Çitsiz Üzüm Bağı

Ahmet Kabaklı 09.01.2012 3584

T
anınmış gazetelerimizden biri, tâ manşetinde acı bir haber gibi: 

"-Boğaz Köprüsü Îhale Oldu" diye yazıyor. İlk duygunuz üzüntüdür:

“-Acaba Boğaz Köprüsü'nün başına bir hal mi geldi?-“ diye ürperiyorsunuz. Sonra Boğaz Köprüsünün henüz yapılmamış olduğu için bir kazaya uğraması imkânı olmadığını düşünüp ferahlıyorsunuz.

 

Aslında kaza, köprünün başına değil, Türkçenin başına gelmiştir. Olanlar dilimize olmuştur. Gazeteci arkadaş:

 

"-Boğaz Köprüsü Îhale Edildi veya Edilecek- yazacağı yerde kestirmeye getirip " İhale oldu! deyivermiştir. Sırf gazeteci dilinde mi? Resmî ve edebi dilde de hergün Türkçeye kıyılmaktadır.

 

Yeni imlâ buyrultusuna göre artık "kalb” ile "kalp"ı, "kar" ile "kâr" ı ayırt edemeyeceğiz. Fransızca "honneur" dan Türkçeye "izzetinefis" mânasiyle ve "onur" şeklinde 150 yıl kadar önce girmiş olan kelime, Dil Kurumunun fetvasıyla "şeref" yerine kullanılmaktadır.

 

"Cumhurbaşkanı şerefine bir yemek verildi" yerine "Cumhurbaşkanı onuruna…"denilecektir.

 

"İzlemek" nedir? Takib etmek mi, peşinden gitmek mi, kovalamak mı, seyretmek mi, dinlemek mi? Askerî dilimizde "gizli düşmanı sabırla arayarak bulmak” avcı sözlüğünde "av hayvanının peşinden onu ürkütmeden gitmek" mânâlarına kullanılan bu sözü mal bulmuş mağribi gibi yedi-sekiz yere birden sokuyorlar:

 

Konferansı izlemek (dinlemek) piyesi izlemek (seyretmek) hırsızı izlemek (kovalamak) kaybolan şapkayı izlemek (aramak) bir yazarı izlemek (onun yazılarını okumak) Atatürk’ü izlemek (onun yolunda olmak). Bütün bunlar niçin? Altı kelimenin ince mânâ farklarını (nüanslarını) yok ederek, hepsini tek kelime ile ifade etmek neden?

 

Dil barbarlığı, kelime kıyımcılığı ile "esperanto" yapmak için mi? Şunu herkes bilir ki, dilde zenginlik demek, nüans kelimeler bolluğu demektir. “Yürek, kalb, sine" Türkçede aşağı yukarı aynı mânâlara gelir ama aralarında nüans vardır. "Yüreksiz, gönülsüz, kalbsiz" kavramları arasındaki umman kadar farkı bir düşünün.

 

"Şeref ve onur ".. Biri Arapça, öteki Frenkçe ama ikisi de dilimize yerleşmiş. Herkes biliyor: "Onurlu adam" başka, "şerefli adam" başka. O halde bunlar aralarında nüans belirmiş iki kelimedir. Sen ne hakla birini Türkçeden atmaya kalkar, ötekine de halkın verdiğinden ayrı Fransızca bir mânâ bildirirsin? Sen, Türkçeyi korumaya, sevdirmeye, düzeltmeye, yaşatmaya, görevli kurum, bunu yaptınmıydı, el oğlu da çıkar "ihale oldu " yazar; "aniden" (ansızın, ani olarak) yazar, “taşıt aracı " (taşıt) yazar.

 

Daha misal mi ararsınız? Bilir bilmez her dilde, her kalemde bir "bunalım" dır gidiyor? Ne demek “bunalım”? Türkçe "bunalmak" fiilinden yapılmış, iyi hoş. Ama mânâsı ne? Kişinin (bir insanın) çok sıkılması, canından bezmesi, dünyayı kara görmesi. Bu olsa olsa Fransızca hem psikoloji, hem şiir terimi olan "angoisse" karşılığı olabilir ki iyidir, gereklidir de.

 

Fakat bir kere bu kelimeyi yaptık ya, durur muyuz? Hemen Türkçesi "buhran" kelimesini atıp bunalımı her yere sokuşturuyoruz: Oysa "buhran" Fransızca "kriz" karşılığıdır. Bunalımın ferdî mânâsına karşılık "buhran" bir toplulukta, bir kavramda bunalış, sıkıntı demek olur. Nitekim:

"Ortadoğu bunalımı" değil "Ortadoğu buhranı", "iktisadî bunalım" değil "iktisadî buhran" demek gerekir. Nasıl ki "ruh buhranı", "sinir buhranı" yerine de "ruh veya sinir bunalımı geçiriyor" demek daha doğru olursa...

 

Görülüyor ki zavallı Türkçemiz sahipsiz, bekçisiz, herkesin girip bozduğu çitsiz üzüm bağına dönmüştür. Korusun diye "mütevelli" yaptıklarımız, sürüsüne kurt sokan çoban gibi onu yedirmiş, çiğnetmiş ve bile bile telef etmişlerdir. Türkçeyi kendi elleriyle bozanlar, elbette daha beter bozanlara ses çıkaramaz, laf dinletemezler. Hattâ el altından bozgunculuğu teşvik ederler.

 

Kurtuluş yolu: hemen bir "Dil Akademisi " kurarak, Türkçenin bakımını sağlamak, düzenini, üslûbunu kurtarmaktır.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…