Beş Adam Bir Yazar Oldu

C. Yakup Şimşek 21.06.2022 939
H

epsi “yazar” oldu: “edîb, muharrir, musannif, müellif, münşî.” TDK’nin marifeti, birilerinin geçmişe muhalefeti, devletin kuvveti, cahillerin daveti, gafillerin “evet”i… sayesinde… Bugün “edîb” kelimesi –bazı vatandaşların nüfus kayıtları dışında– hiçbir resmî metinde yok. Edebiyat ve Türkçe ders kitaplarında bile… Tabii ki “muharrir / müellif / musannif / münşî” gibi kelimeler de… Artık “edîb / muharrir / müellif / musannif / münşî” kalmadı, bunların tamamı “yazar” oldu.

Birisi biraz farklı isimlendirilmişti: “Münşî” kelimesine TDK “yazar” değil “düzyazar” demişti. Şimdi onun da “düz”ünü düzlediler. “Edebiyatla uğraşan, edebî eser veren kimse”lere de “yazar” deniyor, “gazete köşe yazıları kaleme alan”lara da… Son yıllarda “şair” yerine bile “yazar” diyenleri sık sık görüyoruz.

Hele gençler arasında… (Bu cehaleti, yukarıda binlercesinden yalnızca bir tanesine işaret ettiğim “kelime değiştirme” çılgınlığı doğurup besliyor. “Türkçeye sahip çıkalım…” gibi muğlak, muallak ve yuvarlak sloganları dillerinden düşürmeyenler! Bu mesele sizin kafanızı hiç yordu mu? Sizin böyle bir derdiniz oldu mu?…)  

Halbuki TDK’den önce “muharrir” ile “müellif” ve “musannif” aynı şeyler değildi. Mesela “musannif” kelimesi Kaamûs-i Türkî’deki izaha göre “kitab te’lif ve tahrir ve cem ve telfik eden” demekti. “Müellif” de benzer bir kelimeydi. “Muharrir” ise “1. Yazan, kâtip, müstensih. 2. Kaleme alan, tahriren ya’ni yazı ile ifade ve ifhâm eden, münşi” manasında kullanılırdı.

TDK’miz bu işe el atınca “müellif” ve “musannif” kaldırılıp ikisinin de yerine “yazan” getirildi. “Muharrir” ve “edîb” kelimelerine ortak karşılık olarak hem “yazar” hem “yazman” dendi. Sonra “yazman” unvanı onlardan alınıp “kâtip”lere verildi. Böylece “muharrir”lerin de “edîb”lerin de ellerinde sadece “yazar” kaldı. Gelgelelim bu “yazar” kelimesine sonradan iki ortak daha geldi: “Musannif” ile “müellif” de kendilerine devlet tarafından tahsis edilen yuvanın (yazan) darlığı yüzünden “yazar” dairesinde “muharrir” ve “edîb”in yanına sığındılar.

Nitekim TDK 1978’in Özleştirme Kılavuzu’nda “yazar” kelimesini “muharrir, müellif, edîb” için karşılık göstererek genişletti. TDK’nin “müellif” ve “musannif”i ortadan kaldırmak için ortaya çıkardığı “yazan” kelimesi bugün TDK lügatlerinde ortadan kaldırılmış. Evet, bir zamanlar anlı şanlı “müellif” ve “musannif”lerle aynı sahneye çıkarılan meşhur “yazan” şimdi kayıp… (Ne kadar ayıp, ne kadar ayıp!..)

Eskiden dar olan –ama var olan- yuvanın yerinde bugün yeller esiyor. Peki, şimdi “müellif” ve “musannif” mefhumları hangi kelimede yaşayacak? “Ölsün mü, n’eylesin?..”  Kelimeyi ortadan kaldırdınız diyelim; peki, onun barındırdığı mânâ ortada mı kalacak? TDK’liler ne yapıp edip “edîb / muharrir / müellif / musannif / münşî” kelimelerini –Arapçadır diye– yok etmeye çalıştılar. Bazı lügatlerinde bu kelimeleri “eskimiş kelimeler”den bile saymadılar; Türkçede hiç olmamış, kullanılmamış gibi…

Mesela 1974’te çıkarttıkları Kitaplıkbilim Terimleri Sözlüğü’nde “muharrir” ve “musannif” kelimeleri o kitabın “Eski Terimler” listesinde bile yok. Sonunda “edîb / muharrir / müellif / musannif / münşî” gibi beş mefhum bir tek “yazar” potasında birbirine karışıp kayboldu… Yani beş kelime yerine bir tek kelime… Ya ne olacaktı?

Eğer öz Türkçeci olsaydım “hattat” yerine bir kelime uyduramamış olan TDK’ye kızardım. Bulamaz mıydı yani? Al eline “yaz-” kökünü, ona bir şeyler ekle, olsun bitsin. “Yazar, yazıcı, yazman, yazıt, yazım, yazın” şekilleri kullanılmış olduğu için başka bir şey bulmalı, Nurullah Ataç’ın “uza-yazar” (tarih-nüvist)” sözünü de geçelim. İşte buldum; uzyazar. Nasıl? “Uzman”ın güzel yazı (hüsnühat) yazan cinsi…

Ey TDK, artık kıymetimi bil, ayıp oluyor! Bak, senin Türkçeleştiremediğin kelimelere karşılık buluyorum. Daha önce de “ressam” için sizin adınıza ben karşılık bulmuştum; çizmen. Nurullah Ataç’ın “bedizci”sinden daha iyi değil miydi? Üstelik –kusura bakmayın ama– ben “uzyazar” diye bir harika salladım. Nurullah Ataç’ı bile solladım. Fakat –onun dediği gibi– “utku yırlamları söylemeğe kalkmıyorum.”

İşte Türkçe’nin “kurum”lu hâli: Beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on… kelime yerine bir kelime… Dile gaflet, dalalet, cehalet, felaket, rezalet, sefalet, zillet ve ölet… Uyuma ey millet! 


İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…