DİLİNE VÂKIF OLMAYAN İYİ DÜŞÜNEMEZ!

Ayşe Göktürk Tunceroğlu 14.09.2021 1347

"

K
âmus bir milletin hafızası” diyor Cemil Meriç. “Yani heyecanıyla, hassasiyetiyle ve şuuruyla kendisi. Kâmusa uzanan el namusa uzanmıştır. Her mukaddesi yıkan Fransız İhtilali bile, tek mukaddese saygı göstermiştir: Kâmusa…” Sonra da ilâve ediyor: “Batı’da cinnet bile terbiyeli!” Kâmus dediği en geniş mânâsıyla lügat, sözlük… Dil hazinesini içinde toplayan kitap.

Bugün (3 Haziran) takvimde Türkçenin resmî dil olarak kabulünün yıldönümü olduğu yazılı. 1277 tarihinde Karamanoğlu Mehmet Bey’in ünlü fermanı ilân edişi:

“Şimden gerû divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste, meydanda Türkçeden başka bir dil kullanılmayacaktır.”

Rahmetli hocamız Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş: “Mehmet Bey’in sözleri dil şuuru ve Türkçecilik bakımından büyük değer taşımakla beraber, bu hadiseden sonra Türkçenin devlet dili olduğunu kabul etmek yanlış olur sanıyoruz. Çünkü Türkçe gerek doğu gerek batı Türkleri arasında daha önce de devlet dili idi. Tâ Hunlar’dan beri resmî dil hep Türkçe olmuştur” der.

Öyleyse, 1277 tarihini Türkçenin ilk defa devlet dili olduğu tarih kabul etmek yanlış olmakla birlikte bu ferman, Türkçenin Anadolu’daki durumunu kuvvetlendiren önemli bir kültür hareketi, Karamanoğlu Mehmet Bey de şuurlu bir Türkçeci kabul edilmelidir

Türkçenin Anadolu’daki Durumu Şimdi Nasıl Peki?

İşte, son günlerden bir gazete haberi: “Dünyada en kıymetli olan değerlerden birinin de sağlık olduğu kabul edilir. *Kanunî’ye atfedilen (Olmaya cihanda bir nefes sıhhat gibi) de bunu çok veciz bir şekilde ifade ediyor. Ancak hal böyle olmakla beraber sağlık, varlığında hoyratça harcanan ve değeri ancak yokluğunda anlaşılan bir değer olma özelliğini de koruyor.”

Bir bakanımızdan hitap: En büyük Galatasaray, tamam mı? Okey? Yes. Hadi anca gidersin.”

Söyleyişte telâffuz hataları, yazışta imlâ hataları, dilbilgisi noksanlığı, kelime hazinesinin yetersizliğinden doğan tekrarlar, zevksizlikler, nezâketsizlikler ve İngilizce hayranlığı. Çocuğunda, büyüğünde, okumuşunda, okumamışında…

Meselelerimizin bir türlü hakkından gelemeyişimizin, Türkçeyi içine düşürdüğümüz fukaralıkla ilgisi var mı acaba diye düşünüyorum. Çünkü dil düşünme vasıtasıdır. İnsan anadilinde düşünür. Anadilimizi kısırlaştırdığımız için düşüncelerimiz de dumura uğramış olabilir mi? Düşünce üretemez vaziyete mi düştük acaba?

Yabancı dil biliyor olmak pek çok açığı kapatan bir mazhariyet sayılır oldu. Neredeyse eğitimimizin tek gayesi çocuklara yabancı dil öğretmek. Başka bir dili anadiliniz gibi biliyor da olsanız düşünce faaliyeti anadilde yapılır. Aksini iddia eden çıkarsa inanmıyorum. “Ben İngilizceyi (yahut Almancayı yahut Fransızcayı) anadilim gibi biliyorum ve bu dilde düşünüyorum” diyenler varsa inanmıyorum.

