Lisan Üzerine Hatıralar

İbnüttayyar Semahaddin Cem 12.10.2009 3845
G
eçen asrın tanınmış lisâniyat mütehassıslarından  Max Muller demiştir ki: "Türk dilini gözden geçirince anlarız ki, bu lisan âlimler heyeti marifetiyle meydana getirilmiştir. Mantık bir temel ve kemâle dayanıyor..." Onyedinci asrın şöhretli dilci ve şarkiyatçılarıdan Antoine Gattan da aynı kanaattedir ve kendi devrinde Doğuya gidecek yabancılara şu tavsiyede bulunur: "Mutlaka Türkçeyi öğreniniz ve Türklerle tercümansız konuşunuz; ancak o zaman Türk lisanının azamet ve ihtişamına doyamayacağınızı anlarsınız. "

  Bir müddet önce, benim de davetli bulunduğum Pendik Lisesi müsâmeresinde, rahmetli Hamdullah Suphi Tanrıöver kürsüde uzun ve veciz bir konuşma yapmış, Türk tarih ve edebiyatından bahsederek gençlere tarih ve edebiyatımızın lâyıkı vechile öğretilemediğini acı bir dille belirtmişti. Bu arada mâlum ve mahut "arı dili" mevzuuna da temas eden meşhur ve değerli hatib şöyle bir hâtırasını nakletti:

  "Bir seyahatteydim ve vazifeyle Avrupa’ya gidiyordum; Yanımda  tanınmış ediblerimizden biri de vardı ve beraber gayet zevkli sohbetlere dalıyorduk. Tren kompartımanımızda, yolda binmiş bir yabancı da vardı ve biz konuşurken göz ucu ile âdetâ bizi takip ediyor, tecessüs gösteriyordu. Bir müddet sonra gideceği yere inmek üzere hazırlandı.  Kalktı ve ikimize doğru dönerek Fransızca:

   “ Afedersiniz beyler, merakım o kadar fazlalaştı ki, sizi bir sualimle rahatsız edeceğim. Kusurumu hoş görünüz, konuşmanızı yol boyunca takip ettim, Anlamadığım halde zevkle dinledim. Hiç duyup işitmediğim bir lisan değildi, diliniz belli başlı doğu - batı dillerinden pek farklı... Mazur görünüz ve beni tatmin ediniz, nece konuşuyordunuz?” diye sıkılarak sordu.

  “Biz Türk’üz ve şu konuştuğumuz lisan da Türkçe’dir!” dedim. Yabancı, büyük bir saygı ile eğildi ve ciddiyetle şunları söyledi: “Aman ne saadet, sizler dünyanın en ahenkli diline sahipmişsiniz meğer, bana kuş dili ve bülbül sesi gibi geldi, inanın bayıldım. Aman bu güzel dili bırakmayınız! Hârikulâde bir dile mâliksiniz, daima övünebilirsiniz, bu büyüleyici ahenk hiçbir batı dilinde yoktur!”
 
  H. Ahmet Sehmiede, bir gün İstanbul'da bana çok sahifeli bir kitap gösterdi: Rus Kiril alfabesiyle yazılmış. Türkçe bir lûgattı; okunuşu ve telaffuzu tamamen Asya Türkçesiydi, yazılışı  Rusça! Türk dünyasını parçalamak ve kültür bolşevizmini yaymak için kızılların "beyin kirletme" usûllerinden biriydi bu!

  Uzun yıllar san'at ve ilim mahfillerinde karşılaşıp konuştuğum ve bazı felsefî neşriyatta kalem arkadaşlığı ettiğim merhum Ord. Pof. Hilmi Ziya Ülken'e bir gün Beyoğlu'nda rastladığımda, hazırladığı yeni eser için hemen:

  "İnşallah yazı dili de evvelkilerdeki gibi temiz ve güzel Türkçedir. Uydurukça ile bozulmamıştır” dedim. “Maalesef, işte bu olamıyor… Şu gördüğün hanım kız, ötedeki delikanlı bugünkü Türkçe’nin en taze mensuplarıdır. Direnmek boşunadır. Fakat ben hiçbir zaman “Örneğin” demem ve yazmam, ama “Şimal”de diyemiyorum. “ Kuzey”i tercih ediyorum…”

