Dilde Gafletten Uyan

C.Yakup Şimşek 10.01.2019 2952
T
ürkçenin disiplini gittikçe kayboluyor. Söylenen / yazılan sözler çoğu zaman belirsiz bir yönü işâret ediyor. Çünkü dilimizin lâfızmânâ bağları herkesin kafasında az çok kopup zayıfladı. Tendonları kopmuş bir sporcu ne kadar iyi futbol oynayabilirse, lâfız-mânâ bağları koparılmış bir dili kullanmak da ancak o kadar güzel olabilir...

Konuşurken veyâ yazarken şimdi eskisinden daha çok zorlanıyor, yoruluyor ve acziyete düşüyoruz. "Türkçemiz iyi yolda..." kabîlinden iddiâlar bir vehimden öteye geçmiyor. Dil İnkılâbı'yla Türkçeye sokulan kelimelerin çoğunun yanına destek olsun diye başka bir kelime, hattâ bâzen birkaç payanda kelime getirmek zorunda kalıyoruz: "İlgi-alâka / koşulsuz-şartsız / imkân ve olanaklar / düşünce ve fikir / hikâye ve öykü..." Lâf çok, mânâ az...

Binlerce kelimeyi devlet zoruyla değiştirmeye kalkarsanız olacağı budur: Öncekinin yerine koyduğunuz (devlet ikaameli) kelime çoğu zaman yükünü kaldıramaz, bu yeri dolduramaz. Peki, ne olur? Bu “devlet ikamesi” kelime zihinlerde, dillerde ve satırlarda serseri mayın gibi dolaşır, kâh o mânâya kâh bu mânâya bulaşır. Şu “süreç” uyduruğu kaç mefhûmun yerine geçmedi, bir düşünün.

Kafalarda şekillenen fikirler uyduruk kelimelerle ağızdan dökülürken eriyor, yazılırken başka kalıplara giriyor. "Anlamıyorsunuz! Beni yanlış anladılar, hiç anlamadılar... Sözlerim maksadını aştı; hayır, öyle demek istemedim, aslında şunu kasdetmiştim..." diyenler niye bu kadar çoğaldı?

Bir dilin vazifesi, anlama-anlatma-anlaşmayı sağlamaktır. Bugünün kavruk-savruk-bozuk-uyduruk-kılkuyruk Türkçesi bu işi yapıyor mu, yapamıyorsa neye yarıyor acabâ?

TDK uyduruklarını "Nasıl olsa Türkçedir..." deyip -yâhut öyle zannedip- asırlık kelimelerin yerine kullananlara sorarım: Siz "öneri-önerme"li cümleler kurunca daha iyi anlaşıldığınızı mı zannediyorsunuz? Siz öyle sanın fakat bu cümleniz "teklif / tavsiye" ile kurduğunuzdan daha kötü bir cümledir. Çünkü "teklif" ile "tavsiye" farklıdır, birbirinin yerine kullanılması "dil hatâsı" olur. Oysa "öneri-önerme"li bir cümlede sizin bir şeyi "teklif" mi yoksa "tavsiye" mi ettiğiniz belli değildir. Meselâ "Konutkredisi.com.tr" adresinde şu haber başlığını görüyorsunuz: Ev Alacak Takipçilerimize 20 Öneri. Size 20 tavsiyede mi yoksa 20 teklifte mi bulunuyorlar acabâ? Bunu ancak haberin tamâmını okuyunca anlayabilirsiniz...

TDK 1935'te "teklif etmek" yerine uydurduğu "önermek" kelimesini tam yetmiş sene bu mânâda kullanmaya, kullandırmaya çalıştı. (Bk.Türkçe Sözlük) Baktı ki millet bu kelimeyi daha çok "tavsiye etmek" yerine kullanıyor, bu sefer "önermek" maddesine bu ikinci mânâyı birinci mânâ olarak yazmak zorunda kaldı. Peki, bu değişiklik yeter mi? Yetip yetmediğini "öneri-önerme-önermek" kelimelerinin bugünkü Türkçede hangi mânâlarda kullanıldığına bakarak karar verin:

öneri: teklîf; tavsiye, telkîn, teşvîk; nasîhat, öğüt
önerme: kaziyye; teklîf; hüküm; tavsiye, telkîn, teşvîk; nasîhat, öğüt
önermek: teklîf etmek; tavsiye etmek, telkîn etmek, teşvîk etmek; nasîhat etmek, öğüt vermek; arz etmek, sunmak

Bu "öneri-önerme-önermek" kelimelerinin mârifeti burada bitmiyor. Bâzıları "önermek" kelimesini -bir başka uydurma söz olan- "öngörmek" yerine de kullanabiliyor ve bu sefer "öngörmek" ile kasdedilen mânâlar da “önermek” oburunun mîdesine giriyor: "derpîş etmek, göz önünde tutmak; tahmîn etmek, kestirmek, beklemek..."

Şimdi "öneri-önerme-önermek" kelimelerini doğru kullanma imkânının ne kadar olduğunu varın siz hesâb edin…

Aynı karışıklık 1935'ten beri "düş"te de vardır: "Rûyâ" mı demek istiyorsunuz "hayal" mi? 1935'ten önce "düş" yalnızca "rûyâ" demekti. 1935'ten îtibâren "hayal"in ölmesi için TDK birçok karşılık (sanı, imge, düşlem...) bulup ileri sürdü. Hattâ "hayal" yerine bizzat "düş"ü kabûl etti. Artık "düş" kelimesi hem "rûyâ" hem de "hayal" yerine kullanılıyor.

Sormadan edemiyoruz: "Gündüz hayâlimde, gece düşümde..." diyenlerin Türkçesi mi doğruydu, yoksa şimdikiler mi doğru konuşuyor. 

Bir dilde incelik, nüans, derinlik, berraklık, sağlık ve zenginlik gittikçe kayboluyorsa sanat, edebiyat, felsefe... de sırra kadem basıyor demektir. Bu, bir dilin gelişmesi değil zayıflayıp gerilemesidir.

Beyinleri “Dil İnkılâbı” asidiyle dağlanan, birbirini daha az, yarım yamalak ve yanlış anlayan; hattâ hiç anlamayan insanlar her gün birbirinden kopup uzaklaşıyor. Bu milletin fertleri yalnızca atalarına, inançlarına, örf ve âdetlerine değil, birbirine de yabancılaşıyor. E, artık bu vaziyette "millet" olarak ne kadar kalabiliriz, bilemem…

Siz, -hâlâ- kelime tercîhinin basit bir siyâsî ve ideolojik sembol; sağcılar - solcular, muhafazakârlar - devrimciler arasında kuru bir tartışma, didişme ve inatlaşmadan ibâret olduğunu mu zannediyorsunuz?
“Dilde gaflet” içindesiniz, demek ki…
Uyanın!

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…