Dilde Uydurmacılık Faciası

Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu 29.06.2009 4095

T
ürkiye'de en yaygın ve bulaşıcı hastalıklardan biri “uydurmacılık”tır. Bu da, “sosyalizm” gibi 1960'tan sonra hızla yayılmış ve umumiyetle aydınların beyninde yuvalanmıştır. “Uydurmacılık” hastalığına yakalanan insanlar çeşit çeşit, tip tip ve sürü halindedir. Hem bunları tedavi etmek hem de hastalığın başkalarına bulaşmasını önlemek için, önce uydurmacıların hüviyetini açıklamak gerekmektedir. Bunlar iki büyük gruba ayrılırlar:
A. Hainler grubu,
B. Gafiller grubu.


    Hainler grubunun mensupları uydurmacılık akımını neden ve hangi maksatla desteklediklerini gayet iyi bilmektedirler. Yaptıklarının şuuruna varmışlardır. Dışarıdan, ezelî ve ebedî Türk düşmanlarından emir, talimat ve para almaktadırlar. Maksatları şudur:  

    1. Türkiye Türkleri ile dünya Türklüğü arasındaki yegâne bağ olan ortak ana dilimizi yıkıp yerine sadece Türkiye'dekilerin anlayabileceği yeni bir dil koymaktır. Böylece bugün veya yarın, sınırlarımızın dışındaki ırkdaşlarımıza konuşmamız, yazışmamız ve anlaşmamız önlenmiş olacaktır. 

    Artık Türkiye Türkleri ile Asya'da, İran'da, Kerkük'te, Balkanlar'da ve adalardaki Türklerin bir araya gelmeleri imkansızlaşacaktır. Bu, tam mânâsıyle bir Moskof planıdır.

    2. Ortak ana dilimiz yıkılarak Türkiye'de yeni ve ayrı bir dil hâkim olduktan sonra, bizim diğer Türklerle aynı soydan gelmediğimiz iddia edilecektir. Denecektir ki:

    — Anadolu'da binlerce Rum vardı, Urartu vardı. Sümerlerden, Hititlerden arta kalan halk vardı. Orta Asya'dan gelen bir avuç Türk buradaki halkla karıştı ve yeni bir millet meydana geldi. Nitekim bizim dilimiz dış Türklerin diline hiç benzemiyor. O halde biz ayrı bir milletiz!

    Bu da Sovyetler’in el altından desteklediği ve içimizdeki gayrı Türklerin ileri sürdüğü haince bir plândır. Yunan’dan Yahudi’ye, Arap’tan İngiliz’e kadar bütün Türk düşmanları bu plânın arkasındadır. Maksat bizi asil soyumuzdan ve tarihimizden koparıp, eski Bizans yahut ne idüğü belirsiz meçhul bir kavme bağlamaktır!

    3. Yeni yetişen nesillere uydurma dili öğretip normal Türkçeyi unutturmak suretiyle, onların millî kültür hazinemiz ve mazimizle olan irtibatını koparmaktır. Böylece millî şuurdan, millî san'at, edebiyat ve fikir hayatından mahrum, renksiz, köksüz ve mefkûresiz bir nesil yetişecektir. Bu, kozmopolit ve beynelmilelci bir aydın zümreden ibarettir. Onu, kültürü yüksek her yabancı devlet bir kukla gibi oynatacaktır. Bir robot gibi kullanacaktır. Bu aydın zümre artık ne Türk devletine ne de milletimize hizmet edebilir. O kaybolmuştur. 

    4. Türkçeyi fakir, kısır, sevimsiz ve mânâ kargaşalığı içinde bocalayan bir dil durumuna düşürmek suretiyle, yetişen aydınların öğrenme, düşünme, san'at, fikir ve ilim alanında büyük eserler yazma imkânları baltalanmaktadır. Onların yapıcı olmalarını önleyip, taklitçi maymun ve aktarmacı hamal seviyesinde kalmalarına çalışmaktır. Türkçeyi ilim, fikir ve san'at dili olmak şerefinden mahrum bırakmaktır. Nitekim Orta Doğu Teknik Üniversitesinin öğretim dili olarak İngilizceyi seçmesi bu gerekçeye, —Türkçe ile ilim yapılamaz iddiasına— dayanmaktadır. Ve bu yüz kızartıcı durum karşısında öz Türkçeciliğin çığırtkanlığını yapan “kurum”lar ve kişiler ağızlarını açmamışlardır.

