"Kamubuyrum Tüz Bölemi(!)

Hayrettin Çakmak 08.03.2022 1211
"Afazi”,  beyindeki konuşma merkezlerinde meydana gelen hasar sonucunda konuşma,  anlama, okuma veya yazma gibi becerilerin kısmen ya da tamamen kaybıdır.
İnsanlar kullandıkları kelimeler kadar düşünme kapasitesine sahiptirler. Farklı nesiller farklı kelimeler kullandıkları için, Türkiye’de birbirini anlamıyor. “Afazi”  bir haldeyiz.
Cumhuriyet Halk Fırkası (CHP) ismindeki üç kelimenin üçü de Arapçadır. Daha sonra fırka kelimesinin yerini Fransızca Parti kelimesi almıştır. İsmet İnönü’nün kültür danışmanı ve Türkçenin düşmanı diye suçlanan Nurullah Ataç; CHP ismini öztürkçe yapmış: "Kamubuyrum Tüz Bölemi"
Bu uydurukça ile Ataç; zırvanın zirvesine çıkmıştır. Tabi ki bu saçmalığı Türkçenin bünyesi kabul etmemiş kusmuştur amma; "Ârî Dil"; iddiasındaki bu uydurukça, "Arı Dil" olmuş Türkçeyi zehirli iğnesi ile sokmuş kurdeşen etmiştir.
Yazar Atilla İlhan bir mülakatında anlatır:
"İnönü iktidara gelir gelmez batıyla ittifak anlaşması yaptı. O anlaşmanın gizli olarak neler içerdiği sonradan meydana çıktı. 1940'lı yıllarda ben lisedeydim, o zaman birden bire Yunan Latin temeli üzerinde bir kültür devrimine kalkıştılar. Biz liselerde Yunan Lâtin eserlerini ders gibi okumaya başladık. Hatta Latince okutan liseler açıldı.
Nurullah Ataç'ın Vatan Gazetesi'nde 'Biz Yunanca Latince öğrenemediğimiz için geri kaldık' diye yazıları vardır. Batılı çocuklar kendi dillerinden 16.yüzyılda yazılmış bir eseri okuyup anlıyor, ben bile 16.yüzyılda yazılmış Fransızca bir eseri okuyup anlıyorum. Ama kendi Divan Edebiyatımızı anlayamıyorum.  Bakanlıktan gelip “tedrisatta" ne yapmalı diye sordular. Onlara "Osmanlıca bütün liselerde mecburi ders olarak okutulmalı. Arapça ve Farsça' da ihtiyari olarak okutulmalı. Eğer bu yapılmazsa 20 yıl sonra Türkler geçmişlerinden hiçbir şey okuyamayacak hale gelirler." Dedim.
Necip Fazıl Kısakürek "İdeolocya Örgüsü"  kitabında diyor ki; Kömür, toprak altında elmas oluncaya kadar binlerce yıl pişiyor. Dildeki kelimeler de öyle. Sonradan zorla dile sokulan unsurlar, o milletin ruh ve idrak temeline korkunç bir suikasttır. Böyle bir lisanın adı da “Türkçe” değil, “Uydurukça”dır.
Bossuet (Fransız edip ve mütefekkir) “Sabit olmayan ve her an değişen dillere ölümsüz bir eser emanet edilemez!” der
20 asrın başlarına kadar Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türkçe konuşarak gitmek mümkündü. İstanbul’da çıkan bir gazete, dergi, Kırım’da, Kazan’da, Taşkent’te, Bakü’de Kaşgar ’da okunabiliyordu. Oralarda çıkanlarda İstanbul’da okunabiliyordu
Mühendis Numan Aydoğan Ünal şöyle bir hatırasını anlatmıştı:
“Resmi bir vazifeyle yardımcımla Hollanda’nın Amsterdam şehrine ilk defa gitmiştik. Şehri gezerken öğle namazı vakti çıkmak üzere idi. Bir cami aradık bulamadık. En iyisi burada Türkler çok bir Türk bulalım da camiyi soralım dedik. Türklere benzeyen iki kişi bir bahçede oturuyordu. Kendilerine selam verdik. "Ve Aleykum Selam" dediler. Biz yabancıyız, Türkiye’den geldik. Namaz kılacak bir yer arıyoruz dedikse de hiçbir şey anlamadılar. Daha sonra İngilizce sordum yine anlamadılar. İsimleri Muhammed ve Abdusselam olduğunu öğrendiğimiz bu kardeşlerimize ecdat diliyle konuşursak anlaşırız diye düşündüm. Ve hemen: "Vakît mahdut, abdest mevcut lakin mescit meçhul." Yani anlatmak istediği (Namaz vakti geçmek üzere, abdest aldık ama kılacak cami nerede bilmiyoruz. Adamların yüzleri güldü, önümüze düşerek Türklerin satın alarak kiliseden camiye çevirdikleri Fatih Camiine götürdüler. Cami imamı: "Bunlar cemaatimizden Kuzey Afrikalı Müslümanlar olup Türkçe bilmezler.” Dedi.
Görülüyor ki, konuştuğumuz kelimeler, gerek Türk dünyasıyla ve gerekse İslâm dünyasıyla anlaşabileceğimiz kelimelerdir. Bugüne kadar sürdürülen uydurmaca hastalığının ne kadar vahim olduğunu da gözler önüne seren bir ibrettir.
Cenap Şahabettin “Lisan ruhun vatanıdır” demiş. Yabancı bir dili, ne kadar iyi öğrenirseniz öğrenin, gurbettir.
Yahya Kemal ise; ”Türkçenin çekilmediği yerler vatandır.” Demiştir.
Yavuz Bülent Bakiler ’in naklettiğine göre Falih Rıfkı Atay, Çankaya isimli eserinde yazıyor: “Şey” kelimesi  Arapça olduğu için Atatürk bir zamanlar “şey” denilmesini de, yazılmasını da yasaklıyor. 
Bir gün Falih Rıfkı, Atatürk’e çıkıyor ve “Yapmayınız Paşam! Anadolu’da ne kadar ölmüş Türk varsa, hepsi aynı anda dirilse, ağızlarından çıkacak ilk kelime “şey”dir. ‘Şey’ o kadar Türkçedir.” (Çankaya, 1969, s.476)
Payami Safa anlatıyor: Dünkü şair Ahmed Hâşim'in dilinden anlayan bir gençlik kalmadı. Evvelki günün şairi 
Tevfik Fikret de artık bir yabancıdır. Abdülhak Hâmit bir Hint racası, Namık Kemal bir ortodoks papazı kadar uzaklaşmışlardır. 
Tarihin bu kopa kopa, atlaya atlaya gidişi devam ettikçe, yarının gençleri de bugünküleri okumayacaklar, okusalar da anlamayacaklardır. Devrimbazlar her çeyrek asırda bir; Türkçenin büyük bir kısmını değiştirmiş olacaklardır.











İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…