Maymuncuk Kelimeler

Beşir Ayvazoğlu 21.12.2018 3907
C
umhuriyet’in ilk yıllarından itibaren Türk Dil Kurumu çatısı altında toplanan ve ırkçılığı “ilericilik” diye yutturarak Arapça ve Farsça menşeli bütün kelimeleri kapı dışarı eden batıcı ve daha sonra onlara katılan solcu aydınlar, Türkçe’yi maalesef fakir, derinliksiz, ahenksiz ve ifade imkânları son derece sınırlı bir dil haline getirmişlerdir. Atılan her kelime, beraberinde üç beş kelimeyi, deyimi ve atasözünü de götürmüştür.

Aynı anlam grubuna dahil birkaç kelime yerine tek kelime ikame edildiği için nüansları ifade etmek imkânsızlaşmış, bu yüzden uydurma kelimeler maymuncuk gibi, olur olmaz yerlerde ve kulakları tırmalayacak ölçüde çok kullanılmaya başlanmıştır. “Mesele”ye karşılık olarak uydurulan “sorun” bu maymuncuk kelimelerin en rahatsız edicilerinden biridir. Mesele, dert, sıkıntı, hatta zaman zaman buhran yerine kullanılan “sorun”, onca Türkçe kelimenin canına okurken ,”problem”e güç yetirememiştir. Esasen aydınların “sorun”u daha çok Arapça ve Farsça menşeli kelimelerledir.

Fransızca ve İngilizce menşeli kelimelerle hiç bir zaman ciddi bir biçimde mücadele etmemiş, “no problem”in “sorun değil” şeklinde kalıp halinde tercüme edilip yaygınlaşmasına bile seslerini çıkarmamışlardır.

“Neden” de, Türkçe’nin canına okuyan kelimelerden biri. Artık mesela “Uçaklar sis yüzünden kalkamadı” diye yazan bir gazeteci bulamazsınız; “sis nedeniyle” derseniz çağdaşlığınızı ve ilericiliğinizi “kanıtlanmış olur. “Filancanın doğumunun beşinci yıldönümü münasebetiyle” derseniz çok ayıp; “.. yıldönümü nedeniyle” demelisiniz. “Bu vesileyle”, “bundan ötürü”, “bundan dolayı” yerine hep “bu nedenle” Yani, sebep, vesile, âmil, yüzünden, ötürü, dolayısıyla, münasebetiyle, vesilesiyle Hepsi sizlere ömür!

“Ömür” de tu kaka kelimelerden biri, çünkü aslı Arapça “ömr”. Onun yerine “yaşam”ı kullanacaksınız. Uydurma kelimelerin en münasebetsizlerinden biri. Bu yüzden, “hayata geçirmek” gibi güzel bir deyimi, “hayat”ın yerine “yaşam”! koyarak kulanmak mümkün değildir. “Yaşam” kelimesiyle sevdiğiniz birine “hayatım” diyebilir misiniz? Tabii bu arada “hayat memat meselesi”, “ömrüne bereket” gibi deyimler de sırra kadem basmaktadır. Ya “Sizlere ömür!” yerine ne diyeceğiz? “Sizlere yaşam” mı?

 Öztürkçeçilerin Türkçe sandıkları Farsça menşeli “amaç” da dilimizden “gaye”, “maksat”, “hedef ve “kasıt”ı kovmuştur. “Gayem, Türk toplumunun kalkınmasına yardımcı olmak” mı diyecek, “amacım” diyor. “Bu maksatla” mı diyecek, “bu amaçla” diyor. “Hedefiniz” yahut”kasdınız nedir?” mi diyecek, “Amacınız nedir?” diyor.  

Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne bakılırsa, “beğeni” kelimesi “zevk”e, “öneri” de “teklife” karşılık olarak uydurulmuş. Ama gazetelerde sık sık şöyle cümlelerle karşılaşıyoruz: “Filancanın sergisi beğeni kazandı.” Adam serginin “takdir” topladığını söylemek istiyor. Yani, “beğeni” çoktan “takdirin” tahtına oturmuş. Bu arada, öztürkçe kullanma heveslisi hanımlar ve beyler “beğeni topladı” veya “beğeni kazandı” derken büyük bir Türkçe hatası işlediklerinin farkına bile varmıyorlar. Eğer Türkçe olması isteniyorsa, “Filancanın sergisi beğenildi” denilmelidir. Tıpkı ümit ve umut gibi. Ümit edilir, ama umut edilmez, umulur!

“Öneri”ye gelince; çevrenize şöyle bir kulak verin; sadece “teklif değil, “tavsiye”, hatta zaman zaman “teşvik” yerine kullanılan bir maymuncuk kelime haline geldiğini göreceksiniz. Tabii özbeöz Türkçe olan “sağlık verme” de bu arada gürültüye gitmiştir. “Teklifsiz tekellüfsüz” gibi deyimleri de hesaba katarsanız, Türkçe’yi özleştirmek ve zenginleştirmek iddiasıyla yola çıkanların sebep oldukları felaketin büyüklüğü hakkında daha açık bir fikir edinmiş olursunuz.

Bir de “olay” var ki, evlere şenlik! Vak’a, hadise, vakıa gibi kelime ve kavramları Türkçe’nin dışına süren bu tuhaf kelime, maymuncukların maymuncuğudur. Özellikle aydıncıklar, her şeyi “olaylaştırmakta büyük başarı göstermektedirler: “Bu sinema olayı önemli bir olaydır. Ben sinema olayın öncelikle yönetmen olayı olarak görüyorum, star olayı bitti abi!”

Maymuncuk gibi kullanılan uyduruk kelimeler saymakla bitmez. Kesif, çok, fazla, ardı arkası gelmez, hızlı gibi kelime ve kelime grupları yerine kullanılan “yoğun”; kafi, muhakkak, mutlaka ve elbette’yi tepeleyen “kesin”, mahluk ve ucube’nin çanına ot tıkayan “yaratık”; merhale, safha, kademe, derece ve devre’yi devre dışı bırakan “aşama” Hangi birini sayalım?   Türkçe’nin yazısı gerçekten kara!

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…