Beyaz Türkçe

Cüneyd Harputlu 28.02.2021 1709
İ

stanbul’a iki gün sis çökünce hayat hatırı sayılır çapta sekteye uğradı ve birçok trafik kazası oldu. Ya senelerden beri lisanımızın üstüne oturmuş sise ne demeli? Öle bir sis ki kendi varlığından da çıkarak baca kurumu, berbat bir çamur gibi Türkçeyi altına almış boğup durmakta.

Bir, beş, on değil; Türkçe elli senedir Haliç’in burun düşüren çamurundan daha bayağı olan bu sisin altında yaşama mücadelesi vermektedir.

Sis imajı ile anlatmak istediğimiz uydurma dildir. Yani; meselenin şu derin, geniş ve mânâ yüklü meselenin yerini almak isteyen “sorun” berraklığını ciğerlerimize kadar çektiğimiz hür ve hürriyet mefhumlarına amansız düşman “özgür” ve “özgünlük”, asil ve abidevî medeniyet fikrinin garıltılı, gurultulu takipçisi “uygarlık”, tek başına dilde zenginlik ifade eden sebep kelimesine neden musallat olduğu malûm “neden”, insan olmanın ilk şartı fikir servetini kırk haramiler misali talan etmeye niyeti “düşün”, insanın geride bıraktığı ömründen parçaları hâleleyen hâtıranın paraziti sığ ve kuru “anı” ve millet yerine “ulus”, hakim yerine “yargıç”, imtihan yerine “sınav”, kelimeye mukabil “sözcük”, vs. vs. vs.

Türkçenin bunlar ve benzeri yüzlerce kelime ile başı derttedir.

Bu kelimeleri kullananlar türlü türlüdür… İdeolojisi icabı ırkçı ve yobaz bir tutumla münhasıran uydurma kelimeleri tercih ederler. Bunlar din, tarih, medeniyet, ilim ve kültürümüzle bütün alâkalarımızı koparmak ve kızıl hayat tarzını hakim kılmak isteyenlerdir… Hiçbir şeyin farkında olmadan masumane veya aptalcasına köksüz kelimeleri geveleyenler. Sol ile güya köprü kurmak için onlarla ağız birliği eden tavizkârlar. Ve züppeler. Muhtevasız ve hiçbir şey olmadıklarını gizlemek için uydurmacanın arkasına saklanan etiketliler…

Oysa dil yaşayan bir varlıktır ve samimiliğin ta kendisidir. Yukarıda sınıflandırdığımız zümrelerden hangisi olursa olsun samimi olduklarında; yani acılı, öfkeli ve sevinçli anlarında sun’i bir ağızla konuşamazlar. Muhatabına “olanaklı”, “koşullu”, “özverili”, “içerik”li kelimelerden kurulmuş cümlelerle bağıran bir insan sadece gülünç ve ortaoyuncusu olur.

Zaten o an bölebir uslûp aklına gelmez. Veya yakınını kaybeden gönlü kırık biri nasıl olur da “yaşım”, “anı”, “bellek” kelimeleri ile gözyaşı döker. Eğer böyle bir şey yapmaya kalkarsa ölü evi bir tiyatro sahnesine döner.

Türkçeye sahip çıkmalıyız.

Türkçe dört bir yandan kuşatılmıştır. Uydurukça bir düşman, lâtince, Fransızca, İngilizce vs. Avrupa dilleri –ki aşağılık hissi ve en koyu cehaleti bu kelimeleri vitrin ve tabelâlarına, firmalarına yakıştıranlarda görüyoruz– bir düşman, argo bir düşman…

Bu düşmanların sülük gibi kanını emerek bir lisan yerine geriye onun iskeletini bırakmaları yüzünden Türkçe fakirleşmiştir. Böyle bir Türkçe ile eser doğar mı?

Belinin tâ orta yerinden kırılmış bugünkü Türkçe ile asırlara dayanacak ve milyonların elinden geçecek eser verilmesi muhal olmasa bile hemen hemen imkânsızdır. Yıllar boyu tonlarca kâğıt harcanır, binlerce kitap çıkar ama eser nerede? Ciddi, kurşun gibi ağır, billur gibi akıcı eserler… Bu eserler ancak Türkçe ustalarının kaleminden çıkabilir. Peki, bu Türkçe ustaları nasıl yetişecek; bu kitapçıklarla mı? Fasit daire bu değilse nedir?

Devlet meselenin özüne eğilmelidir; demiyorum; meselenin kendisine ait olduğunu bunun ekonomiden bin kat daha büyük ehemmiyet taşıdığının şuuruna varmalıdır.

Neler yapılabilir?

Neler yapılamaz ki!

Evvelâ ve acilen ders kitaplarının Türkçesi ıslah edilir, TRT’ye Kıbrıs’ın, Bulgaristan’ın Türkiye için “sorun” değil “mesele” olduğu öğretilir, Türkçeyi aslına, yapısına sadık kalarak kullanan yazarlar desteklenir. Binlerce senelik mevcudiyetimiz ve bin yıllık Anadolu coğrafyamızdan fışkırıp gelişen imparatorluk dilinden doğmuş millî Türkçe zenginleştirilir, geliştirilir, özendirilir; ortak ve seviyeli konuşma uslûbumuz ortaya konur.

Zaman geriye doğru değil ileriye akar. Üç asır önceki lisanı bugün yaşatalım demiyoruz. Ancak, Türkçe her çeyrek asırda bir zelzele görmemeli, aralarında çok değil on yaş olan insanlar konuşurken bir diğerini anlamaz durumlara düşmemelidir.

Ne argo, ne uydurma dil kültür istilâsını göğüsleyemez. Vatandaşa seviye kazandıracak, onu tefekkür deryasından nasiplendirecek ve kültür istilâsından koruyacak millî ve beyaz Türkçedir.

Argonun, uydurmacanın, Frenkçenin çamuruna bulamamış beyaz Türkçe Türkiye’nin ve bütün Türklerin ortak dili olmalıdır. Böyle bir Türkçe sadece mekanik bir yapıya sahip değildir. Onda gönülden gelen titreşimler bulunur.

 

 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…