Kaybolan Kavramlar

Prof. Dr. Ahmet B. Ercilasun 13.07.2011 3133

E
limdeki kitabın sahifeleri değişik bir şekilde numaralanmıştı. İçindekiler, Önsöz ve Giriş kısımlarındaki sahifelere romen rakamlarıyla inceleme kısmına bildiğimiz rakamlarla numara verilmişti. Kitabın sonunda yer alan metinler kısmındaki numaralar ise tekrar birden başlıyordu.

Kitabı yüksek okul bitirmiş muhtelif kimselere gösterdim ve sordum:
“ -  Bu kitabın sahifelerini başka nasıl bir düzenle numaralayabilirsiniz?”
Pek çok kimse uzun uzun izah etti:
“ - İlk sahifeden itibaren bir sayısı ile başlarız ve devam ederiz, yani araya kesinti koymayız; sahifeler birden başlayarak sonuna kadar kesintisiz olarak devam eder... “

Meramlarını bu şekilde birkaç cümleyle anlatıyorlar, ama yine tam olarak ifade edemiyorlardı. Kimisi birinci numara dizisinin sonu olan 148. sahifeyi açıyor, eliyle işaret ederek "bundan sonra tekrar birden başlamaz, 149 olarak devam ederdim" diyordu.

Onlara bir kavramı buldurmaya çalışmıştım. Kavram zihinlerinde belirtisiz olarak canlanmıştı, fakat bir türlü şekillenemiyordu. Tam olarak belirmesi ve şekillenmesi için kelimelere ihtiyaç vardı. Kavramı az-çok bulanlar, onu cümlelerle, hatta elle göstererek ifade etmeye çalışmışlardı.

Aynı soruyu, dilimizi iyi bilen veya biraz yaşlı münevverlere sorduğum zaman iki kelimelik kesin bir cevap aldım “müteselsil olarak”.

Demek ki dilimizde bu kavram ve karşılığı olan kelime vardı. Bunları kullanarak meramımızı sıkıntıya düşmeden, rahatça ve açık bir şekilde anlatabilirdik. Fakat dillerini iyi bilmeleri gereken üniversite mezunları dahi, kavramla yeni karşılaşmış gibi şaşırıyorlar; onu yeniden icat etmek, Amerika’yı yeniden keşfetmek zorunda kalıyorlar ve birkaç cümleye başvurdukları halde demek istediklerini yine de açık bir şekilde anlatamıyorlardı.

Sonunda, En ibtidai anlaşma vasıtası olan işarete müracaat ediyorlardı. Tıpkı adını bilmediğimiz bir yemeği elimizle işaret ederek istememiz gibi işte uydurmacılığın en mühim zararı. Pek çok kelimeyi ve kavramı unutturmak, insanlarımızı dille anlaşmak yerine, ancak el işaretleriyle anlaşabilecekleri bir derekeye indirmek.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…