Doğru, Zevkli, Zengin Dil

Prof. Dr. Emin Bilgiç 17.02.2012 3143

H
er millet, konuşma ve yazı dilinde bu üç ana vasfa ilim, akıl ve salim his ölçüleri ile bağlı kaldığı ve riâyet ettiği nisbette dilini kültür ve medeniyet dili olarak geliştirme ve câzibleştirme imkânına erer.

Kültür dili derken, bir millete hâs olan bütün maddi, mânevi mevzuların zevk, his ve fikir bakımından incelikleri, derinlikleri, en hassas noktalara varan ayrılıkları ile ifâde edilebilmesini düşünüyoruz.

Medeniyet dili ile ise, insanlığın başlangıcından bugüne kadar milletlerin ve toplulukların ortaklaşa yoğurdukları ve birlikte sahip olup derece derece hükmedebildikleri maddi ve mânevi değerleri yine aynı fikir, his ve zevk incelikleri ve zenginlikleri ile kendi dillerinde ifâde edebilmelerini kasdediyoruz.

Doğru dil; kelimeleri, tâbirleri, cümleleri, ifâdeleri o dilin kanun ve kaidelerine uygun olan, zorlama olmadan, zaman içerisinde, cemiyet tarafından tabii şekilde geliştirilen dildir. Her meslekten, her aklına esen insanın bilgisiz, esintili ve sezgiden mahrum tasarrufu ile doğru ve zevkli dile varılamaz.

Güzel, zevkli dil, yine kelimelerin, tâbirlerin, cümle ve ifâdelerin ait olduğu dilin kaidelerine, mantığına uygun olması kadar, milletin dil hissine, zevkine yakışan zihin, ruh ve kulak tırmalamayan ahenkli, müzikal, cazip dildir.

Meselâ son zamanlarda uydurulup devlet imkânlarıyla da çeşitli yoldan zorlanan -esi sıfatlarından "ol-ası" ve "ol-ası-lık" kulak tırmalayan zevksiz kelimelerdendir. "Olası" muhtemel, "olasılık" ihtimâl karşılığı kullanılmaktadır.

"Gerek-se-me", "gerek-sin-im" ve "gerek-si-n-me" uydurma kelimelerinin üçü de "ihtiyaç" anlamında kullanılmakta ve istek belirten -se- ile isimden isim yapılmış olmaktadır. Hangisinin kullanılacağına "ilerici-uydurmacıların" karar veremediği bu kelimeler şüphesiz, hiç değilse zevksiz ve sevimsizdirler.

Esirgemek, yadırgamak gibi seyrek kullanılan -irge- ekli, bir davranış ifâde eden fiillere kıyâsen uydurulan "in-dîrge-mek" mânasından saptırılan zevksiz, câhilce bir uydurmadır.

Pek beğenilmiş tesiri verilmeye çalışılarak hayât karşılığı kullanılan "yaşantı" kelimesine bakınız!

Dilimizde -inti- eki ile, söylenti, kazıntı, çıkıntı, sıkıntı, üzüntü, buluntu, süprüntü, çalkantı, sarsıntı, sarkıntı, esinti vs. gibi asıl ve tabiî olana ve asıl hâle nisbetle eksiklik, azlık, kusur, illet, hastalık vs. ifâde eden kelimeler yapılır.

Bu sınıf arasında "hayât" gibi sıhhat, canlılık, ömürde uzun devamlılık, varlık ifâde eden bir mefhuma bilgisizce ve sezgisizce "yaşa-ntı" veya aynı şekilde zevksiz olarak "yaşa-m" denmeye kalkılması inat ve kasıddan başka birşey değildir.

Uydurmacıların en azından her ekin her kelime kökü ile birleşmiyeceğini, birleşemiyeceğini bilmeleri lâzımdır. Bu da bilinmezse veya konu kasıd ve zorlama ile ele alınırsa "yaşa-ntı" "yaş-m" gibi tatsız ve isabetsiz kelimeler ortaya atılmış olur.

Dili sadeleştirme, konuşma ve yazma dillerini yaklaştırma, tabii bir seyir içinde geliştirme ve zenginleştirme hareketi bir bilgi, metod, zevk ve seziş işidir; fakat psikolojik bakımdan asla bir "kompleks" meselesi olmamak lâzımdır.

Dil hareketi ile dilimizde % 10-15 nisbetinde doğru ve güzel kelime kazanılabilmiş olmakla beraber, ortaya atılan kelimelerin büyük kısmının isabetsiz ve Türkçemizin yapısına, zevkine ve mantığına aykırı olduğu meydandadır.

Dil zenginliğinin hiçbir millette ve hiçbir dilde tasfiyeci-uydurmacılığa dayandırıldığı görülmüş değildir. Tasfiye ve sözde dili "arılaştırma" ve "özleştirme" gibi bir aşağılık duygusu sâdece dilin ve dolayısı ile duygunun, zevkin, tasavvurun, tahayyülün ve tefekkürün daralmasına, dumura uğramasına yol açar. Bizden başka da, dünyanın hiç bir memleket ve milletinde böyle sakat bir dil sadeleşmesi ve "arılaştırma" tatbikatına rastlanmaz.

Macarlar, Almanlar vs. dilleri üzerinde çalışırlarken, onun zevkine, kanunlarına aykırı zorlayıcı tasarruflarda bulunmadıkları gibi, dillerinin zenginliğini giderecek, ince duygu ve düşünce farklarını ifâde imkânını önleyecek tasfiye hareketine iltifat etmemişledir.

Başka dillerin kaidelerinin dilimizde elbette yeri olmamalıdır. Bundan tabii bir düşünce ve istek olamaz. Ama "mektep" kelimesini atıp Fransızca "ecole" den "okul" yapmak, "hayâl" kelimesini bir tarafa bırakıp "image" den "imge", "paşa" yı atıp kanunla "général" den "general" yapmak ve "müdür" yerine kanun zoru ile hâlâ bazı makamlar için "direktör" kelimesini kullanmak vs. ne arı dilciliktir, ne doğru ve bilgili Türkçeciliktir, ne de dil sevgisidir.

Zorlamasız dil gelişmesi ve zenginliği için milletler tarihlerinin seyrini gözden uzak tutmamak durumundadırlar. Böyle davranışlar kimi yerde cehaletin, kimi yerde istismarcılığın, kimi hâlde de bozgunculuğun ve hiyânetin tâ kendisidir.

Milletçe şuurla, idrakle, yurt içinde milli bütünlüğümüzün ana kaynağı, Türk âleminde anlaşma ve kültür birliğimizin temel dayanağı olan dilimize sahip çıkmak zorunda olduğumuzu dâima hatırda tutmalıyız.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…