Kelimeler ve Sözcükler

Salih Uyan 24.01.2011 2797

B
ugünlerde uydurukça kelimelerle dolu bir kitap okuyorum. Kitabın merkezinde insan var; ama ben, sanki bir tarım makinesinin kullanma kılavuzunu okuyor gibiyim. Ağzımda metalik, paslı bir tat var. Kelimeler kurşun askerler gibi dizilmişler. Hepsi birbirine benziyor. Bakışları donuk, yüzlerinde ifade yok.

Okumaya çalışıyorum!

“Görgül ve nesnel bir konusu bulunan ve betimleme, açımlama ve öndeyilerde bulunma olanağı sağlayan veriler...”

Kelimeler birbirini tanımıyor. Bir alışveriş merkezinin asansöründe tesadüfen bir araya gelmiş insanlar gibiler. Asansör kata gelse de dağılsak diye sıkıntıyla bekleşiyorlar. Bazıları da okulun ilk günü çekingen tavırlarla etrafa bakan çocuklar gibi satırların ucuna ilişmişler.  Birkaç yıllık mazileri olmalarına rağmen yaşlı, atıl ve yavaşlar. Ağlamıyor, gülmüyorlar. Hep aynı donuk ifadeyle satır aralarında bekleşiyorlar.

İçim sıkılıyor. Elime faraşı alıp bütün kelimeleri sayfalardan süpürmek istiyorum.
Sonra kütüphaneye uzanıyorum. Elim Yahya Kemal’e gidiyor. Okumaya başlıyorum:

Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde;
Mehtâb... iri güller... ve senin en güzel aksin...
Velhasıl o rü’yâ duruyor yerli yerinde!

Rahatlıyorum. Benimle birlikte odadaki bütün eşyaların yüzüne bir gülümseme yayılıyor. Biraz önceki o kasvetli havadan eser yok. Sanki uzaklardan cırcır böceklerinin seslerini duyuyorum. Burnuma yosun kokusu doluyor.

Kelimeler, dost meclisinde bir araya gelmiş insanlar gibi. Kan bağları olmasa da hepsi birbirini tanıyor, ortak hafızaları var. Birbirlerine dokunuyorlar. Çıtır çıtır yanan şömine ateşiyle demlenen muhabbet gibi akıp gidiyor mısralar.

Biraz önce gurbette, plastik bardakta poşet çay içer gibi hissediyordum kendimi. Oysa şimdi, semaverde demlenmiş çayı, ince belli bardakta yudumlar gibi okuyorum mısraları. Bir yandan da asırlık çınarlarla dolu bahçede, yıllar önce bir köşeye ekilmiş yapma çiçekleri ümitle sulayıp duran insanların gayretkeşliğini anlamaya çalışıyorum.

Sözlere heybet katan kelimeler dururken sözleri zavallılaştıran sözcükleri kullanmakta ısrar edenlerin çocukluğuna inmek istiyorum. Söyleyeceğim şey tartışılabilir belki; ama...
Görgül, olanak, sayıltı kelimeleriyle konuşan bir insan, sanki evinde yatılı misafir ağırlayamazmış gibi geliyor.

Ben uydurulmuş “söz”cüklerle dolu “kitap”çıkları sevmiyorum.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…