“Anadili gibi İngilizce konuşuyor” hükmü de zaten lâfın gelişi söylenir, sonradan öğrenilen hiçbir lisan anadilin yerine geçemez, anadilin yerini tutamaz.

Tutmasını da beklemeyeceğiz zaten. Tutmasını da istemeyeceğiz zaten.

Cenap Şahabeddin “Lisan ruhun vatanıdır” demiş. Yabancı bir dil, ne kadar iyi öğrenirseniz öğrenin, gurbettir.

Yıllar önce lisan okulunda bir Amerikalı öğretmen “Rüyalarınızı İngilizce görmeye başladığınızda İngilizceyi öğrenmiş sayılırsınız” demişti. Doğru, insan yabancı bir ülkede hayli zaman yaşadıktan sonra rüyalarını İngilizce görebiliyor.  Ara-sıra rüyaları İngilizce görmek de İngilizceyi fevkalâde öğrenmiş olmaya delâlet etmez ya, diyelim ki İngilizceyi “mükemmel” ölçülerde biliyorsunuz, yine de düşünceler ve hayaller daima anadilinizde gelecektir.

Öyleyse anadiline hakkıyla vâkıf olmayanlar iyi düşünemez. Fikir ve sanat adamları, her şeyden önce zengin ve sağlam bir dilin ustasıdırlar, öyle bir dil ile eserlerini verirler. Biraz İngilizce, biraz Türkçe karışık olarak kullanılan, kelime hazinesi “hazine” olmaktan çıkmış ne idüğü belirsiz dil, düşünceleri de sığ, yavan, basmakalıp yapacaktır. Böyle bir ortamda “fikir” çıkmaz; “sanat” da eline mikrofon geçirip sahneye fırlayanların gerdan kırmaları demek olur.

Dilimizdeki derbederliğe bakıp üzülüyorum. Korkarım, aynı derbederlik düşüncelerimizde de var.

Bir milletin anadiline gerekli saygıyı ve ihtimamı göstermeyip yabancı dillere kucak açması bir çeşit aşağılık duygusudur.

Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin Rusçaya öncelik vermelerini niye kınıyoruz ki? Asırlarca süren Çarlık Rusya’sı idaresini bir yana bırakın, 70 yıl Komünist Rus zulmü altında yaşamışlar. Ne yapsınlar? Biz 80 yıllık hür cumhuriyetimize, ondan önce de asırlarca efendi millet olmamıza rağmen dilimizi güle oynaya İngilizceye esir ettik.

Kâmus bir milletin hafızası. Kâmusumuzda özenti ile gereksizce alınmış –gerekli olanlara sözümüz yok– bir sürü İngilizce kelime kol geziyor. Hafızamız da mı İngilizceleşti, bilmem.

Yahya Kemal’in sözü kulağımıza küpe olsun: “Türkçenin çekilmediği yerler vatandır.”

(*) Atfetmek değil, mısra Kanunî’ye aittir. Doğrusu “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”

İlgili Makaleler

Türk Dili
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
D Zahid Demir - Siyaset Bilimci ünyanın en önemli bilim tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in lisan ve alfabe üzerinde çok önemli tespitleri bulunmaktadır. Mesela günümüzde Türklerin…
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
Türk Dili
"D" HARFİ DÜŞMANLIĞI
E debî, zengin lisanımızı uyduruk dile çevirenler, isimlerimizde de tahribat yaptı. Mesela, sonu “d” harfi ile biten isimler, “t” sesi ile yazılıp okunmaya başlandı. Böylece başta Peygamberimizin…
Türk Dili
LİSANIMIZDAKİ AHLÂKÎ - MANEVÎ DEĞERLER DE BOZULUYOR!
A na dilimiz Türkçe üzerinde sinsi oyunlar, tahribatlar hızla devam ediyor. Manevî ve ahlâkî değerlerimizi ifade eden kelimeler kasten değiştiriliyor, yerlerine aynı mânâya gelmeyen, anlaşılmayan…
Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…