  Ben ise dayanamadım: "Kuzey" in Türkçe olduğunu  siz ispat edin, ben size bunun Türkçe’ye uygun  olmadığını ispat edeceğim".. dedim ve ahenk kaidesine göre kuzey değil “Kuzay” olması gerektiğini anlattım. O zaman:

  "Tamamen haklısınız, ancak bugünkü nesiller âhenk kaidesine göre, dilbilgisi ne demektir, hiç bilmiyorlar ve bu da hamaratlar tarafından istismar ediliyor, Türkçemiz bir galatlar yığını haline geliyor.."diye itiraf etti.

  Diğer bir aziz dostum, içtimaiyatçı Ord. Prof. Fındıkoğlu Ziyaeddin Fahri merhumla Zafirlerin evinde konuşurken dil bahsinde: "Bunlar sel gibi uydurmalar, sal gibi uydurmalar bulup ekliyorlar, sal’ı  sel’e veriyorlar; tam Türk Dili’ni Katletme Kurum usûlüdür bu!” demişti.

  Bir gün de Türk Ocağında, dilcilerden müteveffa Agop Dilaçar ve Fahri Celal Göktulga ile Dr. Fethi Erden'in odasında karşılaştık. Hemen dil meselesine temas ettim, bir münakaşadır başladı. "genel" ve "süre"nin Türkçe olduğunu ispata çalışırken ne kadar sıkıntı çekiyorlardı. Acınacak hâle düşmüşlerdi. Bu durumu rahmetli dostum mütercim Kemalettin Kuşçu’ya bir gün anlattımdı. Hemen o da bana:

  "Aman, dedi, ben bir çok kelimenin Fransızca'dan alınıp Türkçe diye yutturulduğunu tespit ettim (ve bana bir liste okudu), ancak şu sizin iddia ettiğiniz uydurukça "süre"nin Fransızca'sını bir türlü çıkaramadım..." Ben de ona bu uydurmanın "La duree = müddet” den ilhamla "sürmek" fiilinden uydurulduğunu ve fakat hem müddet, hem mühlet, hem de mehil yerine kullanılma hatâsına düşüldüğünü söyledim, listesine aldı. Müddet  (la duree), mühlet (le delai), mehil (le sursis), ayrı ayrı mânâlar ve mefhumlardır;  Hepsine birden sadece “süre” nasıl denilebilir? Şaşılacak şey  doğrusu!

  Prof. Hüseyin Nail Kubalı ile bir noter dairesinde yıllarca önce karşılaştık. Yeni hazırladığı "Anayasa Hukuku" ders kitabı için bir muâmele yaptırıyordu. Dayanamadım ve “Anayasa Hukuku demek doğru mudur?” diye sordum. Dönüp yüzüme baktı ve beni süzdü, izah ettim: "Yasa, kanun demektir, hukuk değil! Cengiz yasası bir kanundur ama hukuk değildir. Anayasa = Ana kanundur. Siz fakültede esas teşkilat kanunu mu okutursunuz, yoksa hukukunu mu? “ Tabii ki dedi, hukukun ve bu hukuk içinde Türk teşkilat hukuk ve kanunu da var”

  İlave ettim: "Şu halde okuttuğunuz Anayasa Hukuku olmaz, Ana hukuk olur, değil mi?" Doğru söylersiniz ama, bunlar artık galatı meşhurlarıdır, öyle kabul edilmiştir!” Ben bu defa şöyle bir sual sordum: "Efendim Ankara’da bir Siyasal Bilgiler Fakültesi var, bunun adı doğru mudur?” Şaşırırcasına yine yüzüme baktı. Tekrar tavzih ettim: "Siyasal uydurukçadır, bu mektepte okutulan da bilgi (Connaissance) değil, ilim (Science)” dir.  “Bilgi başka , ilim başka”, “ Evet, dedi, maalesef dediğiniz doğru, siz çok uyanıksınız!"


 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…