Hayat'a Dâir

M. Hâlistin Kukul 16.04.2012 3294

Ş
iirlerimizle; şarkı ve türkülerimizde, millî benliğimize nüfuz ederek, başına getirilen sıfat hükmünce, bazan "acı, tatlı, mutlu, kahrolası, körolası, berbat (bir), bedbaht (bir), sefîl (bir), rezîl (bir), güzel (bir), fâni, kısa, yalnız..." olan "hayat" kelimesi, Arapça'dan Türkçe'mize geçmiş, yerleşmiş, kökleşmiş, dallaşmış ve bizleşmiş bir kelimemiz olmuştur.

Sözlük mânâsı:"Dirilik, canlılık, sağlık, yaşayış, Fars. zindegî, ömür"dür.

Buna rağmen; sözlüklerimizde, hayat kelimesine bağlı olarak hiç kullanılmayan veya nadiren kullanılan "hayâtiyyât (biyoloji), âb-ı hayat, hayât-ı câvidanî (ebedî ömür), hayât-bahş (ömrü artıran), hayât efzâ (hayât artıran), müddet-i hayât" gibi deyimler de bulunmaktadır.

Bugün, "hayat" kelimesinin karşılığı olarak;"yaşayış, yaşama, yaşantı, ömür" kelimelerimiz bulunmaktadır. Bütün bu kelimeler,"hayat" dâhil başka hiçbir dile nasib olmayan bir sayıdadır ve beş tanedir. Kaldı ki, bu kelimeler, bütün Türk Dünyâsı tarafından da bilinmektedir. Fakat, ne yazık ki, bu kelimelerimiz varken, bunları hiçe sayarak, bir başka kelime uydurulmuş ve zorakî olarak da okul kitaplarına kadar sokularak Türkçe'mizin tahribine sebebiyet verilmiştir.

Bu kelime ise; "yaşam"dır.

"Yaşam"; hiçbir Türkçe kaideye uymaz. Yürümek'ten yürüme-yürüyüş, koşmak'tan koşma-koşuş, okumak'tan okuma-okuyuş, bakmak'tan bakma-bakış... İsim olarak doğrudur ve kullanılmaktadırlar. Bunlar böyle ise, yaşamak'tan "yaşama, yaşayış " doğru olabilir ki, zâten, "hayât”ın tarifinde de bunlar vardır.

Şimdi de, "hayat" kelimesinin Türkçe'de, her yaşta insanımızın kullandığı deyimlerden bazılarını sunacağım. Lütfen dikkat buyurunuz:

"Hayatta olmak, hayatta kalmak, hayat sürmek, hayat emaresi, hayat belirtisi, hayatiyet, âb-ı hayât, hayatî, müddet-i hayât, hayat adamı, hayât ağacı, hayat dolu, hayat yolu, hayat seviyesi, hayat felsefesi, hayatiyet, hayat kadını, hayat kavgası, hayat memat, hayat memat mes'elesi, hayat mücâdelesi, hayat pahalılığı, hayat sigortası, hayat s(ı)tandardı, hayat suyu, hayat şartları, hayat tarzı, hayat tecrübesi, hayat umudu, hayat bulmak, hayata atılmak, hayat arkadaşı, hayata gözlerini yummak, hayatını kaybetmek, hayatına girmek, hayatını kazanmak, hayatını yaşamak, köy hayatı, şehir hayatı, kır hayatı, hayata tutunmak..."

Ve;

Bir hanımefendinin kocasına veya evlâdına veya bir beyefendinin karısına veya yine evlâdına bir sevgi ve şefkat ifadesi olarak söylediği "Hayatım!" kelimesinin ve yukarıda zikrettiğim "hayat" kelimelerinin yerine, ben değil, sizler muhterem okurlar, bu uydurma ve Türkçe'mizin zarafetine ve kelime yapısına uymayan ve onu zayıflatmayı hedef alan "yaşam" kelimesini sizler koyunuz, bakalım ne düşünecek ve ne anlayacaksınız. Böyle bir kelimenin Türkçe'yi ne kadar incittiğinden belki de hayıflanacaksınız.

Hele hele, bu kelimeyi, bildiğiniz şarkı ve türkülerdeki "hayat" kelimesinin yerine bir koyunuz. O zaman, millî kültürümüzün nasıl tahrip edildiğini daha iyi göreceğinizden emînim.

Şimdi de, ilköğretim okulu dördüncü sınıfında okunan "Din Kültürü Ve Ahlâk Bilgisi" kitabından, "yaşam ve özgürlük" gibi uydurma kelimelere dâir bazı numuneler sunmak istiyorum."Din Kültürü Ve Ahlâk Bilgisi" kitabının dili böyle ise, diğerlerini tahmin etmek hiç de zor olmaz.

Ve ayrıca, bu kitabın onüç kişi tarafından yazıldığını da düşününüz. ( Elbette ki, bu kitapta geçen, Türkçe'nin özüne aykırı olan "doğa, birey, özgürlük, örneğin " gibi kelimeler de ayrı bir yazı mevzuudur.)

İşte bu kitaptan bazı cümleler:

"Günlük yaşamımızda helal, haram, sevap ve günah gibi kavramları kullanırız." (s.17);
" Herhangi bir şeye gelişigüzel "haram "demek, insanın özgürlük alanını daraltır."(s.l9) (Bu cümlenin îzâhını-çocuklarımız adına- bütün ilâhiyatçılardan bekliyorum);
" Günlük yaşamda birçok insanla karşılaşırız." (s.22);
" Bütün bunları kabul edip Allah'a sığındığımızda kendimizi daha güçlü hisseder ve güven içinde yaşamımızı sürdürürüz."(s.24);
"Dinî semboller, dinin yaşamımızda önemli bir yere sahip olduğunu gösterir ve dinî duyguları canlı tutar."(s.26);
" Günlük yaşamımızda söylediğimiz dilek ve dualardan üç tanesini yazınız"(s.33);
" Temiz olun çocuklar. Bu bir yaşam gereği.." ( s.42);
" Hz. Muhammed tüm yaşamı boyunca iyi ve güzel davranışlarda bulunmuştur." (s. 60);
" Sevginin yaşamımızda önemli bir yeri vardır." (s. 90);
" Çünkü sevgi, tüm canlıların yaşam kaynağıdır."( s. 91);
" İnsanlar, toplu hâlde yaşamlarını sürdürürler. Toplumsal yaşamın kendine özgü kuralları vardır."(s.95);
" Allah, varlıkları sadece yaratmakla kalmamış, yaşamlarını sağlıklı bir biçimde sürdürebilmeleri için her türlü imkânı da var etmiştir." (s. 98);

Türkçe'nin sultanı, son sultan'üş-şuarâ Necip Fâzıl der ki:

"Dil, istikrâi yani kendi iç ve öz kanunlariyle mevcut bir müessisedir ve dışarıdan, bütün bir lisan uydurma şeklinde müdahaleye tahammülü olamaz. Tıpkı kâinat gibi... Esrarı ve kanunları aranır, bulunur, fakat uydurulamaz. Lisan ile kâinatın hiçbir farkı yoktur. Zira kâinatta ne varsa, karşılığı lisanda mevcut... Dil, kâinatın plânıdır ve kendi dışında başka bir kâinat ile değiştirilemez."

 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…