Beş Bin Kelimeyle Eğitim, Yetmiş Bin Kelimeyle Eğitim

Yavuz Bülent Bâkiler 10.06.2016 3557
B
iz, kelimelerle düşünürüz. Kelimelerle konuşuruz. Çok güzel bir deyimimiz var: Ayağını yorganına göre uzatmak. Bu deyimi dilimiz için kullanırsak şöyle bir benzetme yapmış oluruz: Bu deyimdeki yorgan; bildiğimiz, kullandığımız kelime sayımızdır, yani dil dağarcığımızdır. Ayak ise meramımızdır. Yani herkes meramını, istediklerini, düşündüklerini, ancak bildiği, benimsediği, sevdiği kelimelerle anlatır, yazar. Yorgan kısa olduğu zaman ayak ya karına doğru çekilir veya açıkta kalır. 

Konuşmada ve yazmada da böyle. Kelime dağarcığımız yeteri kadar zengin değilse, ifadede tökezlemeler başlar. İkide bir tekrarlanan "şey" kelimesi, yani, falan, filân tekrarları, “aaa” ve “ııı” çirkinliği, bizi çıkmazlara sokar. Bu kelime noksanlığı, yazıda daha çok acısını hissettirir. Bizi gülünç duruma düşürür. Okuyucuyu öfkelendirir. 

Öğretmenlerimizin yani Milli Eğitimimizin vazifesi, bilmekten ve bildirmekten, öğrenmekten ve öğretmekten korkmamak olmalıdır. Biz öğrenmekten ve öğretmekten korkan nesiller yetiştiriyoruz. Öğrenmemekle övünen nesiller, artık Afrika topluluklarında bile kalmadı. Dil konusunda öğrenmekten ve öğretmekten korktuğumuz kelimeler, soyumuzun-sopumuzun bin yıldan beri konuşa konuşa ruhuna sindirdiği, sevdiği kelimelerdir. 

Bildiğiniz gibi, "kelime" Arapça asıllıdır ama, tamamen Türkçeleşmiştir. Kelime, dağdaki çobandan Çankaya'daki cumhurbaşkanına kadar, herkesin bildiği, tanıdığı, sevdiği bir güzel dost. Hal böyle iken onu Arapça asıllıdır diye kapı dışarı edip, yerine sözcük diye bir cüce koymak neden? 

Bizim eskiden küçülttüğümüz, çıtı pıtı bir güzellik haline soktuğumuz bir kelimemiz, bir kelimeciğimiz vardı. Bir umut kapısından duyacağımız bir kelimecik bile, yüreğimize su serperdi. Bazı ümitsiz hallerde öğretmenimizden, doktorumuzdan, idarecilerimizden, sevgilimizden bir tek "kelimecik" duymak için can atardık. "Bana bir tek kelimecik olsun söyle yeter!" derdik. 

Şimdi şu "sözcük" kabadayısı, "kelimeyi" de "kelimeciği" de tepeleyip geçmek istiyor. Artık "Bir kelimecik" diyemiyoruz, diyemiyorsunuz. Haklıyız da "Bir sözcükçük" nasıl diyebiliriz? Bu budamalardan dilimiz, edebiyatımız ne kazanıyor? Yorganımızı neden küçültüp duruyoruz. Bir elif gibi rahat ve güzel, boylu poslu uzanmak varken, bir virgül gibi, bir soru işareti gibi kıvrılıp kalmak, tortop olup küçülmek neden? 

Şimdi acaba bizim Milli Eğitim Bakanlığımız, çocuklarımızı kaç bin kelimeyle okutup yazdırıyor? Bu çok mühim. Yorganımızın boyu acaba ne kadar? 

Selçuk Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Nuri Köstüklü Beyefendi'nin Sosyal Bilimler ve Tarih Öğretimi isimli eserinin 198. sayfasındaki tespitler çok dehşet verici. Bu ilmi araştırmadan öğreniyoruz ki Türkiye'deki ders kitaplarında, ortalama 5000 kelime var. 

Acaba Avrupa ve Amerika okullarında okuyan çocukların ders kitaplarında kaç kelime yer alıyor? Şu rakamları lütfen unutmayın: Amerika'da ilköğretim okullarının ders kitaplarında 71.681 kelime var. Almanya'da 70.400 kelime, Japonya'da 44.224 kelime, İtalya'da 30.193 kelime, Suudi Arabistan'da 12.579 kelime, ders kitaplarına renk katmış. 

Anneler! Babalar! Sevgili öğretmenler! Biz çocuklarımızı 5.000 kelimeyle okutuyoruz. Batı dünyası 70.000 kelimeyle.... Çocuklarımız da bu 5.000 kelimenin bin kelimesiyle konuşup yazıyorlar. Bin kelimeyle edebiyat mı yapılır? Şiir mi yazılır? Honoré de Balzac diyor ki: "Millet, edebiyatı olan topluluktur."

Bin kelimeyle hangi eser okunur? Hangi eser anlaşılır? "Çocuklarımız aman İngilizce öğrensin" diyorsunuz. Bin kelimelik bir cüce Türkçe ile, zengin bir İngilizce karşısına çıkacak olan çocuklarımızın, yarınki Türkiye'yi hangi çıkmazlara sokacaklarını düşündünüz mü hiç? 
Sömürge valilerinin ve idarecilerinin kafalarıyla yetişenler, Türkiye'yi aydınlıklara taşıyamazlar. Milletimiz, zengin bir Türkçe ile düşünen, konuşan, yazan, bilgi çağını yakalayan ilim, fikir, sanat ve siyaset öncülerine muhtaç. Bu da 70.000 kelimelik bir Türkçe ile eğitimden geçer. 

Doğru! Çok doğru! 

Bu konuda Namık Kemal'in iddiası da tamamen ilmî esaslara bağlı. Namık Kemal diyor ki: "Bir insanın zekası, bildiği kelime sayısıyla orantılıdır. Bir insan ne kadar çok kelime bilirse zekâsını o nisbette iyi kullanır. Söylenenleri anlamakta, meramını ifade etmekte zorluk çekmez. Bir insanın kelime hazinesi zayıfsa, önüne konulan bir kitabı kavrayamaz. İlmi araştırmalarda bulunmaz. Ortaya ilmi ve edebi eserler koyamaz." 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…