Kültür İhtilali ve Dilimiz

Prof. Dr. Mehmet Eröz 08.07.2010 2916

S
osyalizmin felsefesi olan tarihî maddecilik, sosyal yapıların ve kültürlerin, devirden devire ihtilâlci bir şekilde değişeceğini, bunun “diyalektik kanun” icabı olduğunu söylüyordu. Böyle bir kanuna kendisi de inanmadığından, bu tarz değişmeyi, profesyonel komünist ihtilâlciler grubunun omuzlarına yüklemiş, onlara “tarihi bir misyon” vermişti.

“Bu düzen değiştirme” ve “yıkma” işine “kültür ihtilali” de dahildir. Lenin'in dilindeki “Proleter kültür” milli kültürleri , yıkma arzusunun ifadesidir. Lenin'in hocası “Plehanov”, böyle bir "devrim" in, ancak kültür ihtilâli ile tamamlanabileceğini şu formülle açıklıyordu: "Her muhteva kendisine uygun şekil ister”. Yâni, sosyalist kültürü, millî kalıplar içinde veremezsiniz; millî dili ve kültürü yıkmadan, sosyalizmi aşılayamazsınız. "Milli”bir kalıp içindeki sosyalist muhteva veya öz, donup kalmaya mahkumdur. Onun için, "Milli”yi yıkmalı, onu sulandırmak ve "ulusal” a çevirmelidir.

 Trokçki, "Sürekli ihtilal (devrim)" teorisi ile dilin, diğer kültür unsurlarının ve sosyal yapının devamlı tahribini hedef almıştı. Mao'nun "kültür ihtilali", Konfîçyüs'e kadar dayanan Çin milli kültürünü, aile yapısından başlayarak bütün sosyal yapısiyle yıkmayı kafasına koymuştu. Buna rağmen resim ve şekil dili olan, Çin edebi dilinde bir yıkıma gidilmeyişi, üzerinde dikkatle durulması gereken bir noktadır. Rusya'da da, kültür ve yapı, bütün gerçekliği ile kafalardaki ideolojiyi ezip büzmüştü. Bu yüzden olacak ki, Rus dili üzerinde hiç oynanmadı. Buna karşılık Ruslar kültür ihtilâli denemesini, esir Türk ellerinde yaptılar.

Sovyetler Birliği, Türk ülkelerini birer birer işgal ettikten sonra, onları Türkiye'den koparmak için, Lâtin alfabesine geçirdi. Aynı alfabeyi Türkiye kabul edince bu defa harfleri Rus kiril harfleriyle değiştirdi. Bu alfabeyi, Özbek'lere, Türkmen'lere, Kazak'lara, Azerilere, Kırım ve Kazan Tatarlarına ayrı ayrı tatbik ettiler ki, biri diğerinin yazısını okuyamayacak hale gelsin. Arkasından, 1926'da Bakü'de topladıkları dil kongresinde, Türkiye Türkçesi ile ortak olan kelimelerin atılmasını, yerine Rusça kelimeler ve terimler konulmasını kararlaştırdılar. Bu, hür bir Kongre'nin kararı değildi. Baskı ile alınmış bir karardı. Nitekim karşı çıkan milli kültür savunucusu münevverler, bir bir imha edildiler.

Bundan sonra, "Etnojenez” nazariyesi ile birleştirerek, lehçeleri ayrı birer dil gibi göstermeye uğraştılar. Türkmenlere, Kırgızlara, Özbeklere, Azerilere, Tatarlara, yaşadıkları topraklarda, ilim maskeli birer arkeolojik geçmiş uydurarak, hepsini Türklükten koparıp, ayrı kavimler imiş gibi "kanıtlamaya" (!) çalıştılar. Dilde büyük bir tasfiyecilik ve tahribata girişirken, “Devrik cümle” yapımına ağırlık verdiler. Kelimelerin cümle içindeki dizilişini, yapıyı, sentaksı altüst ettiler. Buna dair zengin bilgiyi, rahmetli  Zeki velidi Toga'ın “Türklüğün mukadderatı üzerine” adını taşıyan eserinde bulmak mümkündür. Ayrıca, on yıl önce Münih'te yayınlanan "Dergi" koleksiyonlarında ve Sovyetler Birliğindeki Türklerle ilgili yabancı yayınlarda aydınlatıcı çok ibretli bilgiler vardır.

Türkiye'de de aynı paralelde çalışıldı. Yaşayan dildeki kelimeler birer birer atılıp, yerine uydurmaları konurken, "Selli, Sallı” tamlamalara ve devrik cümlelere ağırlık verildi. Türk dilini kökünden ve kaynağından koparabilmek için, sahte bir tarih tezine de ihtiyaç vardı. Bu tez, "Etnojenez" idi. İlmî ve arkeolojik çalışmalar, objektiflik ölçüleri içinde kaldığı müddetçe söylenecek birşey yoktur. Fakat, bunları adı geçen teze yardımcı olarak kullanınca iş değişiyor.

Türk kültürü, Türkiye'de de, dış Türk dünyasında da canlı olarak yaşamaktadır. Onbeş yıl kadar önce, Türk Parlâmento Heyeti, Sovyet Azerbaycan'a, Bakü'ye gittiğinde, şereflerine verilen bir ziyafette şöyle ibretli bir konuşma geçmişti. Azeri bakanlardan biri sitemle şöyle dedi: "Sabahtan beri ne yahşi (güzel) danışıyoruz (görüşüyoruz). Fakat sizin Ankara Radyosundan hiçbir şey anlamıyoruz”. Bizim heyettekilerden bir parlamenter, şu ibretli cevabı yapıştırdı: "Merak etmeyin Ekselans ondan biz de bir şey anlamıyoruz”

Türk dünyasının nesillerinin birbirini anlayacağı günler elbette gelecektir. “Gaspiralı İsmail beyin ruhu şad olacak ve Boğaziçinin sandalcısından Kaşgar’ın devecisine kadar bütün Türkler aynı dille konuşacaklardır”.

 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…