Dil Meselemiz

Prof. Dr. Faruk K. Timurtaş 28.11.2020 1555
D

il meselesi, çok yönlü bir meseledir. Türkçe’nin iyi konuşulup yazılması, hususunun ne derece ehemmiyetli ve büyük olduğunu göstermektedir. İmlamızın istikrarlı bir hale gelmeyişi, okullarda, sahne, sinema, radyo ve televizyon konuşmalarında, siyasi beyanat ve bildirilerde kötü ve yanlış telâffuzun yaygın olması, cümle bozuklukları, son derece dar bir kelime hazinesi halinde günlük konuşmaların birkaç yüz kelime içinde cereyan etmesi, devrik cümlelere yer verilmesi, kelime ve deyimlerin yerli yerinde kullanılmaması, ne idüğü belirsiz yeni kelimelere moda icabı merak gösterilmesi gibi hususlar dil meselesini meydana getirmektedir.

Dilimiz hergün biraz daha bozulmakta, kötü kullanılmakta ve canlı Türkçe’nin yerine uydurma dil almaktadır. Dilimizin bu hale gelmesine sadeleştirme ve özleştirme cereyanının uydurmacılık hüviyetine bürünmesi sebep olmuştur. Bundan dolayı dil meselesini sadeleştirme uydurmacılık mihveri etrafında ele almak icab etmektedir. Böylece konumuzun  hareket noktasını bu husus teşkil etmiştir.

Kültürümüzün bugün en başta gelen davası dil meselesidir. Açıkça belirtmek gerekir ki, bugün bu alanda büyük buhran vardır. Bu buhran, atılan yanlış adımlar, istikrarsız durum, her önüne gelenin işe karışması, yetki ve bilginin arka plana atılması, sağduyu ile hareket edilmemesi, bu konuda bilgi, ehliyet ve çalışmasına güvenilecek bir ilim organının bulunmaması dolayısıyla ortaya çıkmıştır.

Dil meselesinin esas yönü, can alıcı noktası, dilimizi yabancı kelimelerin hakimiyetinden kurtarıp, özleştirmek ve çağdaş medeniyetin her sahadaki bütün kavramlarını anlatabilecek bir duruma getirmektir. Bu, dili bir yandan millileştirmek, bir yandan da büyük bir ilim ve kültür dili haline getirerek çağdaş seviyeye ulaştırmak demektir.

Bu esas noktalarda hemen hemen bir düşünce ayrılığı yoktur. Herkes çağdaş medeniyetin ilim, fen, teknik, edebiyat, felsefe, sanat alanlarındaki bütün kavramlarını anlatabilecek zengin, açık, sade bir dil istemektedir. İstekle birlikte olmakla beraber tatbikatta çeşitli görüşlerin ve çalışmaların yer alması, işi karıştırmakta, içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Dili sadeleştirmenin sınırının iyice ve kesin olarak çizilmemesi ve önüne gelenin rastgele yeni kelimeler uydurması meseleyi karmakarışık eden ve ayrılıklar doğuran başlıca sebeplerdir.

Sadeleştirme işinde, dile mal olmuş Türkçeleşmiş kelimelerin de atılması, hatta bilgisizlik yüzünden Türkçe kelimelerin de çıkarılması, yeni meydana getirilen kelimelerin ise çok defa gramer kurallarına aykırı olması, dil davasının hedefe varmasını güçleştirmektedir. Bu konuda en etkili olan akademik çevre, üniversite mensubu bilginler davaya inmekte fakat ilim yolundan yürünmediği için tatbikatı beğenmemekte, tenkid etmektedirler. Türk Dil Kurumu’nun ise son yıllardaki çalışmalarıyla, davanın ilim yönünden, çok propaganda yönüne önem verdiği görülüyor.

Bugün konuşma dili ile yazı dili arasında yeniden bir ayrılık doğmak üzeredir. Esas tehlike de budur. Yazı dili, milletin ortak dilidir, umumi dilidir. Halk dilinden, konuşulan dilden canlı dilden uzak ve ayrı olmaması gerekir. Bir sınıf ve zümrenin kendi arasında kullandığı dil ile ilim dili ise hususi dildir, terimlere dayanır. Ortak dil olan yazı dili ile bu hususi diller birbirine karıştırılmamalıdır.

Yazı dilinin, cümle kuruluşunda bazı farklar bulunmasına rağmen malzeme bakımından muhakkak konuşma diline, yaşayan dile dayanması şarttır. Bütün dünya dillerinde durum budur. Hususi dillerdeki terimler ise, zamanla ve ihtiyaca göre değiştirilebilir ve yenilenebilir.

Yazı ve konuşma dili arasındaki bu ilgiyi belirten lisaniyet ilmi (dilbilim-linguistique) ayrıca hiçbir dilin tamamıyle saf olmadığını da göstermektedir. Gerçekten de onbinlerce kelimelik Fransızca’da bir kısmı Lâtin, bir kısmı da Grek menşeilidir. Yüzbini aşan bir kelime hazinesine sahip İngilizce’nin ise yarıdan fazla kelimesi Fransızca’dan geçmiştir. Çok geniş ve saf olduğu sanılan Arapça’da İbrani, Süryani, Türkçe menşeili kelimelerin bulunduğu gerçektir. Başka dillerden kelime almak, bir dil için kusur değildir. Kötü olan başka dillerden geçme gramer şekilleridir.

Bir kelime ses, şekil ve mana değişikliğine uğrayarak bir dile yerleşmişse ve onunla birleşik şekiller ve deyimler yapılmışsa artık bu kelime o dilin malı sayılır. Bütün batı dillerinde böyle bir durum vardır. Kimse yabancı asıllıdır diye kelimeleri dilden atmayı düşünmez. Dilden atılması gereken yabancı asıllı kelimeler karşılığı yaşayan dilde, halk dilinde bulunan “nüans” taşımayan kelimelerdir. Dili sadeleştirmek ve millileştirmek, onu fakirleştirmek ifade imkânlarından mahrum bırakmak demek değildir.

 




İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…