Güzelim "Hayat..."

Akif Emre 04.10.2011 2941
Y
orgun hatta bezgin bir sesle ölümü hatırlamaktan bahsediyor... Muhtemelen sesin dışarıya taşmaması için ayarı iyice kısılmış mikrofonla konuştuğundan tarihi caminin serin avlusunu dolduranlar söylediklerini zor işitiyor. Cuma namazı için erkenden gelenler sıcak öğle vaktinin isteksiz, heyecansız, yazılı bir metin okur gibi düz bir üslûpla vaazeden hatibin coşkusuz sözleriyle iyice uyumaya başlıyor. Birden irkiliyorum:

-"Yaşam boyunca ölümü hatırlamalıyız! "

Heyecansızlık ve şevksizliğin yuttuğu cemaati “yaşam”ı gibi kulak tırmalayıcı bir kelimeyle uyandırmak ve zaafını telafi mi etmek istiyor. Üstelik olur olmaz yerde bu kelimeyi kullanmak için gösterdiği gayret de dikkatimi çekiyor. Sanki bu kelimeyi kullanarak imaj yenilemek ister gibi bir hali vardı. Oysa ölüm düşüncesi, hayat ve ölüm arasındaki denge, Müslüman'ın gönlüne farklı bir dirilik kazandırır. Hayatın güzelliğini ölüm duygusunun ürpertisi karartmaz, ancak hiçbir aşkın çağrışımı olmayan “yaşam” ve “ölüm” arasında nasıl bir bağ kurulabilir?

Türkçe'den yabancı kelimeleri ayıklama adına yapılan ve kültür katliamına dönüşen uygulama aslında bu toplumun yüzyıllardır ürettiği sanat, edebiyat, düşünce, estetik ve değer sistemi adına ne varsa hepsinin imha edilmesini amaçlamaktadır. Bir dil o toplumun tarihi ve kültürel birikimi üzerinde yeniden üretilerek gelişir, zenginleşir. Durağan, gelişime kapalı bir dilin zenginleşmesinden, kültür, ilim ve medeniyet dili haline gelmesinden bahsedilemez. "Sürekli değişen dillere de ölümsüz bir eser emanet edilemez.”

Türkçe o hale getirilmiştir ki, resmi politikalarla dil yönlendirilmekte, İstiklal Marşı ve istiklal kelimesi bile yasaklı hale getirilmektedir, “istiklal”i yasaklayan bir zihniyetin “bağımsız”lığı nasıl koruyacağı sorusu gündeme bile gelmemektedir. Daha trajikomik durum Hasan Ali Yücel döneminde Batı klasiklerini kazandırmak maksadıyla başlatılan proje çerçevesinde tercüme edilerek basılan eserler 50 yıl sonra tercüme edenlerin çocukları tarafından yeniden Türkçeleştirilmektedir. Tepeden inme modernleşmeciliğin dorukta olduğu dönemin koparılmış Türkçe'si bile artık anlaşılmaz olmuştur.

Dil ve düşünce sistemi ile o toplumun ait olduğu medeniyet çerçevesi arasında doğrudan bir ilişki vardır. Türkiye'de modernleşme adına toplumunun medeniyet değiştirmesini isteyen Batıcı seçkinlerin en büyük hedefi Türkçe'nin anlam çerçevesinden, kavram dünyasından koparılarak muhtevasız, hatta yeni anlamlar yüklenerek zihinsel dönüşümü gerçekleştirmekti. Mesele basit şekilde yüzlerce yıldır Türkçe'nin malı olmuş kelimelerin yerine “öztürkçe” olduğu iddia edilen “uydurukça”nın konulmasından ibaret değildir. Kısaca belirtmek gerekirse, Türkçe'nin sadeleştirilmesi adı altında başatılan “öztürkçeci”lik bu dilin kısırlaştırılmasıyla sonuçlanmıştır.

Bu anlamda, Türkiye'de dil politikası ile toplumu dönüştürme projeleri arasında doğrudan bir ilişki olmuştur. Türkiye'de toplumun hafızası, şuuru, aidiyeti, kimliğinin bir şekilde “Müslümanlık”la ilişkilendirmeden anlaşılması, yeniden üretilmesi mümkün değildir. Bu toplumun kendine ait, özgün, onu var kılan ne kadar değer varsa mutlaka “Müslümanlık”la ilişkilidir. İnsanların sağlam bir düşünce kabiliyetine sahip olabilmesi için sağlam bir dil kurgusuna, yapısına sahip olmaları gerekir. Bu anlamda Türkçe'nin bütün kavram çerçevesini oluşturan değerler sistemini çökerttiğiniz vakit dilin yüzlerce yıllık birikimiyle birlikte bu toplumun kültürel hafızasını da silmiş olursunuz. Toplumu zihnen sömürgeleşmeye hazır hale getirirsiniz.

Dil çerçevesinde yapılmak istenen bu muhtevanın, çağrışımların, dil zevkinin, estetik algının çözülmesidir.

Türkçe'nin sefilleşmesi, bu toplumu var kılan değerler sistemiyle bağının koparılmasıyla sonuçlanır. Düşünce ve sanat hayatımızdaki sefilliğin temel sebebi kendimize ait olanın farkında olamayışımızdır. Yani bunun başka ismi kimlik krizidir: Kimlik krizini aşamamış toplumların ne özgün ne de evrensel bir eser verebilmeleri, hatta var olabilmeleri mümkün değildir. Dil tartışmasına böylesine bir medeniyet projesi içinde değerlendirmeden yaklaşmak sonuç alamayacağınız bir mücadeleye girmek demektir.

Düşünce olarak Batıcı, modernleşmeci projelerden yana olmakla birlikte dil konusunda muhafazakar tavır sergileyen aydınların açmazı da bu noktada düğümleniyordu.

Türkçe'nin yüzlerce yıllık macerası içinde geliştirdiği, adeta bir şiir dili haline gelen estetik ve muhteva olarak zenginliği bugün kulak tırmalayan homurtulara dönüşmüş durumda. Ab-ı hayat kelimesinin çağrıştırdığı dinginlik ve berraklık düşüncesinin olmadığı bir Türkçe'yi tasavvur edebiliyor musunuz?

Bu yazıyı yazmama sebep olan “yaşam” gibi “piç” bir kelimenin çağrışımı ile “hayat”ın soyluluğu arasındaki farkı önemsemeyen biri kimi irşat edebilir?

“Hayatla ölüm” arasında Müslüman ruhunda kurulan sağlam bağ, denge ve dirilik duygusunun yerini hangi “yaşam” karşılayabilir?

Güzelim “hayat”ı kokuşmuş “yaşam”lara feda eder misiniz?

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…