’dan bize gelmiştir. “Kiler”, bayrağın “gönder”i hattâ “ninni” Rumca’dan geçmiştir. Ama biz bu soydan kelimelere karşı tasfiyecilerce bir mücadele kaydetmiyoruz. Bu tertip kelimelere karşı bir davranış gösterilmediği hâlde Türk dilinin, Türk milletinin en aziz mefhumları hâlinde benimsemiş olduğu birçok kelimeler, dilimizden itile kakıla çıkarılmağa çalışılmıştır ve çıkarılmaktadır.

İşte “millet” kelimesi, en başta “millî” kelimesi, “hürriyet” kelimesi, “istiklal” kelimesi… Bunlar, dilimizden ilk hamlede sürülmek istenen kelimeler olmuştur.

Temel Mefhumlar

Türk dilinde, Türk milleti için temel mefhumlar teşkil etmiş ne kadar kelime varsa bunlara karşı mücadele açılmıştır, bunlar tahribe çalışılmıştır.

Hâdisenin ruhu dil ile mefhumlar arasındaki münâsebettedir. İşin sadece bir lügat mes’elesi, tek başına bir kelime kadrosu üzerinde cereyân eden bir değişiklik mes’elesi olmadığı, asıl dâvânın kelimelerin, silinen kelimelerin berâberindeki mefhumlar, asırlar boyunca milletimizce yaşanmış büyük ve asil hislerin, bir medeniyet içinde yaşanmış muhtevanın taşıyıcısı mefhum-kelimeler olduğu bilinmelidir.

İşte bu dil tasfiyesi bu planda bir neticeyi hedef almaktadır. Mes’ele sadece şu şu kelimelerin dilimizden çıkarılması işi değil, o kelimelerle birlikte, bunların bağlı bulunduğu mefhumları da silmek, aradan götürmektir.

Bir yoklama yapalım: “Rahmetli” veya “merhum” kelimesi… Rahmet mefhumu, Türkçe’nin İslâm öncesine gidecek olursak yoktur. O çağın telâkkileri içinde “rahmet” diye bir mefhum olmamıştır.

Bu rahmetli kelimesini bilmeyen yok gibidir. Ama onu ve merhum’u Türkçe değildir. Diyerek attık. Onun yerine “ölü” kelimesini getirdik. Resmî yazışmalarda, devlet dairelerinin hayatta olmayan kimselerin isimlerinin başına “merhum”, “rahmetli” yerine “ölü” sözü geldi. Mahkemelerde “ölü bilmem kim” diye söylenilir, “ölü filan oğlu” diye seslenilir oldu.

Mânevî Muhtevâ

“Rahmetli”, “merhum” sözü tabii ki, yaşayanı değil, bir ölmüşü ifade etmektedir. Ama onun yerine “ölü” kelimesini koyduğumuzda, bizim çıkardığımız sadece “rahmetli”, “merhum” kelimesi olmadı, bunun ifade ettiği bir mefhum, o incelik ve ölmüşlerimize karşı bir hürmet tavrı da birlikte kayboldu. Burada kelimeden başka giden, bir mefhum, bir duygu, bir mânevî muhtevâ da oluyor.

“Şehit” kelimesini bir gün muhakkak -hatta geciktiler bile- değiştireceklerdir; “şehid” Araça’nındır, Arab’ın malıdır diyeceklerdir.

Bu kelime, bizde sadece harpte vurulup ölmüş insan demek değildir. Bir dinî ve mânevî payeyi de ifade etmektedir… Eğer biz şehid’in yerine “ölü” kelimesini koyarsak, bu muhtevâ tamâmiyle kaybolmaktadır. Meselâ “şehit asker” yerine, “şehit Mehmed” yerine “ölü Mehmed”, “ölü asker” dediğimiz zaman, artık bunda o muhterem tasavvuru bulamayacağız, bir kadavra karşımızda teşekkül edecektir.

Ölü sözünün telkini, tedai ettirdiği şey bir ceset, bir kadavra tasavvurudur. “Ölü Mehmed”, ilkin bir kadavrayı akla getiriyor. O, Mehmed adındaki bir insanın kadavranın, na’şını, cesedini ifade eder. Ama, şehid veya merhum dediğimiz zaman bu cesed, naaş tasavvuru üstüne çıkılır, o sözle tamamen mânevî planda bir şey idrak ederiz.

Gözü Kapalı Tasfiyeciler

Gözü kapalı, tasfiyecilere karşı Türkçe’nin müdâfaası yapılırken silinmeğe, yok edilmeğe gayret edilen bu neviden kelimelerin tespiti çok mühim bir mânâ ifade edecektir. Tahribe, unutturulmağa çalışılan kelimelerin kategorileri nelerdir, bilhassa hangi tip kelimeler hedef alınıyor? Bu cihetin ortaya konulması lâzım. Bu vak’anın tedkikinden çıkan netice ne oluyor? Bunun gözler önüne serilesi gerek.

Yapılan iş, iyice belli olacaktır ki, Arapça ve Farsça kelimeler zemininde alelâde bir değişiklik, bir lügat yenilemesi mes’elesi değildir. Değiştirilen, tasfiye edilen kelimelerle, bunların bağlı bulunduğukları duygular, mefhumlar nasıl zedeleniyor ve yok ediliyor? Bu hadisenin gerçek cephesini ve şumûlünü, bilhassa bu yönden yapılacak dikkatli tedkikler olanca çıplaklığı ile ortaya koyacaktır.

Tekrarlayalım:  Bu tesfiye işinde Arapça ve Farsça asıllı kelimelerin kaldırılması ötesinde mefhumların, duyguların yıkılması hadisesi vardır.

 




İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…