İlmin bu konuda ortaya koyduğu ölçü ve hadler bellidir. Dil fertlerin dışında ve üstünde, objektif, içtimaî bir varlıktır. Kaideleri kimsenin keyfine, şahsî takdirine göre teşekkül etmiş değildir. İlmin, kanunlarını, kaidelerini, varlık şartlarını, işleyiş ve gelişme istikametlerini ortaya koyduğu ve imkânlarını belirttiği bir müessese üzerinde, keyfe ve hususi maksadlara göre teklif ve tercihlerde bulunmak, kimsenin hakkı ve haddi olmamak gerekir.
İlim, Türkçe için, hiçbir bakımdan "öztürkçecilik" diye
bir istikamet göstermemekte, böyle bir ameliyat zaruretinden bahsetmemektedir. "Öztürkçeci" geçinen
uydurmacılar da dikkat edilirse; kendi sakat tutumlarının müdâfaasını "ilim
böyle emrediyor" diye yapmıyorlar. "Biz devrimciyiz;
yaptık oldu, yaparız olur!" demagojisi içindedirler. İlme karşı
siperleri "devrimcilik"tir.
Tarihî kökler dediğimiz millî hayat damarlarımızı kesmek ve tarihten kopmak
arzularını ise zaten saklamıyorlar. Onlara göre "Millî
Kültür", akıllarına estiği gibi, "İcat
edilebilecek" bir şeydir. "Millet" dediğimiz
ise iktisâdî temeller ve kıskançlıklar etrafında toplanmış bir "halk" veya "halklar" topluluğudur!
Nesiller arası anlaşmazlık ve kültür kopukluğu bizim için ne ölçüde vahim bir
durum, bir endişe ve ıstırap kaynağı ise, onlar için o ölçüde sevindirici bir
haldir, başarılarını gösteren bir sonuçtur. Bu kadar saçma, bu kadar akıl dışı
bir yolda ısrar etmelerinin belki de en mühim sebebi böyle bir neticeye
ulaşabilmektir.
Bu itibarla, bu kişileri ilimle, mantıkla, selim akılla ikna etmenin, târih,
millî kültür, millî fayda, milliyetçilik diyerek yola getirmenin imkânı yoktur.
Bunlar kökü içerde ve dışarda birtakım organizasyonlarla birbirlerini "ödüllendiren" çıkar
topluluklarıdır. Meslekleri millî kültür yıkıcılığıdır. Geçimleri bu yoldandır.
Devrim sıtmasına tutulmuş, her şeyi ile sığ bir grup "aydını" da
peşlerine takmış olarak "öztürkçe" satarlar, cahili,
gafili, kaygısızı, moda düşkünü ve renksizi hep bir arada sebeplenirler.
Milliyetçilerin ilmî ve millî mücadelesi, bunları ikna etmek için değil, iyi
niyetli fakat hakkıyle gelişmemiş aydınları, yeni yetişen çocuklarımızı ve
gençlerimizi bu kültür bozukluğundan korumaktadır. Propagandanın şiddetli
tesirinde kalan siyaset ve idare adamlarımızı, devlet sorumlularını da bunların
maalesef yaygın olan fena tesirlerinden kurtarmaya çalışıyoruz.