Dilde Neler Kaybettik?

Yavuz Bahadıroğlu 05.03.2014 4120
B
ir gün insan, “virgül”ü kaybetti…
Virgülü kaybedince zor ve uzun cümlelerden korkar oldu, git gide daha basit ifadeler kullanmaya başladı…
Cümleler basitleşince, düşünceler de basitleşti.

Bir başka gün insan, “ünlem” işaretini kaybetti…
Bunun sonucu olarak, ses tonunu hiç değiştirmeden konuşmaya başladı… 
Artık ne bir şeye kızıyor, ne de bir şeye seviniyordu. Hiçbir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu. 
Çünkü ünlem işareti yoktu!

Bir süre sonra insan “soru işaretini” de unuttu…
Tabiî olarak artık soru sormaz, merak etmez oldu. Hiçbir şey ama hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne kâinat, ne dünya ne kendisi umurundaydı.
Öğrenme merakını yitirmişti.

Birkaç sene sonra “iki nokta üst üste” işaretini kaybetti insan ve o gün bugündür davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.
Zaten de açıklayamaz oldu.

Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız “tırnak işaretleri” kalmıştı…
İki “tırnak” arasında, başkalarının düşüncelerini tekrarlamaya başladı…
Çünkü düşünmeye düşünmeye körelmiş, kendine has bir düşüncesi kalmamıştı.

Nihayet sıra “nokta”ya geldi…
Son noktaya…
Ama buraya gelene kadar, çoktan okumayı ve düşünmeyi unutmuş vaziyetteydi.
Bu yüzden, geldiği acınılası noktayı fark bile edemedi!

Buraya kadar A. Kenesky’nin tespitlerinin bir miktar değiştirilmiş haliydi. 
Bunlara “İnsan nihayet kendini de kaybetti”yi eklemek gerekiyor: Üstelik arayış cehdi de yok; çünkü kaybın farkında değiliz.
Kimliğimizi (nüfus kâğıdı anlamında) kaybetsek, hiç olmazsa gazeteye ilân verir, nüfus müdürlüğüne gidip yeni bir kimlik çıkarabiliriz…
Kendimizi kaybın ne ilânı var, ne de bir suretimizi çıkartma ihtimali…
Gölgemizin gölgesinde yaşıyoruz!

Kelimelerle birlikte grameri de savurduk, noktalama işaretlerini unuttuk, deyimleri, atasözlerini çöpe attık…
Bir mısrada kâinatın sırrını fısıldayan şiir yok hayatımızda…
Şiir olmayınca duygu da yoktur; incelik yok, asalet yok, duyarlılık yok, farkındalık yok, keşfetme yok, merak yok…
Zaten bunlar, “Test kafası”yla olmaz!
Kelimelerle, cümlelerle, noktalama işaretleriyle, gramerle olur.
Bunlar olmadan yaşayıp yaşlanmaya, “A şıkkı”, “B şıkkı”, “C şıkkı”, “D şıkkı” arasında bocalamaya kendimizi mahkûm ettik.
Bu halimizle hiçbir  meseleyi halledemiyoruz, bizatihi kendimiz en büyük meseleye dönüşüyoruz.
Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime,
Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime!

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…