Bir İngiliz Lisan Âlimi'nin Düşünceleri

Ahmed Halil 23.01.2010 3251
B

undan bir müddet evvel “İngiliz Asya Cemiyeti Gazetesi”nde  H. C. Hony tarafından neşredilen ve “İş” mecmuasının 80 inci sayısında çıkan bir yazı, muhitimizde çok yakın bir alâka uyandırmıştı. Fikir hayatımızı günü gününe takip ettiği anlaşılan İngiliz âlimi birçok metinler zikretmekle söze başlıyor. Bunlardan iki numune seçelim:

  “Siyasî organlaşma... Anayasaya göre yasama görevi, yürütme görevi ve yargı erki vardır ve memur kamu hizmetinin aktif unsurudur.(İzahlı Anayasadan),  yahut : Bu bağlaç yadsılı bir unsur olduğundan şu gibi hallerde olumsuz cümlelerdeki fiilin olumlu kalmasını  gerekli kılar.”

   Bu gibi metinlerden sonra şu soruyu soruyor : “Allah aşkına bu sözler Türkçe midir? Bu lisana Türkçe demeğe dilim varmıyor. Hele şu erk kelimesine ne buyurulur? Tam erkek bir millet olan Türklerin dilinde bu mefhum için münasip bir kelime bulunmadığını aklım almaz.”

   “İngilizceyi dünyadaki lisanların belki en zengini olduğu için her İngilizce kelimenin karşılığını çok zengin olan Osmanlı Tükçesi’nde bile bulmak müşküldür. Fakat Türkçedeki kelimeleri ‘öz’, ‘üvey’ diye ikiye ayırdıktan sonra bu büsbütün imkânsız bir hale gelmiştir. Bu sebeple ben ‘Kurumcuların’ Türkçeden kovmak istedikleri kelimelerin çoğunu kullanmak mecburiyetindeyim”

   Meselâ: “print” kelimesini “tab'etmek”  ile tercüme etmeğe mecburum, çünkü “basmak” pek çok manalara gelir. Halbuki “print” in bir manası vardır. Keza “war”u “harb” ile tecrüme etmem lâzımdır; çünkü “savaş” muhakkak silâh kullanma ve kan dökmeyi icab ettirmez, halbuki “war” da bu manalar mündemiçtir. “Translate”e karşılık olarak “tercüme etmek” kelimesini koymağa mecburum, çünkü çevirmek pek çok başka manalara da gelir, halbuki “translate”in bir tek manası vardır. Keza “Speech” yerine “nutuk” kelimesini kullanmağa mecburum. Çünkü gene uydurma bir kelime olan “söylev”in yerine bazen kullanılan “demeç” aynı zamanda “interviev – mülakat” ve “address – hitabe” manalarına da gelişigüzel kullanılmaktadır.

   “Biz İngilizlerin lisanı, tıpkı siz Türklerin lisanı gibi inkişaf etmiştir. Yani erkek, fakat işlenmemiş basit bir dil olan anglo-saksonca, kendilerinden kültürümüzü ve medeniyetimizi aldığımız milletlerin lisanlarından, asırlar boyunca binlerce ve binlerce kelime alarak onları kendine mal etmiş ve bugünkü zengin ve her mefhumu, kolayca ifade edebilir İngilizceyi meydana getirmiştir.”

   Şimdi bir itiraz: Türkçenin durumu hakkında bir yabancı ne hakla bir fikir ileri sürebilir? H. C. Hony böyle bir mütalâa serdeden Zeki Cemal isminde bir muharrirden bahsediyor. Bir yerde bu yazar şöyle demiş :

 “Bizim öz Türkçemiz var. Boş yere yorulmayalım. Bizim bu yolda harcadığımız emeklerin manasını bizden olmayana anlatamayız. Onu yalnız Türkler bilirler. Ben bilirim ki, Orta Asya'dan gelip Anadolu yaylasında çadır kuran büyük dedemin dilinde benim bütün bir geçmişimin mirası vardır. Bunu siz de bilirsiniz ve  eğer bizdense  o da bilir. Fakat gayrisi hayır.”

  Böyle bir mütalâa her kültür dili için bahis mevzuu olsa dünya dillerinin hali nice olur? H. C. Hony diyor ki:

 “  Ben de bu muharrir gibi düşünerek; İngiliz adalarına Milâdın 449. senesinde ayak basmış olan atalarım Hengist ve Horsa'nın kullandığı dile sadık kalalım, öz İngilizceye dönelim diyecek olsam , asırlardan beri başka lisanlardan on binlerce kelime alarak zengin ve işlenmiş bir hale gelen bugünkü İngilizcenin hali nice olur? Medenî lisanlar için ‘öz dil’ diye bir şey yoktur ve her millet böyle bir boş hevese kapılarak kendi mazisinin mirasını inkâra kalkar ve kendi işlenmiş dilini terkederse, hepimiz toptan kabile hayatına  döneriz.”

   Hulâsa, her türlü lisaniyat ve filoloji hakikatlerini çiğneyerek yapılan dil müdahaleleri, güzel Türkçe için estetik bakımdan da zararlı oluyor. Dilimize tamamıyla hâkim olan bir İngiliz muharririnin bu noktaya dikkatimizi çekişi pek manalıdır:

 “Türkçe ahenkli ve güzel bir lisandır. Başka lisanlardan kelime alırken sert ve çirkin sesleri yumuşatıp değiştirerek kulağa hoş gelir bir hale sokmuştur. Halbuki yeni bulunan, diriltilen veya uydurulan kelimeler hemen daima mükemmel bir tenafür örneğidir. ‘İlk mekteb, dahiliye, hariciye, hâkim, celse, tabiiyet...’ gibi kelimeler için kabul edilen ‘ilk okul, iç işleri, dış işleri, yargıç, oturum, uyrukluk...’ kelimelerini kulaklarım tırmalanmadan ve tüylerim ürpermeden dinlemek ve kullanmak benim için imkânsızdır. Zevki selim sahibi Türklerin bu hususta ne düşündüklerini  öğrenmek  isterdim.”

 


İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…