Dilimizi Kaybediyoruz

Selçuk Özdağ 11.09.2015 4985
İ

nsan kalabalıklarını “millet” yapan ve “millet olma şuuru”nu besleyen kıymetlerin başında “kültür” “toprak”, ve “ülkü birliği” gelmektedir. Kültür; bir topluluğu millet yapan din, dil, töre ve maddi kıymetlerdir. Kültür, bir toplumda kurumlaşır, dünya milletleri arasında kabul görürse “medeniyet”ler doğar.

Toprak; uğruna herşeyden aziz olan canlar feda edilmişse “vatan” olur. Ülkü birliği ise, kader birliğidir. Kader birliği etmiş, iyi günde, kötü günde, neşede ve kederde birlikte olan insanlardan oluşan bir topluluk, sıradan bir topluluk değil, bir “millet”tir.

Dil birliği, millet olmanın en önemli göstergelerinden biridir. İnsanlar ancak kelimelerle düşünürler; “dil” aracılığıyla konuşup, anlaşabilirler, bir birlik oluşturabilirler. Dil, “lafzı ve ruhu”yla hayat bulur, yaşar. Lafız, dilin “kelimeler”i, ruhu ise “millet aidiyeti”dir. Aidiyetten, milletin kıymetlerinden uzak bir dil, ruhunu kaybeder, yabancı dillerin istilasına uğrar.

Bir dil, kelimeleriyle cümle yapısıyla, güzel ve özlü sözleriyle, atasözü ve nihayet şiiri, romanı, hikayesiyle canlılığını devam ettirebilir; şairi, yazarı, hikayecisi ve romancısıyla ayakta durur, gelişir. İnsanlar dil ile düşünür, kelimelerle konuşurlar. Dil, arıduru, berrak olmadıkça, sağlıklı düşünce üretmek, eser vermek mümkün değildir.

Bugün şehirlerimizle, vakıflarımızla, gençlerimizle birlikte, dilimizi de kaybediyoruz. Toplumumuz, yarınlarımızın teminatı olan gençlerimiz, yüzelli-ikiyüz kelimeye mahkum edilmektedir. Dilimiz, yabancı kelimelerin işgali altındadır. Sadece büyükşehirlerimizde değil, en küçük kasabamızda bile bunun çok sayıda örneği görülebilir. Hatta daha ileri gidilerek iddia edilebilir ki, sadece işyerlerinin tabelalarına bakmak bile yeterli olabilir.

Televizyonlar, radyolar, gazete ve dergiler ne kadar yazık ki bu konuda gereken itinayı göstermek bir tarafa, dilimizi bozucu, daraltıcı ve yabancılaştırıcı bir rol oynamaktadır. Ancak, dildeki bozulma ve kirlenme sadece radyolar ve televizyonlarla sınırlı kalmamakta, bizzat iktidarlar eliyle de yürütülmektedir; “yabancı dilde eğitim” yapılmaktadır.

Yabancı dilde eğitim, bilinenin aksine yalnızca Türkçe konuşmaya değil, Türkçe düşünmeye bile engel olmaktadır. Diğer ülkelerle, milletlerle ilişkilerimizin devam ettirilebilmesi, bilim ve teknoloji alanındaki yeniliklerin takip edilmesi ve benzeri amaçlarla yabancı dil öğrenilmelidir. Ancak bu hiçbir zaman yabancı dilde eğitime dönüşmemelidir.

Biz, Nihat Sami Banarlı’nın dediği gibi “Bir taraftan Tuna boylarından ses almış, öte yanda Afrika ülkelerine yayılmış, Kafkas dağlarından, Nil suyunun akışından Türkçe’ye sesler getirmişiz”.

Yaşanmış muhkem bir mazimiz, yaşanmamış muhayyel bir geleceğimiz var. Biz bu toprakları dilimizle fethettik. Yesevi, Mevlana, Yunus, Hacı Bektaş önce “dile geldi”, bu dil nice nasihat oldu, merhamete dönüştü. Bu dil nice kahramana şevk verdi, mertlik oldu. Hazık bir hekimin dilinde gözlere nur, gönüllere sürur oldu. Nice buyruk oldu, hakanların dudaklarında emir, ferman oldu, ülkeler fethetti. Nice ninniler oldu, anaların ağzında; bebeler dinledi, büyüdü, Mehmet oldu. “Bir ahhh ile bu alemi viran etti” ve nihayet beşer ruhu üzerinde bir salatanat tesis etti.

Dil’de meydana gelebilecek bir bozulma ve yabancılaşma, öncelikle kültürümüzü miras olarak devralacak nesle faydalı olmayacaktır: Dualar, beddualar, mevlitler, alkış ve kargışlar, ninniler, türküler, toylar, baraklar, bozlaklar, ağıtlar, sanat musikisi şaheserleri … hakkıyla anlaşılamayacaktır.

Fuat Köprülü, “Türk tarihinin bütün eserleri terazinin bir kefesine, Dede Korkut hikayeleri diğer kefesine konulsa, Dede Korkut hikayeleri yine ağır gelir” demiştir. Bugüne kadar kaç Dede Korkut hikayesi okuduk?

Bugün kaç gencimiz, “Dua dua, eller karıncalanmış, Yıldızlar avuçta gök parçalanmış” tasavvurunun bilincinde olarak dua ediyor.

Kaç genç annemiz, bebeğine en güzel ninnileri söylüyor? Hangi genç annemize, annesinden kaç ninni miras kalmıştır?

Kaçımız, hangi ağıtı dinleyerek ağlayabiliyoruz? Kim, hangi tatyanı dinleyerek maziyi yad ediyor, bozlakla hüzünleniyor?

Hangimiz bir Türk musikisi şaheserinin beste ve güftesini merak ediyoruz, nağmesine kulak veriyoruz? Kaç destan okunuyor, kaç hikaye, kaç masal yazılıyor? Kaç mani biliyoruz?

En son ne zaman bir Ortaoyunu okuduk veya bir Hacivat-Karagöz oyunundaki toplumun gerçeklerini düşündük?

Bunların hepsi ancak “dil” ile mümkündür. Külütür, dil ile anlatılır, aktarılır; dil sizi hüzünlendirir, ağlatır, düşündürür veya güldürür. Dilinizi sevmiyorsanız, dilinize hakim değilseniz, yapacak hiçbir şey yoktur: Çünkü sizi hiçbirşey hüzünlendiremez, ağlatamaz, güldüremez … ve hiçbirşey sizi düşünmeye sevkedemez. Düşünmeyen fertlerden oluşan bir toplumun iradesinden bahsetmek mümkün değildir. Sağlıklı düşünemeyen insan ve toplumlar “yönetemez”, “yönetilmek” onlar için mukadder olur.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…