Çağdışı Uydurukça

İ.Semahaddin Cem 02.03.2010 3152

B
iyolojik, jeolojik, kimyasal, fiziksel, astronomik, ekonomik, teknik, endüstriyel, siyantifik, komersiyâl, politik, tarihsel, coğrafyasal, sosyal, toplumsal, soysal, finansiyâl, parasal, hesapsal, geleneksel, kırsal, insansal, kitapsal, örneğin, özetle bilimsel ya da sanatsal ve de anlamsal varsayımların usavurmalı tasımlaması nedeniyle, nedensellik içinde nasılsal ve niçinsel nedenlerin bilinçsiz, anlaksız uzay araç ve gereçleri yönünden özel amaçlar götürgenliğiyle..!"

  İşte zevkiselim ve aklıselim sahibi Türk milletinin, bizim mensubu olduğumuz aziz milletin güzel, edebî, hârika lisaniyle canavarca, âdice, kepazece, mel'unca alay ederek Türkçemizi mahvetmek isteyen hâin insanların (sözlük)ünden derlenmiş kelimelerle yaptığımız bir fecî cümleyi okuyucuların nazarlarına ibret ve ıztırapla sunuyoruz. Yıllarca önce, bundan asgarî yirmi beş sene evvel, Türk lisanı üzerine yapmağa başladığımız mücadeleler, kavga ve münakaşaların hedef ve gayesi, Türkçemizi bu şekilde, böyle bir "piçlik" ve "pislik"ten kurtarmak içindi.

  Türkçeyi imha ve katletmeğe cür'et ve cesaret edenler, belki kırk sene önce, şöyle bir parola ile yola çıkmışlardı: Türkçeye giren ve İslâm medeniyeti içinde asırlardır kullanılan Arapça ve Farsça kelimeler atılacak, yerlerine Frenkçeleri konulacak veya uydurulacak; bu arada Moğolcadan da kelimeler ve ‘-tay’ gibi ekler derlenecek.

  Bugün “uydurukçacılar” ve uydurukçayı kullananlar bile birçok kelimelerin mânâ ve medlullerini karıştırmaktadırlar. Meselâ “görev ve ödev” uydurukçaları, birbirinin yerine kaim olmak üzere (vazife) ve (hizmet) yerine gelişigüzel kullanılmaktadır. Hulâsa, bir kör döğüşü içinde Türkçemiz yaralanıyor, parçalanıyor, yıkılıyor.

  Fransa’da doktorasını yapmış yüksek matematik profesörlerinden bir dostum verdiği bir konferansta Türkiye’deki dil faciasına da temas etmiş, bugün bu dil katliâmı yüzünden genç mühendis ve mimarların muhayyele ve müfekkirelerinde tâbirlerin mefhumu ve geniş riyaziye ihatası olmadığından Türk mekteplerinden milletlerarası seviyede mimar ve mühendis yetişemiyeceğini esefle belirtmişti.

  Bir millet, dilini, tarihî cereyan içindeki yüksek edebî hars ile yoğurulmuş lisanını kaybetmeğe başlarsa her şeyini, her şeyini kaybeder. Zaten “komünistlerin” ve “anarşistlerin” gayesi, nüfûz edebildikleri milletlere dil, millet, din yokluğu neticesinde vatanlarını kaybettirmek değil midir?

  Pek Zavallıca!..

Uydurukça ile yabancı dillerden sözde tercüme edilen eserlerin dili pek zavallıcadır. Türkiye’mizde bugün tercüme edebiyatı da kalmamıştır. Genç nesiller Fransız, İngiliz, Alman gibi yabancı milletlerin edebiyatlarını yufka yabancı dilleri sayesinde az çok bildikleri halde Türk edebiyatını gayet sathî, gayet zayıf, yok denecek kadar hafif bilmekte veya hiç bilmemektedirler. Çünki Türkçeleri son derecede zayıftır; zira bildikleri dil, bir iki bin kelime Türkçe dışında tamamen uydurukçadır. Uydurukça ise, köksüz, zevksiz, temelsiz, gramersiz, mantıksız, milliyetsiz, iptidaî bir kelimeler yığınıdır. Bununla şiir ve edebiyat yapılabilir mi?

  Vaktiyle bir Türk, Orta Avrupa’dan tâ Asya içlerine kadar seyahati sırasında her menzilde, her beldede Türkçeyi rahatlık ve serbestlikle konuşur, maksadını ve meramını kolaylıkla anlatabilirdi. Türk birliği, sâdece bir arazi birliğinden ibaret olmayıp, din, milliyet, tarih, hars ve lisan birliğini de ihtiva ederdi. Zaten, zamanla parçalanmış olan bu ülkü ve ülke birliği, bugün Türk ırkının her yerde konuştuğu dil “Türkçe”nin birtakım devrimci azınlık ve bir avuç devrimbaz yobazın kötü müdahale ve tasarrufları yüzünden, büsbütün dağılma tehlikesi içine itilmiştir.

  Türkçeye bu tarzda ihanet ve hıyanet edenler, Türk milletine ve onun istikbâline ihanet ve hıyanet etmektedirler. Bu apaçık bir “dil sömürücülüğü” ve “dil bolşevizmidir”. Millî mefharetlerin, millî irfan, hars ve hasletlerin inkârına, ilmî, medenî ve millî lisânın inkârı neticesinde düşülür.

  Bir milletin güzel, edebî, ilmî, tarihî, köklü ve seviyeli, zengin, zarif ve kibar millî dili o milletin millî vakar ve itibârıdır. Bu millî vakar ve itibârı kaybetmemek için her uydurukçacı devrimbaz ile, yediden yetmişe kadar, mücadele etmeli, güzel Türkçeyi millet katillerinin merhametsiz ellerinden ve insafsız kalemlerinden mutlaka ve behemehal kurtarmalıdır. Güzel Türk lisânına çektirilen ıztırap, eziyet ve işkenceler artık sona erdirilmelidir.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
D Zahid Demir - Siyaset Bilimci ünyanın en önemli bilim tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in lisan ve alfabe üzerinde çok önemli tespitleri bulunmaktadır. Mesela günümüzde Türklerin…
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
Türk Dili
"D" HARFİ DÜŞMANLIĞI
E debî, zengin lisanımızı uyduruk dile çevirenler, isimlerimizde de tahribat yaptı. Mesela, sonu “d” harfi ile biten isimler, “t” sesi ile yazılıp okunmaya başlandı. Böylece başta Peygamberimizin…
Türk Dili
LİSANIMIZDAKİ AHLÂKÎ - MANEVÎ DEĞERLER DE BOZULUYOR!
A na dilimiz Türkçe üzerinde sinsi oyunlar, tahribatlar hızla devam ediyor. Manevî ve ahlâkî değerlerimizi ifade eden kelimeler kasten değiştiriliyor, yerlerine aynı mânâya gelmeyen, anlaşılmayan…
Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…