Kâtil Kelimeler

Yavuz Bülent Bakiler 14.03.2014 3223
R

adyolarımızın, televizyonlarımızın, gazetelerimizin, zaman zaman cin çarpmış kelimelerle sancılı dili, bana hep Konfüçyüs’ü hatırlatıyor. O cin çarpmış kelimeler, aynı zamanda Türkçemizin katilleridir de! Ortaya çıkar çıkmaz birçok kelimeyi sindiren, öldüren, güzellikler ve incelikler yerine kurulup kalan zındıklarıdır. Türkçe olsalar bile, ben maymuncuk haline getirilen veya kanlı-bıçaklı katiller gibi sola-sağa saldıran, etrafını temizlen bütün katil kelimelerden nefret ediyorum. 

Uzun bir zamandan beri, ortalıkta sallanan katil kelimeler zincirinin başında, şimdi şu “olay” ucubesi var. Geçen gün otobüste, bir üniversite talebesi, arkadaşını uyarıyordu:

-  “Görüyor musun? diyordu dışarıda yağmur olayı var!”

Bir Türk çocuğu, böyle sefil bir üslupla konuşur mu hiç?

“Yağmur yağıyor” veya “yağmur başladı” yerine “yağmur olayı” diye söze başlamak ne büyük bir çirkinlik, çarpıklık örneği! Bir TV programında yine bir üniversiteli, bir müzik otoritesine “Bende sinüzit olayı var. Bu müzik bana iyi geldi” diyerek ağzını çarpıtıyordu. Bir TV sunucusu ise, karşısındaki yarışmacıya “para olayın nasıl” diye sırnaşıyordu. Yerli yersiz kullanılan bu olay kelimesinden iğreniyorum. Geçenlerde, ünlü bir siyasinin, kalabalıklar karşısındaki konuşmasını dinlerken de utanmıştım. Şehirlerine üniversite açılmasını isteyen kimselere söz veriyordu:

“Sizin bu üniversite olayınızın takipçisi olacağım!”

Allah! Allah! Eskiler: “Üniversite dâvânızın” veya “üniversite işinizin” veya “Üniversite arzunuzun” veya “üniversite isteğinizin”… diye konuşurlardı ve doğru bir Türkçeyle meramlarını ifade ederlerdi. Demek şimdi bu hınzır “olay” kelimesi: dâvâ-iş-ihtiyaç-arzu-istek… gibi zenginliklerin, güzelliklerin katili oldu. Bir üniversitede, ihanet ocakları, fitne fesat çıkarmışlarsa, vurmuşlar, kırmışlar, yakmışlar, yıkmışlarsa… Üniversite olaylarından bahsedebilirsiniz. Ama üniversite açılması isteğine üniversite olayı diyemezsiniz.

“Yoğun” kelimesi de kanlı-bıçaklı kâtil kelimelerden. Yoğun kelimesi, her derde deva bir ilâç gibi.. Bir cenaze merasimi mi var? “Polis çevrede yoğun tedbirler almıştır.”

Eskiden polisimiz sıkı tedbirler, caydırıcı tedbirler, ciddî tedbirler… alırdı. Şimdi her işimiz yoğun, yoğunlaştı.

Eskiden bir kişinin çok işleri olurdu. Şimdi yoğun işleri oluyor!

Eskiden bir hatibin sözleri, şiddetli alkışlarla kesilirdi, şimdi yoğun alkışlar!

Eskiden büyük aşklar yaşanırdı, şimdi yoğun aşklar! 

Eskiden karışık meselelerle karşılaşırdık, şimdi yoğun sorunlarla!

Eskiden bir trafik keşmekeşi görülürdü, şimdi trafik yoğunluğu.

 

Eskiden misilsiz heyecanlar duyardık, şimdi yoğun çoşkular!..

Bu örneklere siz de yenilerini ilâve edebilir, bir yoğun kelimesinin kaç güzelliğimizi sindirdiğini veya katlettiğini hesaplayabilirsiniz. Şimdi ben bu yoğun kelimesine nasıl yoğun nefret duymayayım?

Ya şu lâtin dilinden Türkçemize bulaştırdığımız şu “sel” ve “sal” ekli kelimeler? Artık resmî ağızlarda bile selli sallı kelimeler volta atıyor. Açın Dede Korkut kitabını, açın Kutadgu Biliğ’i açın bütün halk şairlerimizin divanlarını, çönklerini, şiirlerini,  onların hiçbirinde sel-sal bataklığını göremezsiniz. Batı dünyası karşısında “yoğun” bir aşağılık duygusuna kapılanlar veya İslâma düşman olanlar,  bizi dinî mukaddeslerimizden koparmaya çalışanlar, dilimizi “sel-sal” “olayı” içine çok kötü sıkıştırdılar.

Ben bu sel ve sal ekli çirkin, çarpık, zevksiz, nesepsiz kelimeleri çiftesi çok kuvvetli olan katırlara benzetiyorum. Katır atla-eşeğin birleşmesinden meydana gelen bir yaratık. Ne ata benzer, ne eşeğe! Sel ve Sal ekli kelimeler de öyle. Ne Türkçeye benzerler, ne Fransızcaya! Mesela Tarih-kelimesi Arapça, çerçeve kelimesi Farsçadır. Tarihsel ve Çerçevesel kelimeleri “sel takısıyla” nasıl Türkçe olabilir. Görmek-işitmek kelimelerinden görsel-işitsel yapmakta neyin nesi?

Türk ve İslam’a düşman olanlar, dilimizi kündeye almışlardır. Türkiye’de derin bir dil buhranı var. Dükkan tabelalarına kadar yayılan bu zevksizlik bu çirkinlik, bu kabalık, bu soysuzluk… dağdaki-şehirdeki terörden çok daha tehlikeli. Şu “yoğun” işlerimizden başımızı kaldırıp biraz da “dil olayımıza” baksak mı dersiniz?

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…