Nixon'un savaşın neticesine, askerî ve ekonomik güçlerle beraber, "fikrî ve mânevî güçleri" de katması bizi yakından ilgilendirir. Zira Türkiye'yi hür ve müstakil olarak yaşatan başlıca kuvvet, maddî olmaktan ziyade mânevidir. Türkiye maalesef maddî bakımdan asırlardan beri güçlü olamamıştır ve bu zaafını mânevî güç ile telâfiye çalışmıştır.
Mehmet Akif İstiklal Marşı’nda:
Garbın âfâkını
sarmışsa çelik zırhlı duvar
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
mısraları ile bu hakikati belirtir. Çelik zırhlara karşı imân!
Gerçekten Türkiye İstiklâl Savaşı'nı maddî gücü ile değil, mânevî gücü ile kazanmıştır. Mânevî güce dayanmayan maddî güç başarı kazanamaz. Makineyi kullanan insandır. İnsan eğer ümitsiz, korkak ve inançsız ise makineyi bırakır kaçar. Buna karşılık Türk İstiklâl Savaşı'nda görüldüğü gibi, mânevî güç, bütün milleti, köy kadınına kadar seferber eder.
Bir milletin mânevî gücü ve hayat felsefesi, onun kullandığı dil ile ifade edilen kültür eserlerinde tecelli eder. Elle tutulmayan manevî değerler dil ve kültür eserleriyle nesilden nesile aktarılır. Üzerinde düşünmeyen kimseler için kelimeler ses ve işaretlerden ibarettir. Fakat o işaretler, içinden elektrik akımı geçen tellere benzerler. Tel koptu mu veya arızalandı mı elektrik akımı kesilir, ampul söner ve ev karanlığa gömülür. Kelimelere bağlı olan duygu ve düşünceler için de durum aynıdır.
Sadece İstiklal Marşı’nı ele alınız. Türk milletinin İstiklâl Savaşında uğruna savaştığı temel kıymetleri yüksek bir heyecan tonu ile ifade eden bu şiirde, Dil Kurumcuların tasfiye etmeye çalıştığı “hilal, celal, helal, hak, istiklal, millet, hürriyet…” gibi kelimeler vardır. Bu kelimeleri yeni nesillere öğretmez veya uydurma kelimelerle değiştirmeye kalkarsanız, bu şiirin içinde saklı olan mânevî gücü anlatamazsınız.
İstiklal Marşı’nın yanı sıra daha yüzlerce eser ve bunlarda duygu ve düşünce akımını sağlayan binlerce kelime vardır. Dili tasfiye edenler, kelimeleri sadece ses ve taşıdığı işaretten ibaret sanmışlar, onun içinde taşıdığı mânevî gücü görmemişlerdir. Mânevî güç Mevlânâ’nın Mesnevi'sinde söylediği gibi gözle görülmez, onu görmek için göz ve kulak da kâfi değildir.
Sırr-ı men ez-nâle-i
men dûr nist
Lik çeşm u güş-râ ân nûr nist
Türkiye’de dili, ifade ettiği muhtevadan ayıranlar, millî kültüre bilerek veya bilmeyerek büyük zarar vermişlerdir. Nesiller arasında duygu ve düşünce akımının kesilmesi bize çok pahalıya mal olmuştur. Fakat yeniden bu akımı tesis mümkündür. Bunun çarelerini araştıralım.