Dil Şuuru, Tarih Şuuru

Beşir Ayvazoğlu 17.02.2021 1641
B

u köşede zaman zaman dil meselesine giriyor, bilhassa Türkçe’nin bünyesine mal olmamış, yani Türkçeleşmemiş yabancı kelimeleri kullanma merakını şiddetle tenkit ediyorum. Aslında bir geçiş dönemini yaşadığımızın farkındayım. Türk toplumu içten içe büyük bir değişim yaşıyor, bundan dilin de payını alması çok tabiidir.

Ancak sınırsız bir iktidarın peşinde koşan “medya”; bana öyle geliyor ki, dönüşümün tabii istikametini bulmasına meydan vermemektedir. Yani, “Türkçe de yeni bir oluşum dönemi yaşıyor, bu sosyolojik hadiseye müdahale etmek, zaten bir ucube’ye dönen dilimizi büsbütün tanınmaz hâle getirebilir” demek istiyorum, ancak başlıbaşına bir ucube olan “medya”nın, sadece dili değil, bütün değerleri zorbaca bir tahakkümle altüst ettiğini düşününce, “Evet” diyorum. “Bu gidişe dur demek gerek!” Ama nasıl?  

Bunları, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un imzasıyla gönderilen yazıyı okurken düşündüm. Kültürümüzün en mühim unsuru olan Türkçe üzerinde titremek, onu yabancı kelimelerin istilasından korumak, serpilip gelişmesini sağlamak gerektiği ifade eden yazıda, TDK bünyesinde kurulan “Yabancı Kelimelere Karşılık Bulma Komisyonu”nun yaygın olarak kullanılan birtakım yabancı kelimelere bulduğu karşılıklar hakkındaki düşüncelerimi soruluyor. Zannederim aynı yazı bütün basın yayın müesseselerine ve köşe yazarlarına gönderilmiştir.

Teklif edilen kelimeleri inceledim ve kendi kendime “Niçin olmasın?” dedim. Mesela “viyadük” karşılığı olarak düşünülen kelime “köprü yol”. Türkçe’nin gerçek sesini duyabilenlere (öyle birileri kalmışsa!) ses olarak son derece komik gelen “viyadük” kelimesini telaffuz etmek de zor.(*) Gedik Ahmet Paşa Köprüyolu demek mi kolay, viyadüğü demek mi?

Eskilerin “rü’yet” dedikleri “vizyon” için teklif edilen ve Türkçe’de zaten var olan “uzak görüşlülük” de güzel; vizyon sahibi kadar fiyakalı(!) değil de, mana bakımından hiçbir eksiği yok. Fiyaka, viyadük gibi, vizyon gibi, eki kökü herkesçe bilinmeyen kelimelerde keramet vehmedilmesinden ve bunları kullananların ilave bir itibar kazandıklarını zannetmelerinden ileri geliyor.

Son zamanlarda “süper”in tahtına oturan ve Grekçe’de “büyük” mânâsına gelen “mega” içinse “büyük” kelimesi teklif ediliyor. Mevcut kelimelerin yeniden teklif edilmesi ne tuhaf!” Ne tuhaf ülke burası! Birtakım adamların –hadi projeye alıştık artık- “büyük proje”, “dev proje” yahut “muazzam proje” demek varken, ağızlarını doldura doldura “mega proje” demeleri yok mu? İfrit oluyor insan!

Yazıda, “çekap” yerine “tam bakım”, “sorti” yerine “çıkış”, transformasyon yerine de “dönüşüm”, “biçim değiştirme” kelimeleri teklif edilerek “kabuğunu çatlatma” deyiminin de kullanılabileceği belirtiliyor. Daha çok bir spor terimi olarak yaygınlaşan “start” için de “başlama” veya “çıkış” kelimelerinin kullanılabileceği, özellikle bilgisayarda “start” komutu için “başla” kelimesinin tercih edilmesinin gerektiği üzerinde duruluyor. “Start yeri” ve “start vermek” için bulunan karşılıklar da şunlar: “Başlama yeri”, “başlatma”.

Siyasî edebiyatta Max Weber tarafından armağan edilen “karizma” terimi için teklif edilen “büyüleyici özellik” ile “medya” için teklif edilen “iletişim araçları” ve “iletişim ortamı”nın yerlerine oturduğundan emin değilim. Çünkü bu iki mefhum mega gibi, start yahut çekap gibi sade değil, doğrudan doğruya bir zihniyet dünyasına yaslanan, çerçeveleri çok geniş ifadelerdir.

 Dil bir şuur işidir; tarih şuurundan mahrum, yani içtimai hafızasını yitirmiş nesiller yetiştirdiğiniz müddetçe, dil ve kültürdeki istikrarsızlık devam edecektir. Bugün yabancı kelimeleri kullanarak “çağdaş”laştıklarını zannederler, yarın çok vahim taleplerle karşınıza çıkabilirler.

(*) Hödük, düdük, güdük gibi kelimelerin manaları ve çağrışımları düşünülürse ne demek istediğim daha iyi anlaşılır zannediyorum.




 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…