Kültür Emperyalizmi ve Dilimiz

Prof.Dr.İsmet Miroğlu 29.06.2009 3022
T
oplumları millet yapan ve dil, din ve ahlâk, örf ve âdetler, millî alışkanlıklar ve zevkler, hukuk, sanat, milli tarih şuuru, ideal birliği, tesis teşkilât ve sanat eserlerinden meydana gelen ahenkli bütüne "millî kültür" diyoruz. Başta Türkiye olmak üzere, bütün Müslüman ülkelerin kültürleri, kültür emperyalizmine maruz kalarak tahrip edilmektedir!

    1311'de Papa'nın emriyle Hıristiyan ülkelerde kurulan "Şark Kürsüleri"nin asıl hedefi. Doğu ülkelerinin millî kültürlerini tahrip ederek, onları hissettirmeden sömürmektir. Bugün, "Doğu Dilleri Okulları" adı verilen bu eğitim kurumlarında, kurulduğu tarihten itibaren misyonerler, ajanlar ve casuslar yetiştirilmektedir. Batılılar bununla yetinmeyip hedef ülkelerde misyoner okulları açarak, o ülkelerin içinde de misyonerler yetiştirdiler.

    Osmanlı Devletinde Tanzimat'tan itibaren kurulmaya başlayan misyoner okullarının sayısı 1870-1890 yılları arasında 705'e ulaştı. Batılıların Müslüman ülkelerdeki birinci hedefi dinî inancı yıkmaktı.

    Bu maksatla misyoner ajanların bir kısmı fen ve din yobazları olarak faaliyet gösterirken, bir kısmı azınlıkları isyana kışkırtıyor, misyonerler ise Hıristiyanlık propagandası yapıyorlardı. Fen yobazları olarak ortaya çıkan misyoner ajanlar "bilim" adına dini inkâr ederken, din yobazları kisvesinde faaliyette bulunanlar, bilim ve teknolojideki her yeniliği "gâvur icadı" diyerek damgalıyor ve bunlardan din adamı olarak rol alanlar içki, kumar ve zina gibi fiilleri açıkça işliyorlardı.

    Müslüman ülkelerde, başta gençler olmak üzere, birçok insan, din adamı kisvesindeki misyoner ajanlarının bu hallerini gördükleri için dini inançları "misyoner oyunu" ile böylece tahrip ediliyordu! Misyoner Massignon, Müslüman ülkelerdeki tahribatı şu sözlerle ifade etmiştir: "Onların her şeylerini tahrip ettik. Dünya görüşleri, dinleri mahvoldu, artık hiçbir şeye inanmıyorlar, derin bir boşluğa düştüler. Anarşi ve terör için uygun bir hale geldiler..."

    İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde 1934-1935 yıllarında görev yapan Alman bilim adamı Prof. Fritz Neumark, Avrupalıların bütün Müslüman ülkelerde İslâm dinini yanlış yönlere kanalize ettiklerini söyliyerek, bu acı gerçeği doğrulamıştır. Müslüman ülkelerde geçmişte misyonerlerin yaptıkları tahribat, günümüzde Batılı okullar ile yıkıcı medya ve kiralık ajanlar tarafından gerçekleştirilmektedir.

    Asıl Tahripçi Ataç

    Türkiye, esas itibariyle 1839'dan beri Batı'nın, 1917 yılından itibaren de komünizmin kültür emperyalizmine maruz kalan ve millî kültürü devamlı olarak tahrip edilen bir hedef ülkedir. Batının misyoner ajanları, birinci hedef olarak, İslâm inancını yıkmaya çalışırken, komünist ajanlar, bunun yanısıra dilimize saldırmayı da aynı derecede önemli saymışlardır. Komünist kültür emperyalizmiyle beyinleri yıkananlar da komünist ajanlar gibi faaliyette bulunmuşlardır.

    Dilimizi tahrip edenlerin en önde geleni Nurullah Ataç olmuştur. Ataç ve onun arkasından giden dil tahripçileri, Türkçe Dilbilgisine aykırı olarak türettikleri uydurma kelimeleri dilimize sokarak, genç ve yaşlı nesillerin arasına, dil, düşünce ve görüş ayrılığı getirmiş, millî tarihimizle olan bağları koparmıştır.

    Dil, halkın anladığı ve halkın konuştuğu lisandır. Ülkemizdeki dil tarhipçileri, Türkçe'ye malolmuş, halkımız tarafından anlaşılan ve kullanılan Arapça ve Farsça asıllı kelimeleri atarak bunların yerine, halkımızın anlamadığı uydurmalarını kullanmışlardır. Bu kelimeleri atarken, dil tahripçilerinin birinci hedefi, Türk insanının dini inancı ile olan bağlarını koparmaktı. Ayrıca bu maksatla, Türkçe'ye malolmuş kelimelerin imlâsında değişiklik yaparak, kısmen de olsa aynı hedefe varmak istemişlerdir.

    Bu görüşün etkisiyle, dilimizdeki inceltme ve uzatma işaretleri 12 Eylül 1980'den önce kaldırılmıştır. Bu işaretler kaldırılınca, yalnız telâffuz daha kaba olmakla kalmamış, aynı zamanda âdet, âlâ, âdem, âlem, âşık, merkezî, hâlâ, hulûs, kâr, nâzım, şahsî, tâbi, ulûm, vâkıf, kelimelerinde olduğu gibi, anlam tamamen değişmiştir. Bu hata, basit bir yanlışlıktan ibaret olmayıp, millî kültürün katledilmesidir!

    Nitekim bu durum, başta T.D.K. olmak üzere, devletin yetkili makamları tarafından anlaşılarak bu işaretlerin tekrar kullanılmasına 1981'de karar verilmiştir. Dildeki tahribat, yalnız uydurma kelimelerin kullanılmasından ibaret değildir. Türkçe karşılıkları olduğu halde, Batı dillerine ait, kelimelerin dilimize sokulması da ayrı bir tahribattır. Nihaî hedef ise, millî kültürümüz, dolayısıyla millî bütünlüğümüzdür.



İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…