Dünya Dili: Türkçe

Şadlık Amanov 27.01.2014 2921
A

driyatik’ten Çin Seddi’ne kadar yeni bir Türk Dünyası tabirinin dillerden düşmediği; siyasi ve iktisadî bir potansiyel güç olarak kendisinin varlığını hissettirmeye başlayan Türk dünyasında yeni bir oluşumla, birleşme cereyanının yaşandığı; meşhur alim ve mütefekkir İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işde birlik” şiarının terennüm edildiği günümüzde, Türkiye’nin birtakım eğitim ve kültür faaliyetleriyle dünyaya açıldığını da nazar-ı itibara alarak, Türkçenin bir dünya dili haline geleceğini söylemek mübalağa olmasa gerek. Zira sebepler planında gözlenen bütün cereyan ve vak’alar bunu teyid etmektedir.

Meseleye, tarihî perspektifler açısından bakılırsa; bir-iki asırdır dünya muvazenesinde ağırlığını hissettiren Batı devletleri, şayet yükselmelerinde en büyük amil olan aynı menfaat ve düşünce etrafında “birleşme”yi başarmışlarsa, bu oluşumda en müessir güç, dil birliği, millî ve tarihî rabıtalardır.

Yani Batı; dinî, tarihî ve dili ile alakalı fasl-ı müşterekleri kendi siyasetleri, ideolojileri ve müstemlekeci hareketleri, tabir-i diğerle davaları doğrultusunda kullanarak iktisadî, kültürel veya daha değişik istikamette entegrasyon oluşturma faaliyetlerinde muvaffakiyet kazınmıştır. Keza, Slav halkları da dil, din ve etnik birlik gibi ortak paydalar etrafında birleşerek, entegrasyon oluşturmaktan yanadırlar. Tarihî ve günümüzdeki olaylar buna şahittir.

Burada mevzumuzla alakalı olan husus dilin, milletlerin birleşmesi ve yükselmesi adına büyük bir güç kaynağı ve odak noktası oluşudur. Bu zaviyeden bakıldığında Türkçenin de, yeni Türk dünyası için canlandırıcı ve itici bir enerji deposu olduğunu söylemek mümkündür ve bu bir realitedir. Asıl mesele bu enerjinin nerede, nasıl ve niçin kullanılacağının tayin ve tespitidir. 

Şu andaki durumu itibariyle, Türkiye’nin Orta Asya’ya ve dünyaya açılarak yeni bir mesaj takdim etmesi, aynı zamanda Türkçenin de dünya dili olması istikametinde atılan ilk ve çok büyük adım mesabesindedir.

Bir-iki asır evvel, Türk halklarının ekserisinde Arap yazısı kullanıldığı için ortak bir anlaşma, kaynaşma dilimiz vardı ve bunun neticesinde de aralarımızdaki mevcut bütün köprüler sağlam ve o ölçüde de canlıydı. Küçük Asya’da (Anadolu) intişar eden bir kitap Buhara’da, Semerkant’ta veya Merv’de maarifin bir rüknü oluyor; Taşkent’te, Kazan’da basılan kitap da Küçük Asya’nın halkı tarafından biliniyor bunun ve okunuyordu.

Fakat üzülerek belirteyim ki, Rusya’daki Ekim Devrimi’ni müteakip bu köprüler bir bir yıkılmış, kapılara kilitler vurulmuş, rabıtalar koparılmış ve bunun vahim sonucu da mezkur bölgelerin insanı birbirinin kardeşi ve komşusu iken, ecnebisi ve düşmanı olmuştur.

Burada bize düşen vazife ise; yukarıdaki tarihi tecrüben azami derecede ve çok dikkatli bir şekilde istifade ederek ortak değerlerin ortaya çıkartılması, yıllarca gizili kalmış kültür zenginliğinin canlandırılması ve Anadolu ile Orta Asya arasındaki tarumar olmuş köprülerin tamir edilmesidir.

Geçmişin derin ve engin menbaından çağlayanlar misali akıp gelen bu manevi hazinenin ve kültür dinamiklerinin en güzel ve uygun bir üslupla yeniden gün yüzüne çıkartılması, anlatılması ve içine hayat üflenip insanlığa sunulması Türkçe’nin ortak bir dil, dolayısıyla da bir dünya dili olmasına bağlıdır. Bu da dolaylı olarak yeni tekevvünler gerçekleştirme namına başlamış olan entegrasyon safhasında Türkçenin ne kadar büyük ehemmiyete haiz olduğunu gözler önüne sermektedir ve bu husus da ayrı bir vadiden Türkçenin dünya dili olmasına götürmektedir…

Türkçenin bu nispette önem arz etmesi devlet adamlarına, aydınlara, edebiyatçılara ve umumi mânâda bu dil çeşmesinden istifade edenlerin hepsine büyük bir vazife yüklemektedir.

Bir taraftan dilin eksikliklerinin tamamlanıp ve yeniden düzenlenip, tabir yerinde ise “tasaffi” edilmesi, diğer taraftan da milletin manevi bir kökü olarak bildiğimiz dilin –millet ağacının kurumaması için- her türlü haşerattan korunması gerekmektedir ve bu nokta hepimizin istikbali için çok ehemmiyetlidir. Çünkü, Türkiye’nin dünya muvazenesinde bir millet olmasının bir budunu da Türkçenin dünya dili olması teşkil etmektedir…

Bütün bu tespitlerden sonra; yeni bir Türk dünyasının kültürel, tarihî ve iktisadî entegrasyon vetiresinde, bu devletlerin müşterek bir dili intihap noktasında Türkçenin seçileceği ve bu noktadan da beynelmilel dil olmaya doğru yürüyeceği her türlü izahtan varestedir. Yeter ki milletçe, evet milletçe isteyelim ve bu istikamette azmedelim. 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…