Dil Tefekkürü

Rahim Er 20.01.2020 2104
D
il; yani lisan, yani Türkçe, vatandır. Yaşanan şu sıcak gündemle lisanımız arasında derin bağlar vardır. Bu gerçeği kavramadan kucaklayıcı ve kalıcı çareler üretilemez. Biz, esasında yirminci asrın ilk çeyreğinde yalnızca bir imparatorluğu kaybetmedik. İmparatorluğu kaybetmemizin hemen ardından ve o şaşkınlıkla zengin Türkçemizi de kaybettik. “O şaşkınlıkla” dedik. Evet; doğrudur. Tam da öyledir. Önce harf inkılabı, bir medeniyetin mahzene mahkûmiyeti; sonra dil inkılabı, sun’i bir lisan kurmaya teşebbüs. Türkçe neredeyse aradan bir asır geçmek üzereyken bile eski ihtişamını henüz yakalayamamıştır…

Mevzu, derindir ve söylenecek çok da şey vardır. Elimize kalem aldığımızdan bugüne dek de hayli şeyler söyledik. Bu defaysa üç usta isimden birkaç cümleyle de olsa nakiller yapıyoruz. Lâkin korkarız ki bu kendilerinden fikir devşirdiğimiz isimler, yabancı gelsin. Hiç mübalağa etmiyoruz. Hazin hatıralarımız var. Ancak o bahse girmeyecek ve damıtılmış bazı görüşleri üç-beş satırla da olsa sizlerle paylaşmayı tercih edeceğiz.

Vefat tarihi 1958 olan Yahya Kemal Beyatlı şöyle demiş:

-Eski Türklerin mânevî bir hayatı varken bir edebiyatı vardı. Yeni Türklerin ancak mânevî bir hâyâtı olursa edebiyatı olur.

Bizi ezelden ebede kadar bir millet hâlinde koruyan, birbirimize bağlayan bu Türkçedir, bu bağ öyle metin bir bağdır ki vatanın hudutları koptuğu zaman bile kopmaz, hudutlar aşırı yine bizi birbirimize bağlı tutar. Türkçenin çekilmediği yerler vatandır, ancak çekildiği yerler vatanlıktan çıkar, vatanın kendi gövde ve ruhu Türkçedir…

1967’de ahirete göçen Ali Fuad Başgil’in söyledikleri:
-Dil, bir hükûmet ve politika işi ve bir kanun mevzuu değildir. Memleket teşri heyetinin, tek taraflı bir görüşle ve hedefi belli olmayan bir politikanın öncülüğünü yaparak millet dilini değiştirmeye hakkı yoktur…

1974’te ebediyete intikal eden Nihad Sâmi Banarlı’nın dedikleri:
-Türkçe, tıpkı Türk Milleti gibi tarihin son dokuz asrında dünyanın üç kıt’ası üzerinde lisânî bir imparatorluk kurmuş ve bir imparatorluk dili hâline gelmiştir.

Bir milletin ataları, asırlarca o kelimelerle duymuş, onlarla düşünmüş; birbirlerini ve evlâtlarını o kelimelerle sevmiş ve bu kelimeleri tamamıyla millî bir sanatla işleyip Türk yapmışsa, evlâtları artık o kelimelere düşman kesilemezler.

Türkçeyi bir an evvel hem zengin, hem millî büyük bir dil hâline koymaya mecburuz…
Bu da 1987’de aramızdan ayrılan Cemil Meriç’in sözleri:

-Bir aydın, yabancı dil bilmese de olur; çok kitap okumasına da ihtiyaç yok. Yeter ki ana dilini gerçekten bilsin. Kelimeleri şecereleriyle tanısın. Asil olanları, âdilerinden ayırsın…
…..
Yeni nesilden nice kimseye yalnızca bu sözlerin sahibi merhumların kendileri değil, dedikleri de yabancıdır. Onun için ölüm yıllarını yazdık. Araya daha bir asır bile; bazıları ile yarım asır bile girmemiş fakat onlar ve sözleri yabancılaşmış.

Hâlbuki Türkçe mes’elesi, lisan, savunma sanayiinden ve en görkemli hava limanından daha önemlidir. Türkçe ile Libya, Suriye, Irak, Kerkük, Bosna, Kırım, Batum birbirinden farklı değildir. Bunların hepsi bir bütündür. Yahya Kemal ne diyor? “Yeni Türklerin ancak mânevi bir hayatı olursa edebiyatı olur.”

“Türkçenin çekilmediği yerler vatandır. Ancak çekildiği yerler vatanlıktan çıkar.”
Banarlı ise Türkçe, lisanî bir imparatorluk dili kurmuş ve bir imparatorluk dili hâline gelmiştir, demekte. Bunlar, muhteşem tespitlerdir. Hakkıyla mütefekkir Cemil Meriç de çarpıcı bir söz söyleyerek “evvela ana dilini layıkıyla öğren” demekte.

Başgil Hoca, iktidardayken teşriî organ yani meclis yoluyla anayasanın dilini değiştiren Tek Parti Zihniyet ve üslubunu tenkîd etmekte. Nitekim aynı zihniyetin bakiyesi elli sene sonra, 1990’larda hükûmet etme fırsatını bulunca yine kanunların dilini değiştirdi. Türkçeyle her sahada oynamak tehlikelidir. Ama hukuk lisanını bozmak daha tehlikelidir. Geçen zaman için iktidar değişmiş fakat bozulmuş o kanun dili devam etmektedir.

Bu mevzuda fikir serdedenler, bu üç Türkçe sevdalısından ibaret değildir.
Çok yönlü ve çok derinlikli düşünmeye mecburuz.
Yahya Kemal ne güzel diyor:
-Vatanın kendi gövde ve ruhu Türkçedir.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…