Dil ve Kültür Yıkıcılığı

Prof. Dr. Zeynep Korkmaz 09.08.2010 2796

B
u yazıya koyduğumuz başlığa şaşanlar olacaktır. Mantık ve bilim anlayışına ters düşmüş görünen böyle bir başlığa elbette şaşılır. Ama, şaşmayın sayın okuyucularım. Aşağıda yapacağımız kısa bir açıklama, gerçeği gözlerimizin önüne serecek ve asıl o zaman hep birlikte şaşıp kalacağız!,..

Biz biliriz ki, yerli ve yabana dilbilim kitaptan yazarlar ki, sosyoloji ilmi ve dil felsefesi der ki: dil ile insan, insan ile o insanın duygu ve düşünce dünyası; bir insanın duygu ve düşünce dünyası ile bağlı bulunduğu toplum ve millet varlığı, bir millet ile onun kültürü arasında çözülmez bir bağ vardır. Bu bağlantıların odak noktası dâ dilde toplanır. Çünkü insan, dili ile konuşur. Çevresi ile olan ilişkilerini dili ile yürütür. Dili ile düşünür. Dili ile eser verir. Dili ile ilim yapar.

Toplumunun kültür değerlerini yine dilin aracılığı ile benimseyebilir. Bu değerler dünden bugüne, bugünden yarma dil ile aktarılabilir. Kültür de ancak gelişmiş ve olgunlaşmış bir dil ile yaratıcılığa yönetebilir. Sözün kısası dil bir milletin gören gözü, tutan eli, işiten kulağı, düşünen beynidir. Onun manevî gücünün eseri, gelişme temposunun kronometresidir.

Milletlerin tarihleri, san'atları, edebiyatları, folkloru, ilimleri ve yaratıcılıkları hep dillerinde yaşar. Böylece, sosyal yapının sadık bir aynası durumunda olan dil, olumlu yöndeki gidişi ile bir kültür yaratıcısı, bir kültür koruyucusu ve bir kültür aktarıcısıdır. Dolayısıyle kültür varlığına paralel olarak yol alan millet varlığının da güvencesidir. Bundan dolayı her millet kendi dili üzerine titrer, ona ayrı bir özen gösterir.

Şimdi konuya bir de aşırı özleştirmecilerin gözüyle yanaşalım. Bakınız ne diyorlar:

“Türkçeyi özelleştirme sözlüksel düzeyde kalan bir olgu değildir. Özleştirmecilik genelde düşünsel ve duygusal bir değişimin dile yansımasıdır. Şöyle de söylene bilir. Dilimizin söz varlığını yenileştirme yolu ile toplumumuzun düşünsel ve duygusal evrelerini değiştirmedir. Bu etkileşim, daha doğrusu bütünleşip bir kağıdın iki yüzü gibi birbirinden ayrılmaz”

Gelelim yorumuna: Dilimizin söz varlığını yenileştirmeye, eksiklerim gidermeye, ilmin koyduğu ölçü ve sınırlar içinde yol almak kaydı ile kimse bir şey diyemez. Ancak, unutulmamalıdır ki, özleştirmecilerin yolu ilim yolu değildir. Onlar, gerekli olup olmadığına bakmadan, dilin bir sistem olduğuna kulak asmadan, kendilerince yabana damgası vurulan her kelimeyi dilden atmakta; yerlerine Türkçenin yapı ve işleyişine ters düştüğü için “türetme" değil "uydurma" niteliği taşıyan birçok yanlış kelimeyi sürmekte bir sakınca görmemektedirler.

“Bu durum elbette toplumumuzun duygu ve düşünce dünyasını değiştirecektir. Ama nasıl? İşte konu burada düğümleniyor!." Tasfiyecilik ve yanlışlık temeline dayandırılan bir uygulama dili kendi öz değerlerine yönelterek değil, onu kendi öz değerlerinden uzaklaştırıp yozlaştırarak! Halkın diline yaklaşarak değil, halkın dilinden uzaklaşıp bîr zümre dili yaratma çabasına düşerek! Dil ve düşünceye genişletici ufuklar açarak değil, dil ve düşünce dünyamızı daraltıp kısırlaştırarak! Canlı eklerle dile işleklik kazandırarak değil, ölü ekler, fosilleşmiş kelimeler vs gramere aykırı yanlış kuruluşlar ile dilin kendi kendini besleyen yaratıcılığını körelterek! Yeni kelimelere verilecek dilin kendi kendini besleyen yaratıcılığını körelterek!

Yeni kelimelere verilecek dilin geçmişi ve gelişmesi ile bağlantısız yeni yeni anlam ve kavramlarla düşünce ve kültür dünyamızı sürekli kesintilere uğratarak. Bütün bu durumlar bilerek veya bilmeyerek sonunda kendi kültürümüzle sonunda bağlantılarımızı koparacak ve bir kültür devrimine zemin hazırlayabilecektir. Bir millerin dili o milletin kültürüne ve kendi varlığına yöneltilmiş bir silah olarak kullanılamaz!..

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…