Doğu'da ve Batı'da Türk Korkusu

Mehmet Can 30.01.2012 5773

B
ilindiği gibi Çin Seddi dünyanın yedi harikasından birisidir. Bu duvar öyle büyüktür ki; aydan dünyada görülebilen tek yapı budur. Çinliler bu duvar ile gurur duyarlar. Ülkelerine giden bütün ziyaretçileri bu duvarı görmeye götürürler. Çinlilerin övündükleri ve gurur duydukları bu Seddi niçin yaptılar? “ Türk korkusundan...”

“Türk’e Karşı Duaya Çağrı”
 
Doğu’da olduğu gibi Batı’da da büyük “Türk korkusu” vardı.

Şöyle ki:

1540 yılının Ağustos ayında Kanuni Sultan Süleyman sefere çıkar. Eylül’ün ilk haftasında Budapeşte’yi alır. Macaristan’a tam manasıyla hâkim olur. Almanya’da büyük bir heyecan ve telaş baş gösterir.

Alman Prensi 8 Eylül 1541 günü Martin Luther’i “ Türk’e Karşı Duaya Çağrı”  (Vermeanung Zum Gebet Wider den Türcken) isimli eseri yazmakla görevlendirerek:

Şu Emri Verir:

“ Buda ve Peşte’yi alan Avusturya birliklerini ağır bir mağlubiyete uğratarak kovalayan Türkler, Avusturya’ya doğru büyük bir halk kütlesini sürmüşlerdir. Türk padişahı da Macaristan’a gelmek üzere yola çıkmıştır. Orada Türkler’in büyük bir engel ile karşılaşamayacakları açıktır. Bu korku ve üzüntü verici bir durumdur. Asıl kaygı verici olan Türk hükümdarının Buda ve Peşte ile yetinmeyeceği, seferini Avusturya’ya ve Viyana’ya kadar sürdüreceğidir. Bu durumdan sadece yöredeki ülkeler değil, Alman milleti başta olmak üzere, bütün Hrıstiyanlık dünyası devamlı ve telafisi mümkün olmayan zarar ve sıkıntı görecek, belki de çöküş tehlikesi bile yaşayacaktır.”

Prens Ayrıca Şu Hususları Vurgular:

Sachsen Prensliğindeki vaizler mutlak surette bütün vaazlarında mevcut Türk tehlikesinden kurtulmak için halkı duaya davet etsinler, duaya teşvik etsinler.”

Martin Luther aslında bu göreve hazırlıklıdır. Prens ile aynı görüştedir. Nitekim kendisine akıl danışan ve tehlikelere karşı savaşan bir Alman’a yazdığı 14 Ağustos 1541 tarihli mektubunda şöyle diyor:

Her şeyden evvel Türkler tarafından cezalandırılmayı gerektirecek günah işlediğimizi anlamalı ve söylemeliyiz. Tanrı’nın emirlerine uymalı; evvela iki kutsal şeyi, inancımızı ve inancımızın göstergesi sözleri  ‘Vaterunser’ (Hıristiyanların önemli bir duası) yüreğimize sindirelim, ondan sonra vuralım, göze alınabilecek her şeyi göze alalım.”

Luther Umutsuzluğunu da Şöyle Dile Getirir:

Türk’e karşı zafer için dua etmeye ne gücüm, ne de umudum vardır; Tanrı’ya sadece kurtarılabilecek şeylerin kurtarılmasına yardımcı olması konusunda yakarabilirim. Demektedir.

“Türk’e Karşı Duaya Çağrı” 15 Eylül 1541’de tamamlanır. Aynı yıl içinde Wittenberg, Nürnberg, Ausburg’da, iki defa, 1542 yılında sırasıyla Strasbourg, Wittenberg gibi önemli Alman şehirlerinde çok sayıda basılır. Latince’ye tercümesi yapılır. Böylece bütün Avrupa’da yayılması sağlanır. Daha sonraki yıllarda sürekli olarak yeniden basılır.

Martin Luther’in “Türk’e Karşı Duaya Çağrı” adlı bu eserinin orijinal metni Heidelberg Üniversitesi Kütüphanesi’de bulunmaktadır.

Türk Vergisi

Martin Luther, Türkler’e karşı savaşta gerekli maddi kaynakları sağlamak için, Alman Kayzerleri’ne gerekli gördüklerinde “Türk vergisi” adıyla bir vergi koymalarını ifade eder. Vergi, halk tarafından hoş karşılanmaz. Yer yer “ Türk vergisi” ne karşı olumsuz tutumlar gözlenir. Luther bu tür tepkileri haklı görmez. Luther, Hem vergi verilmelidir, hem de asker olarak savaşa katılmak gerektir görüşünü savunur.

Türklere Karşı Koymak İmkânsız

Martin Luther, Türklerle mücadele etmenin boşuna olduğunu şöyle dile getiriyor: “ Türklere karşı direnmek isteyen dua etsin! Surlarımız, toplarımız ve bütün serflerimiz onlara bir şey yapamaz. Yapı ustalarımıza şöyle diyorum. ‘ Paternoster’ imizin (Hıristiyanlıkta bir dua) bir şey yapamadığı Türklere sizin surlarınız hiç dayanmaz. Surlarınız Türk’e ve şeytana vız gelir. Türk etrafı demirden surla çevrilmiş şehri veya ülkeyi bile alır. Biz de yiyeceksiz kalır, açlıktan ölürüz!..

Türk olağan üstü güçlüdür, hiçbir engel onu durduramaz. Etrafı demirden çevrilmiş şehirleri bile alır. O bakımdan Türk’e karşı savunma imkânsızdır. Savunma imkânları ile uğraşmayı bırakın, Tanrı’ya bizleri koruması için dua edin. “

Luther’in Alman halkına verdiği mesaj, dine sarılarak Türkler’den korunmaktır.

