Ama, Arapça, Farsça denilen kelimeler atılırken, yerine yabancı dillerden birçok kelime alınıyor: “Mersi”ler , “Pardon”lar, “Diyalog”lar, “ Brifing”ler, çiğnenen “Çiklet”ler, içilen “ Kokteyl”ler.., sayılamayacak kadar çok!
Bir örnek
olarak "Aritmetik" kelimesine bakalım: Mekteplerde
ders diye okutulan, eskiden hesap, şimdi ise Aritmetik denilen bu kelime bize
Fransızca "Arithmetique- Aritmetik” ten (onlara da
Yunanca “Sayı” demek olan “Arittmon” kelimesinden
yahut Lâtince Arithmetica'dan) geçmiştir. Fakat, "Hesap” kelimesinin
karşılığı diye gösterilen "Aritmetik" kelimesini sadece bir ilim
dalına isim olarak aldığımıza göre, "Hesap" kelimesinin
kullanıldığı bunca tâbir, hattâ atasözü ne olacak?
Aşağıda vereceğimiz misâllerdeki "Hesap" kelimesinin
yerine "Aritmetik"i getirip oturtun, ne kadar gülünç
olacağı açıkça görülecektir, öyle ise, bir tek kelimeyi, hem de yabancı dilden,
mânâsı ile telâffuzu ile aynen alarak değiştirmek neye yarıyor? Zavallı "Hesab"ın
günahı ne?
"Hesap" kelimesinin kullanılışına gelince: Bir şeyi enine boyuna tedkik ettikten sonra işin içinden çıkamayınca, "Hesap ettim, kitap ettim, olmuyor” diyoruz. Her mânâda "Hesabı ödemek” de deriz. "Hesaplaşmak” ise, birisiyle aramızdaki bir anlaşmazlığı şu veya bu şekilde gidermeği istemektir.
"Hesabını görmek" yerine göre öldürmek mânâsına da gelir. "Hesaba çekmek” bir kimseden herhangi bir konuda izahat isteyip mesul tutmak; birinden hesap sormak da öyle. "Hesaba gelmek” uymak, uygun düşmek, sayılabilmek, sayılacak miktar veya sayıda olmak demektir. "Hesaplaşmak” borçlu olduğumuz parayı yahut başka bir şeyi vermek, bir anlaşmazlığı gidermek, bazan da meydan okumaktır. "Birinin hesabına hareket etmek” ise onun menfaati için iş görmek, onun arzusuna, iradesine uymak demektir.
"Hesabını bilmek” idareli olmak, parasını boş yere harcamamaktır. "Hesabını bilmemek” müsrif olmak, ne yaptığını, hangi imkânlara sahip olduğunu takdir edememektir. Bu mânâda, meselâ, "Hesapsız para harcıyor” deriz. Paranın nereden gelip nereye gittiğini bilmek için "Hesap tutmak, hesaba işlemek” sözlerini kullanırız. Parasını harcamaktan çekinen, çıkarını fazlaca düşünen, hasis kimseler için "Hesâbî, hesapçı, ince hesap ediyor”, birini tehdit için de: “Seninle görülecek hesabımız var” deriz.
"Hesap günü”, kıyamet günü mânâsına gelir. "Hesap işi” bir çeşit nakıştır. "Parmak hesabı” parmakları sayarak rakamları bulmaktır, şiirde de "Hece vezni” yerine kullanılır. "Hesap makinesi, Carî hesap, Ebcet hesabı, Zihnî hesap” sözlerini hemen herkes bilir, konuşur, yazar.
Bir iki deyiş veya atasözü ile yazımızı bitirmek istiyoruz: "Hesabımı gördüm, yüzüm ak çıktı. Hesabın büyüğü küçüğü olmaz, Ay aydın hesap belli, Yanlış hesap Bağdat’tan döner, Evdeki hesap çarşıya uymaz, Hesapsız kasap ya bıçak kırar ya masat”.
Bir kısım gençlerimiz "Hesapsız hareket ediyor.” diye niçin kızıyoruz? Onların kusuru değil ki! "Hesap" yerine "Aritmetik" öğrendiler. Dilimizin güzelliğine, zenginliğine, ifade kabiliyetine ettiğimiz kötülük “Hadsiz, hesapsız”dır.