Hüzünlü Lâtîfeler

Nihat Sâmi Banarlı 31.01.2013 2384
F
ransızlar, kelime sonunda D yi de kullanırlar. T yi de. Hattâ bunların D yumuşaklığı ve T sertliği mutlaka belli olsun, tam ve doğru söylesin diye, yazıya, gerekli ve değişmez imlâ kaideleri de koymuşlardır.
 
Fransız ballade dediği zaman, yazıda kelime sonuna koyduğu E harfi, kendinden önceki D nin sesini, tadını çıkara çıkara telâfuz etmek içindir. Sonate dediği zaman da o okunmayan E, kendinden önceki T nin sesini aynı lezzetle söyletir.
 
Biz, kitâb’ı kitap, kanad’ı  kanat, ad’ı at ve ilâc’ı ilâç yaptığımızdan beri yalnız bu kelimeler değil, onları konuşanlar da aynı sertliğe uydular. Bilmem psikologlarımız buna ne derler ama, biz son zamanlarda sokaklara dökülen terbiye dışı kaba ve sert hareketlerde ve sözlerde bu yanlış ve zevksiz dil sertleşmesi’nin büyük rolü olduğu inancındayız.

Millî diller, millî mizac ve ahlâkla o kadar alâkalıdır ki  terbiyesiz veyâ terbiyesini kaybetmiş bir dil, onu konuşan insanları da terbiyeden mahrum hallere koyabilir. Küfür söylemeğe alışmış insanlar gibi, sert söylemeğe alışmışlar da (onları buna alıştıranlar gibi) ıslâh edilemezler.

Eskiden sâleb diyen bir ev hanımının hattâ sokakdaki sâleb satıcısının bile dilinde kelimenin sonundaki leb hecesi, Fârisîde dudak mânâsına gelen leb sözünü andırır bir öpüş yumuşaklığı ve güzelliği içinde idi. Şimdi, insanların bu kelimeyi ısırır gibi söylemeleri, dilcilerimizin büyük mârifetidir.

Halk türküsündeki:

Saçlarıma ak düştü
Sana ad bulamadım
 
Mısrâlarını söylerken, düşdü’yü düştü yaparsanız, anlayana, bu saçın beyazlanmasından çok adamın kafasına acıtıcı bir şey düşmüş gibi bir mânâ verir. Hele sana ad bulamadım’la sana at bulamadım arasındaki korkunç mânâ farkı pek âşikârdır. Dilcilerimiz, ziyânı yok, öyle yazılsın da dinleyen anlasın, diyorlarmış. Biz de deriz ki:

Bir memlekette dilciler bu kadar anlayışsız olursa, onların katılaştırıp kemikleştirdikleri dili kullananlar ne yapsın? Dili, mûsikî âletleri yerine teneke çalar gibi seslendirenlerin elinden zevkini ve iz’ânını nasıl kurtarsın?

Tad kelimesindeki lezzeti tat nasıl duyurur? Kanad’daki tüy ve uçuş yumuşaklığını  kanat’da duyabilir misiniz?

Türk halkı Acem’in  guuşe  kelimesini  köşe  diye sertleştirmiştir ama, bu köşe’nin, aslında sert olmasındandır. Buna mukabil halk dilinin yumuşattığı her kelime mânasının ifâde ettiği mülâyimlik ölçüsünde yumuşamıştır. Eski edgü kelimesinin  iyi ve eski  kudhu  kelimesinin kuyu oluşu gibi.

Bu mevzûda en güzel ve unutulmaz  nükteyi, hem dili hem edebiyâtı iyi bilen iki eski adam yapmıştı. Şâir Abdülhak Hâmid  ile müderris Ferîd Bey.

İsimleri evvelce Hâmid ve Ferîd sesleriyle yazılan bu iki dil ve sanat büyüğü arasında,  D lerin T  olmasına emir (?) çıktığı zaman şöyle bir konuşma olmuştu: İsmi Hâmit kılığına sokulan şâir, adı Ferit sertliğine bürünen müderrise:

- “Nihâyet senin de kuyruğunua bir (it) takdılar”, demiş ve ondan şu cevâbı almıştı:

- “Benim hiç olmazsa fer’imi bıraktılar. Senin adın hem ham hem de it olmak tehlikesi içinde ya…”

Nitekim öyle oldu. Bugün nice kimselerin ağzında bu kıymetli ad artık ham-it’dir. Kelimeyi bu hâle düşürenler utansın.

Ama, utanmazlar ki…

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…