Kelime

Rahim Er 14.07.2021 1289
M

eramını karşısındakine sadece hisleriyle, iç-güdüsüyle değil onlardan önce kelimelerle anlatan tek canlı, insan.

Kelime, eşref-i mahlûkat olan insana bahşedilmiş ilahî bir imtiyazdır. Kelime “sözcük” değil ama sözün esasını teşkil eden ana unsur. Bütün iyi hisler, iyi düşünceler, kötü hisler ve kötü düşünceler kelimelerle dile getirilir. Bu sebeple kelimeyle oynamak bir milletin dünü ve yarını ile oynamaktır.

Kelime kendiliğinden türer ve kamustaki yerini alır. “Kamus, namustur” tesibiti fevkalade yerindedir.

Masa başında kelime uydurarak bir milletin edebiyatına, kültürüne, insanına ve bilhassa yeni nesillere yön vermeye kalkışmak en tehlikeli harekettir. Bir ihtiyaçtan ziyade kör taassuptan ileri gelen bu ihaneti biz ne yazık ki çok feci bir şekilde yaşadık. Bir Ermeni dilcinin güdümündeki eski dil kurumu yüzlerce kelimemizin katilidir. Yaşayan, asırlardır varlığını devam ettiren kelimeler baltalar, nacaklar, tırpanlarla güzel Türkçe’mizden kovuldu.

Elbette yeni ihtiyaçlar, yeni kelimeleri davet edecekti; ancak ihtiyaçlar.

Eski dil kurumu, ihtiyacı karşılamak için değil mevcudu tasfiye maksadı ile hareket ediyordu. Büyük bir mesafe aldığı, Hülagu’nun meşhur Bağdat Kütüphanelerini mahvetmesi gibi Türkçe’mizi ateşe attığı inkâr edilemez bir hakikattir.

İmparatorluktan Cumhuriyete geçerken Türk münevveri, 50 bin civarında kelimeye hükmediyordu. Bu sayı kısa bir zamanda 10 binin altına düştü. Böyle bir felaket tarihte başka hiçbir milletin başına gelmemiştir. Mazi ile bütün irtibat koptu. Bu kopukluk gün geçtikçe daha da artıyor. Bugün sadece alelade vatandaş değil, yazı yazan bazı kimseler dahi Türkçe’yi hakkıyle tasarruf edebilme kudretinde değiller. Yazarla muhabir birbirine karıştı. Her sütun dolduranı yazar yani muharrir veya doğru Türçe’si ile yazıcı sanma hatasına düşülüyor.

Kelime varsa insan hayattadır. İnsan kelimelerle sever, kelimelerle muhabbetini dile getirir, kelimelerle nefret eder, kelimelerle fikir beyan eder. İnsan kelimeyle konuşur, kelimeyle düşünür, kelimeyle dövüşür…

Kelimeler idam ve iptal edilince lisan çöktü.

Biz bugün o eski muhteşem Türkçe’nin enkazı üzerinde yeni bir lisan inşa etmeye çalışıyoruz. Buna rağmen bilgisayar, bilişim gibi bazı alanlarda Türkçe yoktur.

Evet, yoktur.

Türkçe’yi Arapça ve Farsça’dan arındırmaya çalışanlar, batı menşeli kelimelere esîr ettiler.

Bütün batı dillerinin kökünde Latince vardır.

İslam milletlerinin dil temelinde de Arapça bulunmaktadır. Dili kuranlar, yazanlar, düşünürler, şairler, hikâyeciler… kısacası san’atkârdır.

İnsan kelimelerle düşündüğü ve san’atkârın malzemesi de kelimeler olduğuna göre şu fukaralıkta lisanı kuran veya daha yerinde bir söyleyişle zenginleştirenler nasıl yazarlar, şairler vs. olabilir?

Olur; her şeye rağmen olur.

İnsan, kelimelerle düşünür, yazarsa kelimelerle yaşar. Kelimeyi sevdiren, yerine oturtan, zenginlik katan hep yazardır. Ancak bu çapta yazarlara kavuşmak da çok kolay değil. Onlar da zaman içinde sıkça boy vermezler. Bu sebeple bir tavsiye…

Batı klasiklerinden tercüme eser takip edenlerin 1960 öncesinde basılmış kitapları bulup okumaları daha yerindedir. Hatta bazı yazarlarımızın sadeleştirilme rezaletine maruz kalmamış eserleri için yine eski tarihli baskılarının peşine düşmelisiniz.

27 Mayıs’ın Adnan Menderes ve arkadaşlarına yaptığı kötülük, Türkçe’ye ettiği fenalık yanında bir şey değildir. Bu darbe, devlet erkânını idamla birkaç masumu asmış oldu. Hafızamızdan, kelimelerimizi söküp atmakla bir milleti konuşamaz hale getirdi.

Türkçe’yi İstanbul ağzı ile tadlandıran ve taçlandıran o eski İstanbul hanımlarından eser kaldı mı? Ya ağızlarından bal akarcasına zevkle konuşan beyefendiler. Türkçe’yi gözü gibi koruyan, her kelime için şahin kesilen muharrirler?

Hani nerede Türkçe?

E, şey, yani… gibi seslerle derdini anlatmaya çalışan zavallı yığınlar. Türkçe bilmeyen tv programcıları, köşe yazarları ve daha neler.

Eğer, memleket çapında bir kavga yaşanıyorsa bundan kelime fakirliğinin payı yok mu? Kimse kimseyi anlayamıyor ki?

Türkçe büyük mes’elemizdir.

Tutan kelimeler, nereden ve hangi sebeple gelmiş olursa olsun yerinde kalmalı… Maziden de kelimeler devşirilebilir. Bunun gibi Türk dünyası da önümüze açılan yeni bir imkândır. Müşterek kelimeleri ön plana çıkartmamız lazım. Azerbaycan’dan Doğu Türkistan’a Üsküb’e kadar Türkçe elenerek İstanbul ağzı ile işlendikten sonra kazanılan kelimeler, edebiyattan, siyasete kadar hayatımıza girebilir.

Bugün ihtiyaç, sadece Türkiye’de değil Türklerin bulunduğu her yerde anlaşılmaktadır.

Lisanı büyük ve sağlam milletlerin devleti büyük oluyor. Lisan fakirleştikçe insan gönlü fakirleşiyor; cemiyet, kabile hayatına doğru seyrediyor.

 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…