Kaybolan Nüanslar

Prof. Dr. M. Orhan Okay 07.02.2013 4286
D

ilde nüanslar, belli bir seviyedeki kültürün gerektirdiği ince mânâ farklarıdır. Klâsik Arapçada deveyle, çadırla, çölle, Türkçemizde atla, yayla hayatıyla İlgili bir yığın teferruatı gösteren kelimeler, o kültür çerçevesi içinde teşekkül etmiştir. Bunlar bir ihtiyacın doğurduğu kavramlardır.

Bir dilde aynı kavramı karşıladığını zannettiğimiz kelimelerin her birinin belki farkına varmadığımız nüansları vardır. Diller, nüanslarının çokluğu ile zenginleşirler.

Türkiye'de yarım asırdan beri devam eden “özleştirme” hareketi, hakikatte nüansların tasfiyesinden başka bir mânâ taşımaz. Bütün büyük kültür dilleri gibi dilimize de başka dillerden Arapçadan, Farsçadan, son asırlarda Batı dillerinden kelimeler girmiş ve yerleşmiştir. Bunların girmesiyle, bazılarının dilimizde mevcut Türkçe karşılıkları da kaybolmamış, yeni nüanslar kazanmıştır.

Kayboluşuna üzüldüğüm, lâkin geri döneceğine de kani olmadığım bir örnekle başlayayım. Bugün, adıgeçen deyip geçtiğimiz ve eşya, hayvan hattâ her sınıftan insan için kullandığımız sıfatın, bundan yarım asır evveline gelinceye kadar bir yığın nüanslı karşılığı vardı.

Hatırıma gelenler: “müşarün' ileyh, mumaileyh, merkum, mersum, mahut, mezkur, mezbur”. Bunların herbirinin kullanıldığı yer ayrıydı ve yanlış bir kullanılma derhâl farkedilirdi. Devrin zarafet etiketleri olan bu tabirler, "imtiyazsız, sınıfsız bir kitle" olduğumuzdan beri kaybolup gittiler.

Haydi bu teferruatlı Osmanlı protokolünden vazgeçelim. Fakat, birbirinden farklı mânâlar taşıdığı halde hepsinin karşılığında tek kelime uydurup terkettiğimiz nice tabirler var.

Meselâ “vermek” karşılığı olarak, büyükten küçüğe, küçükten büyüğe değişik kelimelerin kullanılması suretiyle, en azından bir terbiye kaidesini de beraberinde getiren sözlerimize ne oldu? “Takdim etmek, arzetmek, sunmak, ihsan etmek, ihsanda bulunmak, bahşetmek, bağışlamak, lütfetmek, ita etmek”... Şimdi bunların hepsinin yerine vermek diyoruz.

O unutulan kelimeleri kazâen kullanmaya yeltenenlerin de dilleri dolaşıyor. Geçmiş bir günde televizyon spikeri, bir yarışmada birinci gelene Sayın Cumhurbaşkanının kupa takdim ettiğini anlatıyordu.

Bazan nüans değil, büyük mânâ farklarının bile yanlış uydurulmuş tek bir kelime ile karşılandığına çok örnek bulabiliriz.

Savunmak” gibi yapı bakımından yanlış bir kelime “müdafaa etmek, iddia etmek, ileri sürmek” kavramlarının yerine geçmiştir.
“Karşılaştırma, hem mukayese hem mukabele” demektir.
“Karşılık, rağmen, mukabil, zıddına” kelimelerinin yerinde artık “karşın” vardır.
“Takib etmek, peşinden gitmek, seyretmek, temaşa etmek” hattâ “dinlemek” gibi çok farklı mânâlar kaybolmuş, “izlemek”le hepsi unutulur olmuştur.

Fakat nüansların kaybolmasında en büyük felâket herhalde düşünce'nin başına gelmiştir. Batı dillerinden tercüme yapanlar bu nüans sıkıntısının daha çok farkına varırlar.

Fransızca'da düşünce kavramının çeşitli nüansları için: meditation, reflekion, pensee, idee... kelimeleri kullanılır. Bugün Pascal'ın "pensees"si ile Lamartine'nin "Meditation"u “Düşünceler" diye Türkçeye çevrilmiştir.

La Rochefoucauld'nun "Reflexions..." u ile Alain'in "Idees..." si için de -TDK'nun fıkara Türkçesine göre- yine düşünceler'den başka, karşılık yoktur. Hâlbuki yarım asırdır tasfiye edilmeye çalışılan güzel ve zengin Türkçemizde “tefekkür, tefelsüf, murakabe, teemmül, kanâat, mülahaza, düşünce” gibi farklı yerlerde kullanılan birçok kelime vardır.

Bu dil fıkaralığı devam ederse, “düşünce” hayatımızın gelişmesi nasıl beklenebilir? O takdirde geleceğin Türk aydınına olsa olsa Nasrettin Hoca'nın hindisi gibi “düşünmek” kalır.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…