Dilde Değişmeler

Aziz Şakir 08.02.2014 3120
H

ızla değişmekte olan şartlar bizi yeni bir görevle karşı karşıya bırakmaktadır. Türkiye’nin Kuzey ve Doğu yönünde yıllardan beri kapalı duran kapılar, Demirperde’nin ortadan kaldırılmasıyla ve Komünist olarak bilinen rejimin Avrupa’daki çöküşüyle birden bire açıldı. Türk ülkeleri arasında yoğun bir gidiş geliş trafiği ortaya çıktı. Bu yeni dönem, yeni ihtiyaçların gündeme gelmesine sebep oldu. İlki Türk topluluklarının birbirlerinin yazılı eserlerini okumalarına engel olan farklı alfabelere karşı tedbir alma ihtiyacıydı.

T.C. Kültür Bakanlığı, Türk topluluklarının kullandığı Latin, Kiril ve Arap kökenli alfabeleri karşılıklı olarak öğreten “Örneklerle Bugünkü Türk Alfabeleri” adlı eseri yayımlayarak bu ihtiyacı karşılamaya çalıştı. Arkasından Kiril kökenli alfabeler kullanan Türkler, alfabelerini değiştirip Latin alfabesine geri dönmek için önemli adımlar attılar.

Şimdi bu yoldaki çalışmalar hızla ilerlemektedir. Fakat Demirperde’den arda kalan Dil Perdesini, Türk coğrafyasının kültür sahnesinden nasıl indirebiliriz. Bu davanın ancak devamlı bir mücadele ve Türk topluluklarının fikir birliğiyle kazanılabileceğine inanıyorum.

Ortak bir Türk dili oluşturma yolunda Türkiye Türkçesi’nin esas alınması zannedersem herkesçe kabul gören bir gerçektir. Fakat bu durumda şimdikinden daha sabit, aşırı hızla değişmeyen bir Türkçe’ye ihtiyacımız var. Türkçe’ye “kazandırılan” her yeni sözcük(!) ve Türkçe’den atılan her kelime herkesi o ortak Türk dilinden adım adım uzaklaştırıyor ve bunu tabiî olarak en iyi bizler (Bulgaristan Türkleri), Türkiye Türkçesi’ni ve memleketlerimizde konuşulan lehçe ve ağızları konuşanlar hissediyoruz.

Mesela bir önceki cümlede kullandığım eşanlamlı “sözcük” ve “kelime”yi ele alalım. Bulgaristan’daki Bulgaristan’da konuşulan Türkçe (en azından 10-15 yıl öncesine kadar) İstanbul Türkçesi’nin neredeyse aynısıdır-  sıradan bir soydaşa “sözcük” derseniz muhatap olduğunuz kişi tam olarak ne kastettiğinizi anlayamayabilir.

Belki “söz” kökünden yola çıkarak bu “sözcüğün” anlamı hakkında tahminler yürütebilir ama bu metodu yeni ortaya çıkarılan yüzlerce “sözcüğü” çözme yolunda katiyyen kullanamaz. Oysa “kelime” derseniz iş olur biter. “Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü”nü incelediğimizde bunun gibi yüzlerce örneği göreceğiz.

Şimdi birkaçını size aktarmak istiyorum. (Sözünü ettiğim lügatta, Türkiye Türkçesi’ndeki kelimelerin 8 Türk lehçesindeki ve Rusça’daki karşılıklarını gösteren bir sözlüktür):

s. 180 “doğa”    : Bütün lehçelerde “tabiat” olarak verilmiştir;

s. 126 “çeviri”   : 7 lehçede bildiğimiz “tercüme” dir.

Bu listeye sadece Türkiye Türkçesi’nde yer alan ve tamamen oturmuş diyebileceğimiz “evrim, birey, olay, öykü, özel, uygar, araç” gibi birçok kelime ilave edebiliriz. 

“Millet”
kelimesini illa da atacağız dersek Türk lehçelerinin altısını kullananlara “ulus” kelimesini öğretmek zorunda kalacağız.

Bir dilin söz hazinesindeki eşanlamlıların sayısı ne kadar çoksa o dil o kadar zengindir. Arapça’da “deve” için 1000’in üzerinde kelime tespit edilmiştir: “Hızlı deve”, “uyuz deve”, “taylağı olan deve” gibi…

Araplar: “Bize deve için birkaç yada kolaylık için en iyisi bir tane kelime yeter, arda kalanları silip atalım deseler”di bugün ne Arapça bu kadar zengin olurdu ne de size böyle bir örnek verebilirdim. Ayrıca, unutmayalım ki Türkçe’miz hızla yenilendirilmeye devam ederse 20-30 yıl sonra bizim bugünkü yazılarımızı okumaya kalkışan bir genç, metinlerin yarısından fazlasını anlayamayacaktır.

Bu gidişle Yunus Emre gibi dâhilerimizin asırlarca okunup beğenilen eserlerini, Eski Türk Edebiyatı uzmanları hariç kimse anlayamayacaktır. Bunu hayal etmek için fazla çaba sarf etmemize gerek yoktur. Herhangi bir üniversitenin tarih bölümünde lisans yapan öğrencilerin 60’lı yıllarda yazılmış bir makaleyi okuyup anlamada ne denli zorlandıklarını görmemiz yeterli olacaktır.

Dil problemine önce Türkiye’de çözüm bulunmalı diye düşünüyorum. 2 yıl önce doktoramı yapmak üzere İstanbul’a geldiğimde buradaki akrabalarımı aramak için Aksaray’da bir telefon kuyruğuna girdim. İnanır mısınız, benden önce konuşan 6 kişiden sadece sonuncusunun Türkçesi’ni anlayabildim, ki o da Türkiyeli değildi. Bir Afrikalı öğrenciydi.

Türk dili ve Türk kültürü ancak birileri tarafından benimsendikçe var olabilir. Türk coğrafyasında veya Türk ortamında yetişen bir kişi: “Ben Azeri’yim, Kırgız’ım, Tatar’ım vs.” deyip de: “Ben Türk’üm” demezse, o Türk değildir. Türk soyundan olmak yeterli değildir. Mesela Bulgarlar da Türk ırkındandır. Ama bugün Bulgar Türkleri’nin torunları: “Biz Bulgarız” derse o eski dillerinden sadece 20’ye yakın kelime ihtiva eden bir Slav dilini konuşurlar. Onlar hakkında Macar bilim adamlarından Geza Fehér, TTK’nun da bastığı “Bulgar Türkleri Tarihi” kitabının girişinde şöyle der:

“Bulgar Türkleri’nin dil kalıntılarının Arap, Yunan Latin ve birçok Islav dillerinin yazılı kaynaklarında bulunması, bu Türk boyunun muhtelif çağlarda ve alanlarda büyük tarihi rol oynadığına ve tesirlerini yalnız komşularının üzerinde değil belki kültür seviyesi yüksek diğer kavimler üzerinde de hissettirdiklerine bir delildir.”

Bu tarihi gerçek, dilin, bir milletin hüviyeti için ne kadar önemli bir unsur olduğunu açıkça göstermektedir. Bulgarlar Türk kimliğini Türkçe’yi unutarak yitirmişlerdir. Bu bir tercih meselesidir ve kimse zorla Türk olamaz, olmamalıda.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…