Dil ve Kültür

Ö. Serdar Akın 27.10.2021 1313
B

ilindiği üzere, kendilerine “özleştirmeci” adını yakıştıran zümre, aslında dilde ve dolayısıyla da kültürde tasfiyecilik yapmaktadır. Yani maksatları, Türk Dilinin yaşayan kök ve ekleriyle yapılan yeni kelimeler, kavramlarla zenginleştirilmesi değil babalarımızın konuştuğu dili ölü bir dil haline getirerek, yeni sosyal-kültürel bünyeye göre yeni bir dil meydana getirmektedir. Daha doğrusu, vücuda getirilecek yeni “dil”in farklı yapı ve muhtevası ile amaçladıkları düşünce vasatını şartlandırmak, istedikleri düzeni yürürlüğe koymaktır.

Tasfiyeciler, yaptıkları işe “özleştirme” adını vererek, Milliyetçi Türk halkını en hassas hislerinden vurmuşlardır… Güya, yabancı kaynaklı kelimeler yerine Türkçe köklü kelimeler koyuyorlarmış!

Unutmamalıyız ki, hedef seçtikleri kelimeler, hususiyle tarihi ve milli Türk-İslam sentezinin yeşerttiği ve yaşattığı kavramları karşılayan kelimelerdir.

Millî kültürümüzün bin senelik bu temel yapı taşlarını “yabancı” ilân etmelerinde, şuursuzluktan öte, kasıt aramak gerekir. Uygulama da nasıl bir neticeye ulaşıldığını bir misalle görelim:

“Millî Mücâdele” deyiminin karşılığı olarak uydurma dilde “ulusal savaşım” teklif edilmektedir! Kelimeler ve deyimler sözlükteki yuvarlak manaları ile değil, kullanışta asırlar boyunca kazandıkları mânâ birikimleri ile yaşarlar. “Millî Mücadele”, bizim dilimizde, bu milletin müstevlilere karşı verdiği bir ölüm-kalım savaşını, daha açık bir ifade ile Türk’ün, Kurtuluş Savaş’ında yedi düvele karşı verdiği çetin imtihanı ve kazandığı kesin zaferi anlatır.

“Ulusal savaşım” ise, solcu çevrelerin uydurup ayağa düşürdükleri bir tabirdir ve onların tarifiyle “proleteryanın burjuvaziye karşı vereceği kavga” mânâsındadır. Kısacası, muteber (!) bir kurumun yayınladığı sözlüklerde birebir mânâ ilişkisi halinde verilen bu kelimeler arasında hiçbir suretle mânâ eşliği yoktur. Çünkü bunlar, farklı semantik sahalara ait mânâ unsurlarıdır. Burada yapılan şey, “özleştirme” adı altında, Milliyetçi bir kültür unsurunu dilden ve zihinlerden silerek, yerine Marksist bir düşünce unsurunun yerleştirilmesi çabasıdır.

Dil ve kültür arasında organik bir bütünlük varlık. Birisine yapılacak herhangi bir müdahalenin diğeri üzerinde de tesirini aynen göstermemesi mümkün değildir. Bu bakımdan, dile yapılacak herhangi bir müdahalenin, aslında o dilin bünyesinde yaşamakta olduğu kültüre yöneltilmiş bir hareket olacağı hususu dikkatlerden asla uzak tutulmamalıdır.

Dünya dilleri tarihine emsali görülmemiş bir gayretle bugün dilimize yöneltilmiş bulunan, cahilâne veya hainâne saldırıya karşı savunmamızı, “tabiî dil”, yani milletimizin benimsediği ve konuştuğu dil üzerine kuracağız. Tabii Dil kavramı, kültürler savaşında, Milliyetçi tezimizin ilmî dayanağı ve rehberimiz olacaktır. Tezimizi, kısaca, “millî kültür, tabiî dil” şeklinde ifade edebiliriz.

Bir cemiyetin bütün fertlerinin müşterek anlaşma vasıtası olan Dil, bundan da öte, bir kültürün zengin muhtevasını sinesinde saklayan, yeni nesillere ileten ve tarihin derinliklerine uzayan kökleri ile manevi bir varlık kazanmış olan başlıbaşına bir müessesedir. Bu bakımdan, Türk Kültür Birliği ve Milliyetçilik ruhuna kasteden çevrelerin, yıkıcı faaliyetini bilhassa Türk Dili üzerinde yoğunlaştırmaları tesadüfî değildir.

Ancak burada bir paragraf kendimize de bazı tenkidler yöneltmekte yarar var. Dil mes’elesinde Milliyetçiler bu güne kadar muhafazakâr olmaktan öte pek fazla varlık gösterememişlerdir. Bu, sür’atle terkedilmesi lazım gelen, hatalı bir tutumdur. Bugün, Türkoloji ve Tarih gibi biraz da konuları gereği millî kültür sahaları içinde kalan birkaç bilim dalı dışında meydan büyük ölçüde sol’un insafına bırakılmıştır. Fen bilimleri ve Türkiye de yeni gelişmeğe başlayan sosyal bilim sahaları bir yana, Felsefe ve Sosyoloji gibi köklü bir geleneğe sahip sahalar bile bugün sol’un etkisi altına düşmüştür.

Milliyetçi dil bilginlerimiz, “özleştirme”, “sadeleştirme”, “arılaştırma” gibi muhtelif başlıklar altında dile yapılan müdahaleleri tesbit ve duyurmakta üzerine düşen kitle haberleşme vasıtalarının daha büyük ölçüde devreye sokulması ve nihayet siyasi iktidarların eğitim-öğretimdeki gaflet veya planlı maksatlı uygulamaları neticesi, Türk aydınları en az iki-üç zümre halinde bölünmüşlerdir.

Bu zümrelerden her biri diğerlerinden farklı bir semantik sahaya sahiptir. Yani, hadiseleri, mes’eleleri farklı gözlerle görmekte, farklı biçimde yorumlamaktadırlar. Bu farklılık, önce okullarda okuyan gençlik kesiminden başlamak üzere, yavaş yavaş halk kitlelerine de sıçratılmıştır.

Farklı semantik sahalardan ne kastediyoruz? Önce bunu görelim.

 








İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…