Dilde İsraf

Prof. Dr. Sabri Esad Siyavuşgil 11.03.2022 1444
Y

ıllarca süren ve birçok değişik safhalar arz eden ve sonunda milletin kesesinden milyonlara mâl olmasina rağmen tam bir fiyasko ile netîcelenen resmî dil hareketlerimiz, acaba millî kültürümüz için çok daha hayırlı bir istikamet alamaz mıydı? Buna kestirme bir cevap vermek güçtür. 

Devlet otoritesinin desteklediği böyle bir hareket, ihtirassız ve vehimsiz bir mecrâya girmiş olsaydı, îcâbında bilgisine ve zevkine güvenip aşırı ve fuzûlî emel ve kaprislere boyun eğmeyecek kimselere tevdi' edilseydi, bir dilin ne demek olduğu ve nasıl geliştiği bilinseydi, hâsılı sağlam ve temkinli bir çalışma, sabırlı bir araştırma, ilmî usullere bağlılık, kelime irkçılığından ictinâb, ictihada hürmet; aceleciliğin, fantezinin, taassubun ve baskı ibtilâsının yerine geçseydi, bugün, hiç şüphe yok bu yolda sarf edilmiş olan milyonların pek cüz'î bir kısmıyla, ortaya hepimizin iftiharla takdir edeceği bir eser konmuş olurdu.

Fakat ne yazık ki, böyle olmadı. Pek çabuk, kelime ırkçılığı ile topyekûn bir tasfiye ve aynı zamanda aşini bir uydurmacılığa saptığı için, resmî dil hareketi, ne halkı, ne de münevverleri memnun edebildi ve böylece milletin rızâ ve muvafakatinden dâimâ mahrum kaldı. Kelime ırkçılarının lügatten budamalar yaparken ileri sürdükleri mûcib sebebler, atılmak istenen kelimelerin zaten yabancı kökten gelmiş olmaları ve zâten halk arasına girip yayılmamış bulunmaları idi. 

Her dilin diğer dillerden kelime aldığı müteârifesini tekrar ederek, bu asılsız iddiayı yeniden çürütmeye çalışacak değilim. Fakat bâzı kelimelerin halk arasında geçer akçe olmaması da, onları dilden kovmağa kâfi bir sebep teşkil edemezdi. İlmî istilahlar bahsini şimdilik bir tarafa bırakıyorum. Yalnız, münevverlerin dilinde bulunan kelimeleri ele alıyorum. Elbette ki, bunların bir kısmı, henüz halka mâl olmamıştı. Fakat bu keyfiyet, onların dilden resmen tardedilmesini tabiatiyle îcâb ettiremezdi. 

Sorarım size, nüfusunun yüzde yüzü okuyup yazma bilen ve en az bir ilk tahsil şahadetnâmesine sâhib olan İngiltere ve Fransa'da herkes, İngiliz ve Fransız lügat kitaplarındaki bütün kelimeleri bilir mi? Paris'te bakkallık eden Mösyö Dubois veya Londra'da otobüs biletçisi olan Mister Smith, Victor Hugo veya Shakspeare'in vukabulerine sahib midir? Elbette, hayır. Fakat hiçbir zaman İngilizce'nin lügatini hazırlayan mütehassislar veya Fransa'da aynı işi yapan Académie, Mösyö Dubois ile Mister Smith'in cehâletini göz önünde tutarak, kelime hazinelerini sokağa atmağı düşünmezler. Farzı muhal, böyle bir harekete geçseler, kendilerini sokak ortasında bulurlar.

Bir misal olmak üzere “hürriyet” kelimesini ele alalım! Kelimenin aslı Arapça'dır ve sırf böyle olduğu için dilcilerimizin gözüne batmıştır. Dilcilerimiz, bu kelimenin, aslı Arapça olmasına rağmen, hiç olmazsa bir asırdan beri dilimizde ve gönlümüzde yaşamakta olduğunu ve birçok bağlarla ferdî ve ictimaî hâtıralarımıza ve emellerimize bağlanmış bulunduğunu düşünmezler. Fakat bütün bu realite, dilcilerimizi insâfa getirmez. Onlar "hürriyet” kelimesini şuurumuzdan ve gönlümüzden söküp atarak, yerine “özgürlük” acîbesini ikaame etmek isterler.

Artık “hürriyet"i dilden kovmak için bütün tedbirler alınır. Çıkartılan resmî lügatte "hürriyet" kelimesinin karşısına “Arapça" eskimiş, bak “özgürlük” yazılır. Mektep kitaplarının neresinde tesadüfen bir “hürriyet” kelimesi bulunursa, hemen yeni tablarında “özgürlük” piyasaya sürülür, resmî makamlar vâsıtasiyle matbuata tamimler gönderilerek makalelerde “hürriyet”in yerine “özgürlük” kullanılması tavsiye olunur, radyoda ve ajansta, seyrek olmakla beraber, îcâb edince “özgürlük” denip geçilir. Mekteplerde “hürriyet” kelimesini kullanan talebe ve bunu müsâmaha ile karşılayan hoca azarlanır. Gerçi netîcede “hürriyet” kelimesi ölmez, yaşamakta, hattâ eskisinden daha canlı ve daha heyecanlı yaşamakta devam eder. 

Dilcilerimiz, böyle bir kelime ortaya atmakla ne kazanmışlardır? Memleket ne kazanmıştır? Millî kültürümüz ne kazanmıştır? Buna açıkça "Hiç!” diye cevap verebiliriz. Fakat neler kaybetmiştir? Paramızı, enerjimizi, dile dayanan tefekkürümüzün hamle kaabiliyetini, hattâ müşterek bir dille kaaim olan millî dirlik ve düzenliğimizi. 

Dünyanın hiçbir yerinde bilhassa bizim gibi koskoca bir imparatorluk kurmuş asırlardan beri dilini işleyerek onu sağlam, seyyâl ve ince bir ifâde vâsıtası haline getirmiş olan hiçbir millet, hiçbir cemiyet hayatında, dilin zorla ve baskı ile bir ızdırâb ve nifak âmili vaziyetine sokulduğunu görmek bahtsızlığına uğramamıştır.











İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…