    Dağdaki çobanın konuştuğu dili bile yeteri kadar Türkçe bulmayıp “özleştirmeye” kalkışan budalalar, Ankara'nın göbeğinde koca bir üniversite, İngilizceyi tek resmî dil olarak kabul ederken susmuşlardır. Türkçeden yana çıkmamışlardır. Vaktiyle medreselerde Arapçanın ilim dili oluşunu tenkit ederken atalarımızı ağır şekilde suçlayanlar, iki üniversite ile sayısı elliyi aşan lisenin yabancı bir dille öğretim yapmasını alkışlamaktadırlar.

    Demek ki uydurmacılığın öncülüğünü yapan hainlerin hüviyetlerini şu tarzda tesbit etmek mümkündür:

    1. Komünistler,
    2. Türklükle alakası olmayan kozmopolitler,
    3. Beynelmilel teşkilât ve güçlerin emrinde çalışanlar,
    4. Millî mazimize ve kültürümüze düşman olup, topyekûn batı kültürünü benimsememizi isteyen aşırı inkılâpçılar.

    Gafillere gelince:

    Gafiller, maalesef, sayıca hainlerden daha çok ve daha zararlıdırlar. Çünkü robot gibi güdülür, kukla gibi oynatılabilirler. Bunlar da çeşit çeşittirler. Ancak hepsinde ortak olan bir vasıf vardır, o da cehalettir. Hiçbiri dilin mahiyetini, gerek insan ile gerekse cemiyet ve millet ile münasebetini bilmez. 

    Türkçenin yapısından, tarihî gelişmesinden, millî kültürümüzün zenginliğinden ve Türk dilinin millî hayatımızdaki öneminden habersizdirler. Hepsinde müşterek olan bu temel vasıflara, başka yan tesirler de karışınca, ortaya yeni yeni uydurmacılar çıkmaktadır. Bunları da şöyle sıralayabiliriz:

    1. Uydurmacılığın Türkçeyi özleştirip daha kolay anlaşılır bir dil haline getireceğini sanan saf ve bön insanlar,

    2. Ortaya atılan her yeni fikrin ve akımın arkasından şuursuzca koşan, moda meraklısı şahsiyetsizler,

    3. Kendilerine “geri kafalı”, “tutucu”, “gerici” denmesinden korkan fikirsiz ve şekilsiz ödlekler,

    4. Uydurmacılığı ilericilik ve Atatürkçülüğün bir icabı sanan inkılâp yobazları, yani “devrimbaz”lar,

    5. Hiçbir değer taşımayan makale ve kitaplarını kolayca neşretmek imkânını bulmak isteyen şöhret ve para düşkünleri,

    6. Orijinal olmak ve dikkati çekmek için yeni bir dil yaratmaya kalkışan “Donkişot”lar,

    7. İlimde, fikirde ve san'atta hiçbir varlık gösteremeyip de bunu hazmedemeyen zavallılar,

    8. Okullarda uydurmacı öğretmenler tarafından beyinleri yıkandığı için buna samimiyetle inanmış suçsuz gençler,

    9. TV'lerin, gazete ve dergilerin telkinine kapılmış masum vatandaşlar,

    10. Akıl ve ruh hastaları. İşte kimine kızdığımız kimine de acıdığımız bütün bu insanlar, uydurmacılık hastalığına tutulmuş olup, mikrop saçmaktadırlar.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
D Zahid Demir - Siyaset Bilimci ünyanın en önemli bilim tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in lisan ve alfabe üzerinde çok önemli tespitleri bulunmaktadır. Mesela günümüzde Türklerin…
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
Türk Dili
"D" HARFİ DÜŞMANLIĞI
E debî, zengin lisanımızı uyduruk dile çevirenler, isimlerimizde de tahribat yaptı. Mesela, sonu “d” harfi ile biten isimler, “t” sesi ile yazılıp okunmaya başlandı. Böylece başta Peygamberimizin…
Türk Dili
LİSANIMIZDAKİ AHLÂKÎ - MANEVÎ DEĞERLER DE BOZULUYOR!
A na dilimiz Türkçe üzerinde sinsi oyunlar, tahribatlar hızla devam ediyor. Manevî ve ahlâkî değerlerimizi ifade eden kelimeler kasten değiştiriliyor, yerlerine aynı mânâya gelmeyen, anlaşılmayan…
Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…