Güzel Türkçe'ye Dönüş

İ. Semahaddin Cem 13.01.2011 3521

E
vet, güzel Türkçeye dönüş ve uydurukçaya paydos başlamıştır. Yani Türk milletinin akl-ı selimi galip gelmiş, mâkul ve mûtedil dilcilerin müsbet mücadelesi nihayet semere vermeye başlamıştır. Bu satırların sahibi de en azından otuz yıldır uydurukçaya karşı mücadele etmektedir; tâ talebelik hayatından beri... Bugün ortada görülen dilcilerin ve edebiyatçıların henüz adları bile duyulmamışken bu fakir, durmadan dinlenmeden güzel Türkçenin müdâfaasına girişmiş bulunuyordu. Bizler o derece ümitli ve emîn idik ki, sun'îliğe karşı muhakkak bir gün zafer kazanılacağını  biliyorduk.

Bugün ailede ana-baba île çocuklar dil keşmekeşi yüzünden anlaşamayacak durumdadır. Talebe dili, tamamen basit, alelâde, âdeta argoyu hatırlatan, zevksiz ve mânâsız bir kakofoni (ses bozukluğu) içindedir. Mektep kitaplarında ve öğretmenlerin ders lisanlarında bunlara ilâveten cidden uydurukça karışığı güdük kelimeler yığını yer aldığı için çocuklarımızın kafaları büsbütün karışmakta ve zamanla zevkleri de bozulmaktadır.

Genç nesiller arasında şâir, edebiyatçı, hikayeci, romancı çıkmamasının en mühim sebebi de işte bu lisan keşmekeşidir. Kendi dilinin zenginliğinden, tarihî ve millî an'anesinden habersiz yetişen gençlikte şiir ve roman yazma hevesi olur mu?

Orta ve liselerde Türkçe ve edebiyat derslerinden kırık not alan ve ikmâle kalan çocukların çokluğu da ayrı bir facia, yürekler acısı bir hâldir. Talebe, tahrir vazifesinden ve kompozisyondan sapır sapır dökülmektedir.

Yabancı mekteplerde okuyanlarda da Türk edebiyatı maalesef zayıftır. Corneille, Schiller, Milton'u bilirler de Mehmed Akif'i, Yahya Kemâl'i, Yunus Emre'yi bilmezler. Bu yol, Türkiye’miz için herhalde bir kazanç değil,  kayıptır!

Yıllarca radyoların, gazetelerin uydurukçayı öne alarak yaptıkları zevksiz neşriyat yüzünden gençlerimizin ve çocuklarımızın dili ve duyguları bozulmuştur. Bu faciaya da, bu dil  katliâmına da nihayet vermek şarttır.

Türkçede yabancı kelimeler denilince akıllara garip bir şekilde hemen, asırlardır yurdumuzda kullanılan ve bizim malımız olmuş Arapça ve Farsça asıllı kelimeler geliyor da, lisanımıza sürü sürü sokulan Lâtin menşeli kelimelere ses çıkarılmıyor. Bu da ayrı bir Avrupa hastalığıdır.

Halbuki Asya'nın içinden Avrupa'nın batısına kadar yayılan çok geniş arazi üzerinde Türkler, birbirleriyle müşterek kelimeler sayesinde pekâlâ anlaşabiliyorlar da, araya Lâtin menşeli veya uydurukça kelimeler sokulunca bu anlaşma hemen kesiliveriyor ve inkıtaa uğruyor... Zaten, hudutlarımızda bulunan hasım devletlerin istediği de bu değil midir? Lisanımız işte bu türlü bir beyin yıkamasına mâruz bırakılmıştır!

Türkçemizin bâzı mânalarda eksik kaldığına misâl bulunduğunda akıl ve mantık sahipleri hakikati teslim edecektir.

Meselâ:

Râkım: Râkım kelimesinin karşılığı "yüksekliktir" ama "irtifa” da "yükseklik"'tir.. Ancak, râkım başka, irtifa başkadır.

Sarih:
Sarih için de "açık" denilir, fakat "Vazıh" ve "Bâriz"  ne olacak?

İvedi: İvedinin karşılığı acele mi, âcil mi, müstacel mi?  "âcil  vak'a" yerine "ivedi  olay" diyebilir misiniz?

Hudut: Hudut kelimesini atmağa kalktılar, lâkin yerine Rumca olan "sınır"ı koydular. Oldu mu bu ya?.. "mahdut mesuliyetli"'ye evet, fakat "sınırlı sorıımlıı"ya hayır!

Vak'a: Vak’a  başkadır, hâdise başka, vâkıa başka, vukuat başka, vakâyi başka... Hepsine birden sâdece zayıf ve çelimsiz bir kelime olan "olay" deyivermekle mesele nasıl  halledilebilir?

Bilgi: Mâlumat başkadır, ilim başkadır. "Siyasal Bilgiler" ismi bu sebepten yanlış konulmuştur; doğrusunun "Siyasî İlimler" olması  lâzım gelirdi...

Direnme: Sebat'ın karşılığı "direnme" değildir.. Sebat başkadır, direnme başka... Kelimelerin mânalarını değiştirmeye ve bozmaya hakkımız yoktur.

Gözlem: Rasat için "gözlem" denilmiştir; müşâhede için de aynı kelime kullanılmakta ve meselâ müşâhid yerine gözlemci, râsıd yerine de kezâ gözlemci denilmektedir. Ne kadar  yanlış!

Saha: Saha ile meydan da karıştırılmış ve her ikisine birden "alan" denilmiştir ki, kifâyetsizdir. "Hava sahasında" denilmez, buna karşılık "iktisad meydanında" da denilmez.

Haksız ve yersiz müdahaleler yüzünden lisanımız yıllarca alay mevzuu haline getirilmişti. Türk dili, bütün mâzisiyle, tarih ve edebiyatiyle, felsefe ve içtimaiyatiyle, kahramanlık destanları ve fetihler külliyatiyle Asya'nın en güzel, en mükemmel lisanlarından biridir. Türkçemizi yeniden bu tarihî ve edebî yüksek seviyesine çıkarmak, bunun için de sür'atle çalışarak uydurukçayı atıp temizlemek her Türkün millî vazifesi olmalıdır.

Tarihî ve edebî lisanımızı kaybedersek her şeyimizi kaybederiz.  Lisan, vatan  gibidir.

Dilini kaybeden, vatanını da kaybeder. Vatanımızda birliğin en başta gelen şartı, asîl ve nezîh Türkçemize sahip çıkmak ve bu zarîf, edebî, ahlâkî, güzel Türkçeyi  kullanmaktır.

Türkün güzel lisanının yüzlerce uydurma kelimeden temizlenip kurtarılmasını Millî Eğitim Bakanlığımızdan ümitle bekliyoruz.

 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…