Kelimeler

Ahmet Selim 25.08.2009 3334
D
emirtaş Ceyhun küçükken İstiklâl İlkokulu'na gidiyormuş, fakat anlaşılmasının zorluğundan dolayı "İstiklâl" kelimesinin mânâsını bilmiyormuş ve bir "yer adı" sanıyormuş. Buna hüküm bina ediyor ve şöyle diyor: "Bağımsızlık denilseydi bilirdim. (Bağımsızlık) sözcüğü güzeldir, (istiklâl) çirkindir."

Hadi, "İstiklâl Savaşı" denilince anlamadın. Okullar her hafta, İstiklâl Marşı ile açılır, hafta sonu onunla kapanırdı. İstiklâl Marşı, "Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklâl" diye biter, biz o kelimeyi çocuk hançeremizle üç bölümlü olarak epeyce uzatarak söylerdik.

Bu kadar çok tekrarlanan bir kelimeyi bir öğrencinin bilmemesi tasavvur edilebilir mi?

Kelimeyi kötülesinler diye, insanlarımızı kötülüyor. 1960 Vatan Yıllığı'nda bazı ilanlar var. Ondan örnekler vermek istiyorum ki, en basit dilde bile o zamanlar nelerin bulunduğu anlaşılabilsin.

İş Bankası ilanı: ''Bilumum banka muameleleri  için", "Memleket dahilindeki şube adedi..."

"Fay" reklamı:  " Fay mucizesini ispat için ''en ikna edici delillerdir.”

"Opon” reklamı: 'Sağlık mevzuunda, muayyen, zamanlardaki..."

"Kim" dergisinin ilanı: "...”Gerçeğini son bir yıl TEYİD etti… " Önümüzdeki MÂNİALAR ne olursa olsun."  

"Arçelik" ilanı: “... Mükemmeliyeti hususunda...”

"Pertev" ilanı: “… Bu mahzuru katiyetle önler."

“UFA” ilanı: "Büyük bir İTİNA ile İMAL edilir. En hassas mideleri."

Pamukbank ilanı: "İstikbal, tahsil,ihtisas, tafsilat,hususi..."

Edison ilanı: "Gözlerinizin sıhhati mevzubahis." 

"Muhtelif takatlerde" deniz motorları... Umumi, nakliyat, vasıta, mücehhez, menfaat, temin...

Halk bilmeseydi, bu kelimeler ilânlara, reklamlara  girer miydi?  Halk biliyordu, bunlar zorla bilemez hale getirdiler. Dayattılar, beyinleri yıkadılar.

Çetin Altan'ın 1959'da yazdığı yazıya bakın: "...Dünyanın Selameti uğrunda… bizleri İKAZ MAHİYETİNDE... UMUMİ YEKÛNU...  İKTİBAS edilmesi ile  HASIL olan NETİCE... AMME VİCDANI MUZTARİB  olmakta… TENKİD, TAHAMMÜL, ŞAHSİYET, TEŞEBBÜS, TÖHMET, MUTEDİL…”

Çetin Atan bu kelimeleri kullanıyorken, okuyucuları kendisini anlamıyor muydu ?

"Vatan”, Ahmet Emin Yalaman’ın gazetesi.

Hep “ilerici” ler yazıyordu: ''Şuur,İnkişaf, terakki, imkan , ihtimal, müşahede, mütalaa, müteakip, muayyen, muhtemel, mazi, istikbal, istîmal, muhkem, basiret, mesuliyet, behemehal, intiba, nisbet, kifayet, mücrim, binaenaleyh, müessir, âmil, mefhum, isnad, vâki davet, müracâat, müessif, matuf..” Bu kelimeleri, gazetede çalışan şıradan işçiler bile bilirdi. Bilmezlikten gelenler, yabancılaşma hücrelerinde edebiyat yapmaya çalışan (sonunda da milleti edebiyatsız bırakan) bir avuç inatçıdan ibaretti. Konuşurken başka, yazarken başka kelimeleri kullandılar.

 Tabii kelimelerle düşünüp; uydurmacaya tercüme ediyorlardı! Bu affedilmez bir samimiyetsizlikti. Dilimizi daralttılar, kararttılar, bozdular. Tabii kelimelerle düşündükleri için, kendileri hemen tükenmediler, Fakat, oluşturdukları uydurmacanın içinde doğanlara bütün düşünce imkânlarını kaybettirdiler. Onlar asli kelimelerle düşünüp, tercüme ediyorlardı; gençler bunu nasıl yapacaklardı? 

1950'li yıllardaki dikkatli bir gazete okuyucusunun(başka bir önemli vasfı olmaksızın) bildiği kelimeleri bugün hukuk mezunu bilmiyor. Ezberlemek zorunda kalsa bile bilmiyor; çünkü, dergilerde, gazetelerde siyasi aktüalitede, ders dışı kitaplarda o kelimelerin kökleriyle hiç karşılaşmamış. Tasarrufuna alamıyor.

  Kelimelerle ilgili özel hatıralarım vardır. Ben "iltizam” kelimesinin  1950'li yıllarda, gazete okuyucusu olan bir köylüden öğrendim... "Taaddî, tasdî, mütehallî" kelimelerini Menderes'ten öğrendim... "Bu taaddiyi bize nasıl reva gördünüz?"diye soruyordu, İnönü'ye. Yassıada'da "Tasdîden ictinab ediyorum." diyordu inleyerek.

Sonra nereye geldik? "Açık-seçik söylüyorum... Ne demişiz, ne etmişiz? Larc olalım, forse edelim. Yukarıya itelim, aşağıya çekelim.".." Siyasi üslubumuz bu seviyede.

 Ef'âl-i mükellefin. Yükümlülerin eylemleri!..

TRT-l' de, bir ses "Seni bîmürüyvet, seni bîvefa.." diyor. Yanımdaki sorar gibi bakıyor. Gülerek, ''Sayıklıyor işte!" demekten kendimi alamadım.

 Türkçenin bugünkü haliyle "eğitim dili" olmaktan  çıkarılmak istenmesini yadırgamıyorum. Sapmanın özündeki maksat buydu zaten.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…