Türklerin Karakteri

Luther eserlerinde Türkleri çok hakir ve aşağılık göstermekle beraber şu ifadelerde yine ona aittir:

"Dış görünüşleri bakımından dürüst, denetimli ve saygın insanlar olarak değerlendirilebilir. Onlar şarap içmezler, bizde olduğu gibi ölçüsüz yiyip içmezler, hafif meşrep ve pahalı giyinmezler, görkemli yapılar yapmaz, gururlanmazlar, yemin etmez, sövüp saymazlar. Hükümdarlarına karşı son derece itaatli, erdemli ve ahlaklıdırlar."

Luther Türk din adamları içinde şunları söylüyor: "Türklerin en korkutucu ve kötü yanlarından biride ciddi, dürüst ve sıkı bir hayat süren din adamlarının olmasıdır. Bu din adamları insandan çok melek gibidirler ve onları Papalık nezdindeki rahipler ve papazlarla karşılaştırmak imkânsızdır. Türk din adamları bazen kendilerinden geçerler, ölü gibi olurlar, bazen de harika haller gösteriler. Bu durum kimi korkutmaz ve etkilemez ki?

Bir Türkü dininden döndürmek imkânsızdır."

Türkler Neden Yenilmez?

Martin Luther Türkleri mağlup etmenin zor olmasının askeri güçlerinden çok hayat tarzlarından ileri geldiğini vurgulayarak:

“ Kaderimiz neyse o başımıza gelecek. – Türkler saati gelmeyince kimse ölmez- diyorlar ve buna inanıyorlar. Bundan dolayı Türkler’in gözleri çok karadır ve doğru, haklı olduklarına inanıyorlar.”

Türk Tehlikesinden Kurtulmanın Yolu

Martin Luther, Türk tehlike ve sıkıntısını gidermek için de aynı inançla Türk’e karşı dua edilmeli.” Dedikten sonra şöyle devam ediyor:

“ Halkın dini görevlerini yerine getirmesi dikkate alınmalı, Cuma günü vaazdan sonra 'Psalm' (Kilisede koro halinde okunan dualar)  okunmalıdır. Bütün bunlar yapıldıktan sonra, halktan biri ‘ Tanrım bize barış ihsan eyle’ demelidir.

Bu duaların kiliselerde düzenli yapılması Türk sıkıntısını aşmaya yeterlidir.”

Tanrı Türkler’i Niçin Almanların Üzerine Gönderdi?

Martin Luther’e göre Almanlar ve Alman ülkesini soyup soğana çevirenler, zalimler, faizciler, din tanımazlar ve kötü yöneticiler yüzünden Tanrı Almanları döven gibi ezsinler diye Türkleri Almanların üzerine göndermiştir. Günahlarından arınmadıktan sonra göndermeye devam edecektir.

Türk Ordusu Mağlubiyet Görmemiş

1553’te İstanbul’a gelen Alman İmparatoru’nun Elçilik Heyeti Reisi Busbecq’in Türkiye hakkındaki müşahede ve düşünceleri çok dikkate şayandır. O Türk ordusunda gördüğü iman, nizam, fedakârlık ve temizlik dolayısıyla hayranlığını belirtirken kendi memleketinde hüküm süren fakirlik atalet, imansızlık, maneviyat bozukluğu, ordunun disiplinsizliği, sebatsızlığı, subayların zulmü, sefahat, sarhoşluk ve kumardan çok şikâyet eder.

Ona göre iki düşman kuvvetten biri için çöküş mukadderdir.

Türk ordusu mağlubiyet görmemiş, tecrübeler kazanmış, sabırlı, intizamlı olup daima zafer şarkıları söylemiş; şan ve şerefe alışmış ve uğurlu istikbale inanarak İran’dan Macaristan’a kadar çok büyük kaynaklara sahip olmuştur.

O, “ Bu gidişin sonu hakkında bir tereddüt var mıdır?  Bizim halimiz mâlum; ne korkunç şey Allahım!” cümleleri ile büyük Türkiye ile Avrupa arasındaki kuvvet farkını güzel ifade eder.

Busbecq: Türkler’in mevcut sistemini kendi sistemimizle mukayese edince istikbalin başımıza getireceği felaketleri düşünüyor, titriyor ve akıbetimizden korkuyorum.” Cümlesini de söyler.

Osmanlı devlet adamlarından Hayrullah Efendi Avrupa seyahatnamesi isimli kitabında diyor ki: "Viyana'da şiddetli bir rüzgar estiğinde Türk akıncılarının şimşek gibi geldiğinden kinaye olarak 'Türk gibi esti derler' çocukları da umacı geliyor diye korkuttukları gibi 'Türk geliyor' deyip korkuturlar.

Avrupa'da Akıncı Korkusu

1534 yılında Viyana'daki St. Stephen Katedrali'nde, Osmanlı akıncılarının yaklaştığını görüp çan çalarak haber vermekle vazifeli bir memuriyet ihdas edilmiştir. bu memuriyet ancak 1956 yılında, Viyana belediye Meclisince, "Artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığından, bu vazifenin lüzumu yoktur." diye bir karar alınarak iptal edilmiştir.(İbrahim Refik-Akıncı Millet)

Kaynak: 

-Avrupa Seyahatnamesi Hayrullah Efendi 

-Alman Kültüründe Türk İmgesi II. Prof. Dr. Onur Bilge Kula.

-Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi. Prof. Dr. Osman Turan

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz